8 Eylül 2010

6 Eylül 2010: İzmir CHP Mitingi

Bu zamana kadar ne düşüncemi sakladım ne de siyasi görüşümü.

Eskiden kim kime oy vereceğini söylemezdi.ama şimdiki durumumuz o kadar farklı ki. Herkes bölünmeye başlamış durumda.neler oluyo ya da neler dönüyo bu konuda kimse bişey bilmiyo.
Bilmiyo, çünkü insanlara bilinmesini istedikleri kadarını aktarıyorlar.
Burda en sevdiğim sözü yazmak istiyorum:

Gerçek dediğiniz şey halkı cayır cayır yakar.
Umudu anlayamazlar,
diyalog canlarını sıkar.
Özgürlükte ise tereddüt vardır.

O kadar doğru bir söz ki.

Bu Pazar_12.09.2010_günü referanduma gidicez ve oy kullanıcaz.ama hala halkın çoğunluğu ne için oy kullanıcak ya da "evet" deyince neyi kabul edicek, "hayır" derse neyi red edicek bilmiyo.
Ne araştırıyo, ne de bunun için bi çaba sarf ediyo.
Soruyo yanındakine
-Ne kullanıcaksın?
-Hayır.
-İyi, bende onu kullanıyım.
diyo ve bu şekilde kafasında bişey oluşturuyo.

Ne parti olayı, ne de siyasi bir olay.bu gerçeklerin açıklanması ile ilgili bir olay.gerçekleri halka sunmalılar.ne kadar da cayır cayır yansakta bunu bilmeliyiz.ama bizim halkımız diyalogdan sıkılan kişilerden oluşuyo.umudu sunuyoruz bunu anlayamıyorlar.bir boyunduruğun altına girip "böyle geldik, böyle gidicez." mantığındalar. çünkü özgürlükten korkuyorlar. O sıkıştırılmış ve böyle geldik, böyle gidicez sözüne bağlı yaşamaya alışmışlar ama HAYIR! Kimse bu şekilde yaşayamaz.
Bu yeni anayasa kabul olursa haklarımız daha da kısıtlanacak ve bizi soktukları şişeyi kavanoz yapacaklar.
Kimsenin kimseye hoşgörüsü kalmamış durumda, herkes birbirine şüpheyle bakıyo, broşür dağıtanlar dövülüyo, yazı yazanlar sorgulanıyo, daha suçları belirlenmemiş şüpheli sıfatıyla insanlar hapishanelerde bir seneye yakın zamandır tutuklu bulunduruloyo, kanallar kapanıyo, karşıt haber yapanlara ceza veriliyo, köşe yazarlarının yazıları sansürleniyo sonrada işten atılıyo.
Nerde burdaki özgürlük ???
Benim ortaokulda öğrendiğim özgürlük tanımı bu değil. Özgürlük bir başkasının özgürlük sınırına kadardır.
Reklam yapan kişiye "Sen neden reklam yapıyorsun?" deyip döverken burda kimin özgürlüğü engelleniyor acaba???


İşte ben bu düşüncelerle mitinge gittim ve o kadar kalabalıktı ki.
İYİKİ İZMİR'DE YAŞIYORUM dedim içimden.
O kırmızı_beyaz gelincik görüntüsünü Cumhuriyet Mitingi'nden beri görmemiştim.



Gavur İzmiriz,
Kumsal şehriyiz
ama özgürüz biz.

Bu mu istediği o kişilerin, bölmek mi?
Ele geçirmek istiyormuş İzmir'i.
Böyle bişey olmayacak.
Savaşta sandı sanırsam kendini.

Hepberaber Kılıçdaroğlu'nu bekledik. Kamer Genç bile ordaydı. İzmir'li sanatçılarda gelmişti. Harika bir mitingdi. 

İzmir'im ya.
Seni çok seviyorum.
Benim şehrimde herkes özgürdür.

Kızlar erkekler karma çimenlerde oturur ve kimse onlara ters ters bakmaz. kimse kimseye oy kullanmaması için baskı yapmaz ve ne kadar servis kaldırsalarda mitingler için, içinden geldiği için mitinglere giden insan sayısına ulaşamazlar.

Şöyle anlatayım size; bir otobüse biniyorsunuz ki o otobüs hınca hınc dolu ama sizinde mitinge gittiğinizi anlıyorlar ve sıkışmak pahasına size yer veriyorlar. Bütün yolu sloganlarla gidiyorsunuz. aynı yerde inip alana sloganlarla yürüyorsunuz. 

 

 Tekneler kordonda mitinge destek oluyo. 




 
Otellerin balkonlarından izleyenler, evlerin balkonlarında ise bayrak sallayanlar destek oluyo ve miting başlıyo.

Size ilginç bir ayrıntı: mitingin yapıldığı yerin hemen yanında Yunan Büyükelçiği var. Bizim şehrimizde işi olmayan oraya gitmez, olay çıkartmaz orada. Leke sürmez İzmir'e.



İzmir sevgisi ayrı bir sevgidir.
Ne paylaşılır, ne de öğretilir.
Halkıda aynı şekildedir.


