20 Nisan 2013

Yunus GÜNÇE - Kafamda Böcekler Var

“Yunus GÜNÇE” de ve dur orada!

Bu adamı ilk çıktığı zamandan beri takip ediyorum. Tamam, araya birkaç benim kendimde olmadığım yıllar girmiş olabilir ama genele bakarsan seviyorum len bu adamı.

Bi kere kendinden emin halini seviyorum.
Koç burcu erkeği olmasını seviyorum (Bende Koç Burcuyum.).
Kendisinin de dediği gibi bu alemde olup “Part time” “Butik ünlü” olmasını seviyorum.

İsyanlarda değil ya da isyanlarda ama kendinden emin bir şekilde her sözünün arkasında. İşin en güzel yanı adam çatır çatır aklından geçenleri anlatıyor. Çekinmiyor, konuşuyor. Alem FM’de radyo programı yaparken de oturup (Ders çalışmıyordum o günler, itiraf!) bitene kadar dinlerdim, twit atardım falan filan. Hatta İstanbul'a gittiğim zaman gösterisini izleyememiştim. Vee sonunda o beklediğim an oldu ve dün Yunus, İzmirime geldi. Ben gene onun olduğu saatte ders çalışmadım ve aylar öncesinden biletimi aldım. Vize haftamın tam ortasında, eğlence günü olan cumada onu görmeye gittim. Ouvv çok güldük, çok eğlendik, izdihamdan içeriye giremedik hohoo ;)

Öncesinde ise abimle buluştum. Tabi o işten çıkıp geldiği için karnı açtı. Çocuğu Yunusu görcem diye iş çıkışı direk Küçükpark’a getirtmişim ee aç aç gösteriye götürmek olmazdı. Hemen onu  Bisquitte’e götürdüm. Seç dedim beğen. Biz ne zaman bir araya gelsek hep yeni bir şeyler yiyip içip denemek isteriz. Bu seferde öyle yaptık. Önce Köri soslu bir yemek beğendi. Yok dedim sen köriyi beğenmezsin, başka bir şey seç. Bu seferde Rokfor soslu bir yemek beğendi. Düşünüyorum düşünüyorum Rokfor sos neydi diye. Sonunda garsona sormaya karar verdim ve sorduğumda garibim bugün işe başlamıştı, bilemedi. O başkasına derken sonunda yemeği yapanı çağıralım dediler =) Nasıl bir sos dedim. Rokfor peyniriyle yapılıyor dediler. İyide o nasıl bir peynirdi?! Hatırlasam sormam dimi (Bu konuda cahil kaldım napak.) derken kız, tuzlu bir peynir dedi. İyi tamam dedik hadi deneyelim. Ölmeyiz sonuçta (Ölmeyiz sonuçta! Yemeden önce dediğimiz cümleye bak hehee) . Önümüze gelince şöyle bir baktık ve abimin ilk cümlesi “Bu gri” demek oldu. Bence yeşilimtıraktı derken afiyet olsun yedik kalktık. Kalkarken garson bayana ve kasada durup yemeği yapan kıza “Elinize sağlık güzel olmuş, beğendik.” dedim. Mutlu oldular ya valla o anki yüzlerinde gördüğüm ifade çok hoştu =)) Geç kalmayalım diye konuşa konuşa Yunus’un sahneye çıkacağı kafeye geldik ve ana! içerde kimse yoktu. Garsonlar bizi kapıda karşıladı desem yeridir. Ayıp olmasın diye ortalara oturduk ve garsonların “İlk siz geldiniz, en öne oturun.” demeleriyle (Bana kalsa sahneye otururdum da yapmadım.) bir sıra arkaya oturduk. Daha fazla dayanamadım ve abimden “Rokfor Peyniri” neymiş bi netten bakmasını istedim.

Abim: Anaammm! Z.S, bence bakma!
Z.S: Noldu? Ne çıktı? En fazla küflü peynirdir.
Abim: ..?
Z.S: Hazırım. Göster şunu.

