30 Ocak 2013
28 Ocak 2013
Ehliyet Sınavı Olayımız …3
Hey millet, artık
benim de ehliyetim var =))
Bugün yarın arabanın kaskosuna adımı da yazdırdım mı ouvv
kim tutar beni. Evde geçirdiğim sıkıcı günler hatta geçmek bilmeyen saatler
sonunda anladım ki ben işkolik, çalışmayı seven biriyim yani öyle hiçbir şey
yapmadan durabilen biri değilim. Evde dursam kesin spor yapıyorum (Enerjimi
atmam lazım), sokağa çıksam uzun uzun yürüyorum. Sıkıntıdan neler yaptım neler
ki yaptıklarımı size yazıp yayınlıcam ;)
Her neyse olayımız bu
değil. Asıl olayımız ehliyetime sonunda kavuşmam =))
En son teorikte kaldık diye hatırlıyorum. O zaman direksiyon
sınavımla olayımızı anlatmaya başlıyım. 19’unda sabahtan gittim sınav alanına. Sıramı
bekliyorum, bir yandan da giren kalabalığı izliyorum. Ama nasıl yağmur yağıyor
anlatamam. Giden yarım saat geçiyor hala gelmiyor falan derken sonunda sıram
geldi ve bindim arabaya. Verdim kimliğimi “Merhaba” dedim (Amacım hani samimi
olmak değildi. Sadece sürüşe iyi başlamaktı.). Komite “Başlayın.” dedi.
Başlıyım tamam da
benden önce arabayı kullanan erkekler el frenine bildiğiniz abanmışlar!
İndiremiyorum!
Yanımdaki komiteye “İndiremiyorum.” dedim. Adam tip tip
baktı suratıma ve el frenini tuttu “Gerçekten bu ne ya?” dedi. Kendisi bile zor
indirdi ve biz böyle başladık kalkışa. Arabayı, adam el frenini indirmesine
rağmen kaydırmadım (Kendimi her aklıma gelişinde kutluyorum çünkü millet bizim
orada arabayı hep kaydırdı. Sıra bana gelince de “Acaba ben napcam?” dedim ve
kaydırmayınca da mutlu oldum tabi.). İşte böyle çıktık yola. Ben sürüyorum,
komitenin komutlarına uyuyorum derken bana manevra yapacağız dediler. Tamam, dedim
ama manevra yapacağımız yer o kadar kalabalıktı ki beklenmezdi. Onlarda “Sür. İlerde
yap.” dediler. Tamam, dedim ve onların dediği yere yanaştım ama dedikleri yer
arabanın yarısını içeri alacak kadar büyük ve yol boyunca devam eden
çukurlardan oluşuyordu. “Burada çukur var.” dedim. Adamda “Nolmuş?” dedi. “Arabaya
zarar verebilir.” dedim (Burada belirtelim, arabanın başına bir şey gelirse
sizden sonraki adaylar da etkileniyor.). “Bir şey olmaz. Manevra yap.” dediler
ve hocama dönüp “Hep ezberletiyorsunuz ondan sonra böyle oluyor, yapamıyorlar”
dedi. Sen misin bunu diyen! Hemen bende “Ezber falan yok. Tamam, yapıyorum.”
dedim ve güzelce manevra yaptım. Bu sefer adam “Yanlış yerden döndün. Direğin
duvara yakın olan yerinden döneceksin.” dedi. “Tamam, çıkıp bir daha yapayım.”
dedim ve çıkıp yeniden yaptım. Bunu yaparken de “Oradaki çukur daha derin,
ondan buradan döndüm.” dedim. Adamda “Amma taktın çukura ha!” dedi. Resmen sinir!!
Dediğini yapıp o çukuru düşünmeden manevramı yaptım ve güzelce girdim. “Tamam, oldu
mu?” dedim ve adamda “Tamam.” dedi. Ardından arabayı çalıştırdım ama bu seferde
adam, ben tam kalkarken ayağıyla arabaya müdahale etti ve araç stop etti. Anladım
adamın yaptığını ama bozuntuya vermedim ve direk kalkış yapıp yoluma çıktım. Adam
dönüp bana “Çukura bizi sokmadan nasıl çıktınız?” dedi. “İşte ben böyle girer
böylede çıkarım.” dedim. Komite o an şok ve sus pus oldu. Kimse benim dalıma
basamaz efendim. Altı üstü komitesin yani ki ben şehir içinde de araba
kullanmış biriyim. Buluyorlar beni yemin ediyorum. En sinirlisi, en kılı, en
sorunlusu vb. Sınav alanına gelirken kuyruğa girdik (O kadar kalabalık ki sınav
alanı, gidip görmek lazım. Anlatılmaz yaşanır.). Oradan da düzgünce geçtim ve
sonunda aracı aldığım yere sinyalimi de verip girdim. Bir güzelde aracı
durdurdum. “Şimdi napıyoruz?” dedim. “Arabadan iniyorsunuz.” dediler. “O zaman
kimliğimi alabilir miyim?” dedim. Adamda “Buyurun.” dedi ve ben araçtan indim.
