25 Şubat 2012

Yorgunluğun İlacı Ufak Kaçamaklardır ;)


Meşgulüm anacım çok meşgulüm.
Yazdığım o kadar çok yazı var ki fakat düzenleyip yayınlayamıyorum. Telefonumda birikti de birikti.
Twitter desen orası da bütün unutmamak için yazdığım cümlelerle dolmaya başladı.

NOT: Twitter hesabım bizzat adıma özeldir ;)


Hızlı bir girişle başlayalım o zaman.

Dönem çok tuhaf başladı. Klasik bir Ege Üniversitesi olayı olarak kayıtlarımız zamanında açılmadı ve kayıtlar uzadı. Dersler yanlış seçildi. Danışmanlar muammada kaldı ve ders programları karıştı. Bütün bunların yanında bir de not sistemimiz değişince tam bir mağdur öğrenci olduk. Hatta cuma günü kampüs olarak bütün bu süreci protesto bile ettik. Hal böyle olunca da ilk hafta ders mers yalan oldu tabi. Anca bu hafta adam akıllı derslere başladık diyebilirim. Tabi bu dönem derslerin çoğunda gruplara ayrılmamız gerekiyor. Maşallah her derste ayrı bir gruptayım. Küçük bir not defterim var ve içine konuları, grubumdaki kişileri yazıyorum. Yoksa kesin unuturum biliyorum. Laboratuvar gruplarını daha eklemedim bile. Bunun yanında yapmam gereken ödevler, sunmam gereken dosyalar ve listelemem gereken kişiler var. Peki, bütün bu yorgunlukların sonunda mutsuz ve isteksiz misin diye sorarsanız kesinlikle size “Hayır!” derim =) Görev almayı ve aldığım görevi yapabileceğimden de daha iyi yapıp sunmayı seviyorum. Biraz işkolik bir insan oldum. Eskiden böyle değildim ben ya #) Bu sene 2.sınıflar temsilciliği görevimi de bir yandan sürdürüyorum. Arkadaşlarımın sorunlarıyla ilgileniyorum. Onların haberi olmadan birkaç küçük pürüzü düzelttiriyorum. Bu koşuşturmanın en güzel yanı ise işlerim bitip geriye çekildiğim zaman arkadaşlarımın benim yaptığım şeyleri bilmediği zamanlar oluyor. En güzeli de bu değil mi zaten. Ulu orta söylemeden yapmak.

Alışkınım aslında ben bu tarz yorgunluklara. İlkokulda, ortaokulda hatta lisede yıllarca sınıf başkanlığı, disiplin kurulu başkanlığını yürütmüş biri olarak bölümde sınıf temsilciliği benim için sorun değil ;)

Bütün bu işlerin arasında yarın yazlığa gidiyorum. Sabah 8 de yola çıkacağım. Artık kahvaltıyı verandamızda şöyle denizimi izleye izleye yaparım. İnternetsiz, doğayla iç içe, bol oksijenli bir gün geçireceğim. Kumsalda yürüyecek, telefonumu kapatacağım. Bir günlükte olsa şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve yoğunluğundan kaçacağım. Pazartesi benim için bütün o yorgunluğu geride bıraktığım gün olacak ;)

Gidiyim ufakta olsa küçük bir çanta hazırlıyım bari.

Benden size ufak bir tavsiye; hazır birkaç günlük güneş yüzünü gösteriyorken sizde benim gibi deniz kenarına, oksijenin bol olduğu bir yere gidin. Yanaklarınız fazla oksijenden kızarsın, başınız dönsün ve en güzeli de sessizliği dinledikçe ruhunuz arınsın.

Herkese iyi tatiller ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)