İşte o an onu gördüm. Özel küflü peynirdi yediğimiz. Sonrası araştırma ve bol kahkaha sonucu bakışmalar =) “Hep böyle oluyo Z.S. Senle ne zaman yeni bir şey denesek böyle bir şey çıkıyor!” Sanki suç benim (Evet benimdi. Gaza getirdim çocuğu. İnsanlar benim yanımda benden güveni ve desteği alıp yeni bir şeyler denemek istiyorlarmış. Çok ilginç çünkü ben böyle bir şey demiyorum #) ). Yemeği yapan kız bize küflü peynir deseydi eminim abim sipariş vermezdi. Ondaki o bakışı görünce demediler bence ;)

Yavaş yavaş insanlar gelmeye başladı ve derken bir anda kapı açıldı ve karşıma kirli sakalı, sırtında sırt çantasıyla Yunus GÜNÇE çıktı! Allahım böyle zamanlarda kendime hayran kalıyorum. Normal insanlar napar? Fotoğraf çektirebilir miyiz, imzanızı alabilir miyim, şaşkınlıktan afallamalar vb. ama ben naptım sadece gülümsedim ve bakış attım! Bu! Yani başka bir hareket yok!  Sahneye çıktı ve başladı gösteri derken saatler ilerledi. Cuma gecesi, vize haftam ve bütün sabahki sıkıntılarımdan arındım. Çok güldüm, çok eğlendim bak bir daha söylüyorum. Gösteride şunu anladım; benden daha hayran olanlarda varmış. Hele gösterinin ortasında ön sırada oturan kızın bir anda Yunus’un fotoğraflarını çıkarıp ona göstermesi tam bir olaydı. Yunus’unda şaşırıp “Yoksa evinde benim fotoğraflarımın olduğu bir odan mı var?” diye sormasıyla kafede olan herkesi bir gülme aldı ki anlatamam =)))

Ah Yunus Ahh! Harcanıyorsun adamım başka bir şey değil. Bence oda, dün geceden mutlu ayrıldı. Hele gösteri bitip kimsenin bitmesini istemediği bir an vardı ki oda uzattı zaten.

Gösteri biter, insanlar yavaş yavaş kafeden çıkmaya başlar.
Yunusum napar?
Kapıyı açar ve “Görüşürüz, iyi akşamlar.” deyip uğurlar =))

Sanki ev sahibi biz değil de oymuş gibi oldu =)) Samimi, enerjik ve bakışıyla bunu insana hissettiren bir adam. Özgüveni sağlam ve kendiyle barışık olmayı öğrenmiş.

Yunus, sen İzmir’e sık sık gel. Bu seyirciyi yeniden toplayabilirsin, hiç merak etme.
Yeniden izdihamlar oluşturursun. Yeni bir yıldız doğurtur ve Stand-up a yeni bir soluk olursun hohoo ;)

25 Mart 2013

Gün Devam Ediyor

Gün daha bitmedi biliyorum ama yazı yazmak istiyorum.
Biraz içimi dökeyim bakalım.

Beklediğim kişiler hala aramamışken beklemediğim kişilerin hepsi aradı. En yakının olanlar zaten yakınındaysa, bendeki bu bencilce düşünceler ne o zaman? Dünyaları dolaşan, özgür olan herkes yanımdaymış, öyle diyorlar.

Konuşmalıymışım.
Söylemeliymişim.
Neden neden olmayan bir şeyin üzerine gidiyim ki?

Bu gün şunu anladım; kimseye doğum gününü söyleme!

Söylemeyeceksin ve hatırlanmasını bekleyeceksin. Kendi halinde kalabilirsin. Senin gösterdiğin sevginin gramını göremeyebilirsin. Üzüleceksin ve ben, gün daha bitmeden bunu anladım. Her sevdiğim erkekten neden ayrıldığımı kavradım. Doğum günümü önemsiyorum ben! Hem de çok önemsiyorum. Yılın bir gününde özel hissetmek istiyorum. Bencilce ama istiyorum işte. Hediyeler istemiyorum. Sadece aranmak istiyorum. Bana telefonumdan ulaşabilecek kişiler varken faceden kutlamalarına gerçeği söylemek gerekirse sinir oluyorum. Telefonumdan ulaşamayacak olanlar için bir şey demiyorum ama ulaşabilecekken faceden iki cümle?! Çok tuhaf ama not aldım bunların hepsini. Ki ben arkadaşım dediğim insanlar için sürprizler hazırladım, hediyeler aldım, hepsini şaşırttım ama sonuç? Günün sonunda insana seni takmıyoruz, belki de saymıyoruz mesajı verdiler.