Sonra eve gelip oradan yazlığa gittim. Harika bir hafta sonu
ve PURSAT ımla zaman geçirmek aklımdayken (Sonuçların bu kadar çabuk
açıklanacağı aklımın ucundan geçmiyordu.) hoopp cep telefonuma gelen mesaj!
Mesajda direksiyon sınavında başarılı olduğum yazıyordu. Hemen hocam aradı, o
aramasa ben arayacaktım zaten ve birbirimizi kutladık. Komite kafadan 10 puanı
herkesten kırıyormuş, nedeni de heyecanmış. Peh! Benden sakinini görmemişlerdir
ya neyse.
Sonuçta geçtim mi
geçtim. Önemli olan da buydu =))
Uff gene uzun upuzun
olmuş. Ehliyet çıkarma olayımız bir sonraki yazıma kaldı iyi mi?! ;)
Etiketler:
araba,
başarı,
ehliyet,
mutluluk,
pursat,
samimiyet,
sıkıldım,
sıkıntı,
sınav,
sinir oluyorum,
sokak,
tatil
19 Ocak 2013
CEM YILMAZ – CM101MMXI FUNDAMENTALS
Cem YILMAZ, Türkiye’nin artık marka olmuş isimlerinden biri.
Gösterilerini sevende var sevmeyende ama şöyle bir gerçek var adam tam bir
yetenek ve izleyicilerini nasıl etkileyeceğini biliyor.
Dün filmine gittim (Zor bilet bulduk. Önceden rezervasyon
yaptırdık. Artık siz düşünün. Aklınızda olsun diye diyorum.). Güldüm hem de
kahkaha atarak hatta çoğu yerde gözümden yaş geldi =)) Cem YILMAZ’a gidip de “Ben
gülmedim.” diyen insanın kesinlikle sorunu vardır diyorum açık ve net! Birine
gülmesen diğerine kesin gülmen gerek.
Film hakkında bir şey söylemicem. Sonuçta gösterisini
izliyorsunuz. Aslında Cem YILMAZ çok zekice bir şey yaptı. Sonuçta gösterilerinin
biletleri 2 ay önceden bitiyor. Giden var gidemeyen var ve en son DVD (Ne var?!
Ben hala DVD arşivi yapıyorum =) ) sini alıp arşivlemek zorunda kalıyorduk. Ama
böyle her kesime hitap edip onlara ulaşmış oldu. Hem kendi kazandı hem de seyirci.
Yani alan memnun satan memnun durumu. 4 günde 600bin izleyici ve dün öğrendim
ki milyonları bulmuş kişi sayısı.
Benden birkaç gözlem;
* Öncelikle sinema salonunda gülüyorsunuz yani öyle sessiz, “Hışt!
Sessiz olun.” diye bir durum yok. Bütün salon gülmekten yarılıyor ve kahkahalar
havada uçuşuyor.
* Benim oturduğum sıranın sağında abim ve bir çift vardı. Solumda
ise ful erkek. Zaten salonda kadından çok erkek vardı. Önceleri solumdaki erkekler
gülemedi (O sırada +18 espriler yapıyordu Cem). Bende bir yerden sonra kopunca
artık onlarda rahatladı ve salon bir yerden sonra samimi mi oldu desem yoksa
herkes rahatladı mı desem bilemedim =))
* Klasik Cem YILMAZ Gösterisi durumu olan çıktıktan sonra
hiç bir şey hatırlamıyorsunuz =)
* Alakasız ama Cem YILMAZ yaşlanmış ya =(
* Tadı damağınızda kalacak bir gösteri sizi bekliyor.
* Tek hoşuma gitmeyen şey, adamın biri 8 (en fazla 9 dur ama
fazla değildir.) yaşındaki kızını getirmiş. O kız için o espriler fazlaydı. Tabi
burada suç, babasında ya neyse.
Özetle bu yağmurlu
havalarda gidin, deşarj olun, bol bol gülün hatta ağlayın ve sakın su ya da
mısır yemeyin valla gülerken bir kazaya neden olabilirsiniz. Böyle bir durum
istemeyiz değil mi?! ;)
İyi Seyirler =))
17 Ocak 2013
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









