29 Ekim 2009

{ Küçük Bi Dost Tavsiyesi Daha }

Başlıkta da dediğim gibi "Küçük bi dost tavsiyesi"...

ÖSS ya da onun gibi bir çok sınava bende girdim arkadaşlar. Evet, çok yorucu, sıkıcı hatta bazen insanın sinirleriyle beraber psikolojisini zorlayan bir süreç bu. Sistem değişsin, isterse de kalksın ama bu sınavlar ve bu yaşananlar hep olacak.
Evet, çalışmayı sevmiyoruz. Kimse karşıma çıkıp "Ben hobi için çalışıyorum." demesin. Bu hazırlanma döneminde hava sıcak, etraf canlı, millet Kordon yaparken siz evde oturup ders çalışıyorsunuz ve bunu sevmiyorsunuz "Ufff ya bende orada olmalıydım" diyorsunuz biliyorum ama arkadaşlar bu uzun yolda biraz kendinizi sıkmanız gerekiyor tabi eğer gerçekten istediğiniz meslek varsa. Yoksa boşverin. "Ne olsa yaparım ben abi" durumuna düşmeyin derim. Bi hocam şöyle demişti bize "Bu yorucu tempoda kendiniz için çalışmayı bıraktıysanız, ilerisi için çalışın. Çocuklarınızın geleceği için. Düşünün sizden bir şey isteyecekler ve siz yapamayacaksınız ya da alamayacaksınız. Keşke dememek için çalışın. Ailenizi de geçin, kendinizi de... Ve kızlar,sizde ileride evleneceğiniz adamın eline bakmamak için çalışın. Mesleğiniz olsun, ayaklarınız yere sağlam bassın ve güçlü olun!" böyle deyip çıkmıştı sınıftan. Bütün sınıf çok etkilenmiştik. Evet, doğruydu dedikleri hemde her kelimesi.

Devir çok zor bi devir. Buradan sıyrılmanız lazım.

* Hedeflerinizi yüksek tutmalı, bir altı oldu mu da üzülmemelisiniz.
* Hırslanmalı ama bunu stres ve sinir yapmamalısınız.
* Size denilenleri dinlemeyin. Hedefinizi koyduysanız o çıtayı kıracak olanlar olacaktır. "Aman bu meslekte iş yok" falan diyenler çıkabilir. Ama siz onu severek seçtiyseniz en iyisi sizsinizdir!!

Tercihler sırasında ise eğer mümkünse ailenizle kalın. Tabi büyük şehirlerde okumak istiyorsanız okuyun. Yaşadığınız yer küçükse ve eğitiminden mutlu değilseniz diğer büyük illerden birini seçin ve oranın en iyisi olun.
Geldiğiniz yeri unutmayın ve sakın ama sakın şu saçma düşüncelere dalıp boğulmayın;

- Uzakta okucam,
- Ailemden ayrı olucam,
- Yurtta kalmam ben abi ayrı evim olmalı,
- Kopucam,
- Partiler manyak olurmuş kampüste oralara gidip ortam yapıcam,
- Öyle çok kalabalıkla da kalamam sıkar beni...

Bu liste uzar da gider. Arkadaşlar bu tip düşünceleri lise zamanında bizde derdik ama çoğu gerçek değil bunların. Burada tek gerçek olan siz olmalısınız. Ben İzmir'de büyüdüm ve şimdi burada ailemle kalıyorum ve tabi okuyorum. O kadar rahat oluyor ki. Belki İzmir dışında bir yerde okusaydım bu kadar hem ailem, hem ben rahat olamazdım. Şimdi istediğim kadar harcayabiliyorum, istediğim yere gidip gezebiliyorum. Rahat bir şekilde "Kopabiliyorum" =))) Uzağa giden arkadaşlarım mesela her tatil de buraya gelmeye çalışıyorlar. O kadar zor ki onlar için ve yorucu tabi. Çoğu arkadaşımda yurtta kalıyo. Kalamayanlar da var tabi ama onlarında çektiği zorluk o kadar çok ki. Ekonomik anlamda sıkıntı doğurabiliyor.