Çok teşekkür ediyorum hem de hepsine!

Yıllarca yaşadığım insanlar, bunu bana yapanlar. Çok bozuldum, çok kızdım. Bunu unutmamaya karar verdim. Ne sürpriz yaparım ne parti hazırlarım ne de milleti toplarım. Benim koşuşturmamın birazını toplaşıp yapsalar affedicem ama fark etmediler biliyorum. Bu hayatta politik olmak lazımmış. Sonra ben gider topluca arayalım, uykusundan uyandırıp şarkı söyleyelim bla bla!..

Aynı gün mü herkesin işi çıkar, aynı gün mü herkes kaybolur ve aynı gün mü dersleri yoğundur bu insanların?! Evet, sitem ediyorum. Yazımı okuyan herkes üzerine alınabilir.

Git ara Z.S.
Ayıp olmasın,
O senin kuzenin Z.S!
O senin akraban Z.S!
O senin arkadaşın Z.S!
O senin sevgilin Z.S!

Peki, ya bu Z.S için siz ne düşündünüz? O kadar kızdım ki size, hepinizi toplayıp bir çuvala koymak ve ardından denize atmak istiyorum. Akrabaymış, arkadaşmış ya da sevgiliymiş artık umurumda değil! İlişkilerdeki soğuk tavrımı sorgulayanlar vardı. Tepki oluşturanlar. Her sene farklı bir doğum günü yaşıyorum. Susuyor ve izliyorum. Bugün bölümden bir arkadaşım, neden doğum günüm olduğunu söylemediğimi sordu. Söylemem. Artık ilkokulda değiliz ki. Face diye bir şey var. Nasıl olsa oradaki uyarıyı göreceksin. İlkokuldaki doğum günü kutlamalarımı özledim. Sınıfça sözde sürpriz yapardık. En uzun teneffüste sınıfça “Peki & Gazoz” alır gelirdik. Herkes Pekisinin yarısını doğum günü çocuğuna verirdi. Ne kadar masumca, ne kadar saf bir kutlama. Paramız ona yeterdi. O ikisini almak lükstü ve o lüksümüzü paylaşırdık. Yarım pekiyimizle doymazdık ama gene de paylaşırdık. Doğum günü çocuğu olarak da hepsini yiyemezdin zaten. Sende dağıtırdın ve öyle geçerdi =) Güzeldi hem de çok güzeldi.

Öyle işte. Gün biterken ve akşam olurken tek istediğim arabaya binip yollarda gezinmek.
Telefonumu da evde bırakayım.
Gece yarısı olunca da faceden kutlayanlara cevap atıyım ve…

İyi Ki Doğdum!

Doğum günümü ilk ben kutlayayım istedim. Bugün sabahtan anneannemin aramasını saymazsak (Garibim her sene 23 Mart da kutlar. Bu sefer 24 Mart'da kutladı. Bugün sabahtan arayınca ve bende duymayınca bir şey oldu sandım. Hiç aklıma doğum günüm gelmedi. Ben bile unutmuşken anneannemin hatırlaması ilginçti #) ) bu yazımı yayınladığım andan itibaren evet ilk kutlayan ben olcam =)

En büyük beklentim şu an saatler gece yarsısı 00.01 olunca birinin bana mesaj atması. İlk dakikalarında kutlayan insanları hep sevmişimdir (Bir mesaj bu kadar açık verilmez.). Çünkü bende genelde öyle kutlarım. Sırf bunun için yarıştığım, uykusuz kaldığım geceleri saymıyorum bile. En sinir olduğum ise ben böyle mesaj atınca sadece “Teşekkür ederim Z.S.” diye geri dönenler. Öyle diyenleri artık bu şekilde kutlamıyorum.

Kim derdi ki yıllar sonra doğum günümü ilk ben kutlucam diye.
Yaşlandım mı yoksa büyüdüm mü, noldum ben şimdi?!

Hey dostum, yıllar çok çabuk geçiyor. Yoğun günler, üzüntüler, 2013’ün ilk günlerinden beri aldığım keskin kararlar, sevdiğim adamın gerçek yüzünü görmem ve daha nicesi ilk 3 ayımı doldurdu bile. Daha önümde yaşanmamış aylar varken o aylarda neler olacağını kestirmeye çalışıyorum. Mesela bunlardan biri (Size daha önce anlatmıştım PATİ’yi) benim PURSAT, PATİ ile çiftleşmiş. Aman allahım nasıl mutluyum anlatamam. Minicik minicik bir sürü Jr. PURSAT ım mı olcak benim şimdi? Ayy yerim lan ben onları. Sevmekten sevgi pıtırcığı yaparım. Pembe pamuklara sararım da kıpırdayamazlar (Ayı yavrusunu severken nasıl öldürürmüş cümlesini merak edenler, buyurunuz böyle oluyor.). Ne oluyorum ben şimdi anneanne mi hahaha =D =D Yavruları kimseye vermicem. Hepsi benim hepsi benim nihaaa =D Mayıs ayı gibi doğurur diyorlar. Ben ve mayıs ayı! Ay bekleyemiyorum. Bu haftayı sağ salim atlatayım direk yazlığa gidicem. Mamaları, bisküvileri ve vitaminleri doldurcam arabaya, kumsalda koşucam onlarla.

Bu biten hafta (Malumunuz artık yeni haftaya girdik.) neler yaşadım neler ve bu hafta yaşayacağım her şeye geçen haftadan üzerime yıkılan 3 olayımla beraber başlıyorum. Bu nedenle bu hafta doğum günü hediyesi olarak kendimi, yazlığa götürmeye karar verdim. Temiz hava, köpecikler, kediler, kuşlar ve bahçe derken orası bana bayağı iyi gelecek gibi görünüyor. Umarım hava, hafta sonu SÜPER olur =)

Çocukken doğum günlerimde hediye alınması severdim. Şimdi sevmiyormuşum gibi bir anlam çıkmasın hala seviyorum ama çocukken alışveriş yapamadığım ve paramda olmadığı için alacaklarımı annem ya da babam alırdı ama artık öyle değil. Bundan herhalde azizim, artık maneviyata yöneldim =)

Ee hadi bakalım kutlamaları bekliyorum. Yaşımı merak eden var mı? Ederseniz sorarsınız zaten =) Neden her yıl doğum günümde duygusal olurum ben? Çok tuhaf bir duygu bu yaa. Düşünsenize anneniz sabahın 09.30’da doğum yapmış yani şu saat itibariyle hala dünyaya gelmemiş oluyorum. Sayılı saatler var falan filan. Uff çok güzel bir şey ya ve çok da mucizevi =))

Öpücükler ve kutlamalar bugünlük bana ;)

7 Mart 2013

Hal Hatır Sormaca

Napıyorsunuz, iyi misiniz? Halınız hatırınız nasıl, işleriniz nasıl gidiyor?
Bu soruları çok ciddi sordum gerçekten ;)
Ben mi?
Özlediniz mi beni, gerçeği söyleyin bakalım =) İyi sordunuz söyleyeyim o zaman.

Bu aralar kafamı kaşıcak zamanım yok hatta iki güne bir duşa giren ben, artık sadece saçımı yıkayabiliyorum. Bi geçen gün geç yatıp sabah ayılamadığım için sabah 08:30’da dersim olmasına rağmen soğuk duşa girdim. Her şey ayılmak için. O ıslak saçla gitmemek içinde büyük beremi taktım ve bütün saçımı içine soktum. Neyse ki kabarmayan bir saçım varda sorun olmuyor. Yoksa o bereden çıkan saç motosikletten inen kızın kaskını çıkarmasıyla salladığı saçlar gibi olmayacaktı (Yaptım evet! Amfide beremi çıkarım saçımı salladım. Elimle kabarttım hehe =) ). Bi çıkaracaktım bereyi, al sana bonus en kabarığından bir saç tomarı!