Demem o ki; çalışın arkadaşlar ve hayatınızı kurtarın.
Bi kaç senelik sıkıntının sonu kesin mutluluk oluyor =)))

Herkese Mutluluklar...

^ Kampüs ^

Dersler başlayalı bayağı oldu ama hiç yazmamışım. Çok ilginç geldi bak şimdi =))

Hayatımın uzun bir bölümünü insanları gözlemleyerek geçirdiğim için herhalde tuhaf ya da ilginç olaylar hep beni buluyor.
Bunlardan biri mesela;
üniversite kaydı için sırada bekliyorum falan yanımda da bir adam var ve habere telefonla konuşuyor ama ne konuşma arada da "Çıkacak şimdi, çıkıyo galiba" falan diyordu. Sandım ki önemli biri geldi bizim kampüse. Ee sonuçta üniversitem de boru değil ki. Övmek gibi olmasın ama koskoca Ege Üniversitesi yani =)))

Neyse işte kapıdan bu konuşmanın sonucunda bir kız çıktı. Minyon bir tip! Kıza şöyle uzunca bi süre baktığımı hatırlıyorum. Baktım baktım yok yani ünlü falan değil. Bildiğin halktan, bizden biri =)) Adam çıkardı kamerasını çekmeye başladı. Meğer kızın ilk günüymüş ve içeride kaydını tamamlamış. Şaşırdım yani. Ee bunu bizde yapıyoruz da bu kadar tantanaya ne gerek var. O an oradaki herkes kıza baktı. Bazısı güldü, bazısı şaşırdı. Ben mi??? Ben sadece düşüncelerimi kafamda yazıya geçirdim o kadar =))

Buna benzer bir durumda ÖSS gününde yaşamıştım.Çocuklar sınava girmeden önce kapıda resim falan çektiriyorlardı. Böyle sarılmışlar yada gülerek falan. Sonra ne olacağını bilmiyorlar sanki. Girecekler sınava sonra o 195 dk nasıl geçecek?! Kafalarınızdan neler geçecek (Bu konuyu başka bi başlıkta yazmaya karar verdim.) ardından sınavdan çıktık işte, gene bir grup kameraya falan alındı. Fotoğraf çektirdi. Ben ise kafa 1500 çıkıp gitmeyi düşünüyordum. Önceleri bu tür durumların ailelerin zoruyla olduğunu düşünürdüm ama yok değilmiş. Ebeveynlerin suçunu almanın anlamı yok =) Yaa işte böyle.

Birde bi şey daha eklemek istiyorum, üniversitede hiçbir şey lise ya da daha öncesine benzemiyor arkadaşlar. Kimse sizin gözünüzün yaşına bakmıyor. Hocalarla iyi geçinmeye bakın derim. Ne kadar iyi o kadar karlı anlayacağınız ;)

Belki buraya üniversite (Özellikle de Ege Üniversitesi) hayatını yazabilirim.
Üniversiteme gelecek olanlara ön bilgi olur ;)

Şimdilik Hoşça kalın...

16 Ekim 2009

Hadise Her Yerde!!!

Farkında mısınız bilmiyorum ama Hadise bu aralar her yerde!
Piyasadaki her markanın yüzü olma yolunda hızla ilerliyo. Bi insanı bu kadar çok görmek gerçekten beni sıkıyo. Yeter artık diyorum. Bi de bu aralar yeni albüm çıkardı. Türkiye'de farklı bi albüm, Avrupa'da farklı albüm çıkarmış. Şimdilerde de "Penti"nin yeni reklamında karşımıza çıktı. Reklam şarkısını kaçıncıya dinledim ama gene de anlamadım. Penti'nin reklamında Nil Karaibrahimgil daha başarılıydı.
Şahsen Hadise'nin Türkçe söylemesini istemiyorum. Ağzına hiç yakışmıyor diyebilirim. Böyle harfleri yaya yaya söylüyo falan. Hele son şarkısı "Evlenmeliyiz" yok mu?! Allahım bu kadar saçma bi şarkı hayatımda dinlememiştim. Anladık Sinan Akçıl'la aşk yaşıyorsun falan da böyle saçma bi şarkı olamaz. Sen "Avrupa'da dünyayı sallıcam" falan de (ki bi ara o yolda çok hızlı ilerledi) sonra gel böyle gereksiz bir şarkı söyle. Kesinlikle Hadise İngilizce şarkı söylesin. En azından anlamını öğrenmek için kendimizi kasmasakta kulağa güzel geliyordu. Hadise'nin İngilizce şarkı sözleri de saçma oluyor ama olsun, alt yapısı -müzik olarak- daha güzel oluyo.