Günlerimin nasıl geçtiğini size şöyle söyliyim, bugünden yarın hatta haftaya ki yapacaklarım belirleniyor. Nasıl bir yoğunluk, nasıl bir yapılacaklar listesi ki bu bitmiyor! Hadi bitmeyi geçtim azalmıyor yahu gram eksilmiyor! Not alıyorum yapacaklarımı sonra onları aciliyet sırasına sokuyorum “10 9 8…” şeklinde azala azala devam ediyor.

Derslerin zaten sabah 08:30 olması bu kadar yoğunken işkence gibi. Bünye alışmış gece 1’den sonra yatmaya ama bu yoğunlukta valla artık 11’den sonra uyumamak için kendimi kasar oldum. İşler bitsin, notlar temize çekilsin, mailler atılsın, cevaplar yazılsın. Birde bunların arasında bölüm olarak kayıt sisteminde çıkan bir sorunu halletmekle uğraşıyorum. Üye olduğum topluluk olarak özel bir gün düzenlemeyi düşünüyoruz. Onun sponsorluk ve davet olayını düzenleyen gruptayım. Üstlendiğim birkaç firma var. Onları arıyorum. Olumlu olumsuz konuşuyorum. Cevap bekliyorum derken elim hep telefonumun üstünde. Sonra grupça 21 Martta Moda Koleksiyonda “Ev Tekstili” sunumumuz var. Onun için konu dağılımı yaptık ve şimdi sıra geldi hocaya danışmaya. Ardından onunda düzenlenmesi, dosyası, sunumun hazırlanması gibi cancanlı ama adamı yoran işleri başlıcak. Geçen dönemi hatılıyorum da bebek şekerleri (Bu Part1 Bu da Part2) ile kafayı kırma noktasına gelmiştim. Şimdide benim konum nevresim ve yastık yani yatak odası. Aslında aklımda çok hınzır fikirler var ama çaktırmayın, ciddi görünelim.

Sizden bir şey isteyebilir miyim: Bu nevresim tasarımları nasıl çizilir yani teknik ve estetik çizimleri nasıl yapılır, photoshop da yapılışını bilen varsa bana mail adresimle ulaşabilir mi? Yardım edene minnettar olurum, söz! =))

Sabahları kalkıp yüzümü temizleme jelleriyle yıkadığım, kremler sürdüğüm, gece yatarken bu ritüelin yeniden yapıldığı sonra rahat rahat gözüme renkli kalemlerimi çektiğim günleri istiyorum ben! Hatta bütün gün spor yaptığım saatleri… Sporda yapamıyorum bu koşuşturmaca da iyi mi?! Spor yapamıyorum diye yeniden yediklerime dikkat etmeye başladım. Her şeye zaman bulabiliyormuş gibi bir de gittim kütüphaneden kitap aldım, onu okuyup yetiştirmek istiyorum (Kitapta güzel ve akıcı gidiyor bakalım.). Haftaya pazartesi de ilk kimyasal laboratuvarıma başlıcam. Ona da gidip önlük almam lazım. Allahım allahım aynı anda bir sürü iş ve aynı anda her yere yetiştirmeye çalışılan paralar!.. Hebiciği benim hayatım dostlar.

Aaa bir dakka unutacaktım, üretimde etek dikiyoruz hehe =)) Nazar değmesin ama eteğim güzel gidiyor ;) Sonunu da güzel yaparsam sunumumda giycem (En azından amacım o yönde.). Kimseye söylemezsem diğer grup anlamaz bile ;)

Aklımdaki fikirleri de gerçekleştirirsem işte o zaman SÜPER olcak. Mesela abimle yaz tatili, yazın iyi bir yerde staj, stajıma arabamla gitmek, abimle photo booth çekimi yapmak gibi gibi =)

Çarşamba demek yeni post girilmesi demek.
xoxo