 
Hadise'nin frikiklerinden, yaya yaya konuşmasından, gereksiz ve saçma bulduğum şarkılarından, aşklarından ve bu aşkı hakkında sorulan sorulara hep aynı cevabı vermesinden, poposundan, bacaklarından, yırtık kotundan, göbek deliğinden, Eurovision macerasından! ÇOOK SIKILDIM...


Buradan Hadise'ye sesleniyorum;
N'olur biraz yüzünü özlet.
Gitgide yüzün eskiyor çünkü!!!

28 Eylül 2009

Gene Gene ve Yeniden

Nerden buluyolar bu yarışmaları anlamıyorum ya. Tamam ilk zaman çok seviyoruz, izliyoruz, bağlanıyoruz ama sonralarda sıkmaya başlıyor. Artık milletin içini bayana kadar yayınlamasınlar şu yarışmaları. Hele yeniden yayına sokmuyorlar mı, işte o zaman o kanala daha çok sinir oluyorum.

En son bombayı söylüyorum arkadaşlar hazır olun: Bugün 16.00'da "Yemekteyiz" yeniden başlıyormuş.

Evet, "Yok artık!!!" seslerini duyar gibiyim. Bu ne kardeşim!
"Yemekteyiz" ,"Yemeğe bizdeyiz", "Yemekle içiçeyiz" vb programlarla iyice saçmalayan bu yarışmayı yeniden başlatmakta ne oluyor?
Show TV zaten bayram da "Oruç tutuyor millet. Program izlenmez." diye "Benim kocam bir melek" diye bir yarışma yayınlamıştı. Gece yarısıydı yayın saati ama şimdi sabaha koymuşlar. Saçma bir yarışma daha yayına sokan Show TV'ye alkışlarımı iletiyorum.


Bi de o programda ki insanlar yok mu uff ki ne uff!.. Hepsini koy bi çuvala salla salla vur duvara yani. Ota boka laf atıyorlar. Laf atmazlarsa dışlanıyorlar. Bi de illa aralarından biri kesin şarkı söylüyo oluyo. İşte kendini tanıtmaya çalışıyo.

Hey aa heyt! "Çevir kanalı kızım, çevir kanalı." Modundayım ya da kapat TV'yi boş CD'yi dinle belki daha verimli olur.
  
NOT: Fox TV'da ki yeni yarışmayı da duyurmak istiyorum bu arada.adı: "Yaş 15". Sözde bi şarkı yarışmasıymış. Kızların anneleri menajerleri olacakmış. Birinci olan bi dizide oynucakmış. Bakalım o dizide diğer yayından kalkan dizilere benzeyecek mi??? Merakla bekliyorum.

Bi de şarkı yarışmasının birincisi niye alakasız bi alan olan oyunculuğa yöneliyor ki? Bu birinci saçmalık. İkinci saçmalık ise; zaten kızlar 15 yaşında yani karar verme hakları yok ki. Velileri onların yerine imza atmalı. O yüzden anneleri menajerleri olmak zorunda değil ki. Burada şöyle olmalıydı bence tanınan, piyasadaki çok önemli biri onun menajeri olmalıydı. Kararları aileye sorup, imzayı anne atmalıydı. Menajerleri bu kişilerin işlerini ya da konserlerini hazırlamıyor mu? Anneler nasıl hazırlayacak peki? Kadın evinde oturup iş gelsin diye bekler artık. Sonra bu kızlar unutulur gider.

Evet millet bu saçma yarışmayla da bugün karşılaşıyoruz. Herkese geçmiş olsun. Jüri üyelerinden biri de Yeşim Salkım'mış. Hiç sevmem zaten o kadını. Bence gereksiz bir insan ama olsun bakalım.

Uzun bi not oldu. Farkındayım =))

Seven sevmeyen herkese iyi günler.