Biz bu şekilde tek yürek halinde mitingi bitirdik. 

 

 Ayrıca Kılıçdaroğlu'na bittim =)) O kadar kısa boylu bir adamda değil ve halka hitabı müthiş =))
Ben onun huylarını babama benzetiyorum =) ondanda bu kadar çok seviyor olabilirim =))






Bence şu birkaç gün kala sizde araştırın ve bir karar verin.

1 Eylül 2010

♥ ♥ ♥ 12 Dev Adam ♥ ♥ ♥


Dünya Kupası Futbol karşılaşmasınıda bir heyecanla izlemiştim.
Şimdi Basketbol şampiyonası var ve onu da heyecanla izliyorum.
Sanırsam bunu daha bi heyecanla  izliyorum. çünkü hem evsahibiyiz hemde bizde katılıyoruz.
Futbolda birkaç takım tutmuş ama ana tuttuğum takım olan G.Kore elenince üzülmüştüm.
Şimdi bu büyük organizasyonda bizde varız ve en iyiler arasında gösteriliyoruz.
Türk Halkının böyle milli maçlarda ne kadar heyecan ve sevinç yaşadığınızı biliyorum.biz Türkler severiz böyle şeyleri. zaten maçları izleyen seyirciye baktığımda da bunu gördüm.   Kendim dahil =))

Bu sene C Grubu'nda yer alıyoruz ve rakiplerimiz:
Porto Riko, 
Yunanistan, 
Çin, 
Rusya
Fildişi Sahili.

Takımımız ise:
Cenk Akyol
Sinan Güler
Barış Ermiş 
Ömer Onan
Ersan İlyasova
Semih Erden
Kerem Tunçeri
Oğuz Savaş
Kerem Gönlüm
Ender Aslan
Ömer Aşık
Hidayet Türkoğlu dan oluşuyor.  

Tabi bizim gibi SÜPER bir takım Fildişi Sahili'ni yendi.kolay bir maç oldu ve aradaki sayı farkıda bunu kanıtladı.
Pazar günü ise Rusya ile basket oynadık ve onlarıda yendik.Herkesin favorisi olan Rusya bizim altımızda ezildi. Güzel bir maç mıydı? -Evet, güzeldi. Ama ben bizimkilerden daha sert bi oyun beklerdim.Ruslar resmen yıkıp geçmek mantığındaydı ama sonunda n'oldu biz yendik işte ve herkes gördü milli takımımızın gücünü ;))
Bu kazanılan maçı 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Türk Halkına armağan ettiler.
Pazarteside dinlendiler ve bugün yani salı günü Yunanistan ile maça çıktılar.

Maçta Milliler tek kelime ile "Olağanüstüydü".

Maçta Yunanlıları 76-65 lik bir skorla yendik ve grup liderliğini devam ettirdik.

İlk beşimiz ise:
Ersan İlyasova
Kerem Tunçeri
Hidayet Türkoğlu
Ömer Aşık
Ömer Onan'dı.


Hakemin yaptıkları ve bütün Yunan takımının bizimkilere uyguladığı şiddetin yanında bizim çocuklar terbiyelerini ve sinirlerini bozmadan reklamlardaki gibi "Adam adama değil, OMUZ OMUZA" oynadılar.


Kemal Kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi herkes "Maskeli Kaplanı" beğendi =))
Maçın en skorer ismi, 26 sayıyla Ersan İlyasova oldu.
Ersan'ın 3lükleri ve topu alışları resmen Yunanlı oyuncuların morallerini bozdu. Hele son periyotta artık hiçbir topu yunanlılar atamamaya başladılar.bunun üzerine ara daha da açıldı.

Bendeki sevinci ve mutluluğu görmeniz gerekirdi. =))))
Manyak ya da deli bir seyirciyim orası kesin =) beni izleyen herkes tarafından bu durumum onaylandı. Sesi çok açık bir TV ve ben karşısında bağıra çağıra, alkış ve tebrikler yollayarak maçı izliyorum.
Futbolda bile bu kadar bağırmadım.bu kadar diyorum çünkü Millileri orda görmek insana ayrı bi sevinç katıyo =))
Ankara Spor Salonu resmen tıklım tıklım doluydu.
Herkes orda gibiydi
Ayrıca federasyonun "Kırmızı Giy" çağrısı sonucunda herkes kırmızılarını giymiş, gelmişti. Yüzlerdeki makyajlarda eksik değildi =)) işte ev sahibi olmanın güzel yanı =))

Maçın öne çıkan iki ismi Ersan ve Kerem Tunçeri oldu.
Benim favorim her zaman Kerem Tunçeri'dir.
Bu maçtada öyle oldu. =))
Tecrübesini konuşturdu diyebilirim =)
Küçük dev adamım -1.87- bu maçtada harika bir oyun kuruculuğu yaptı ve çocukluk arkadaşı olan Hidayet'i nasıl oyuna sokacağını bildiği için çoğu topu ona attı. Maçın ilerleyen dakikalarında istediği gibi de oldu ve Hidayet geçen maçta da olduğu gibi sonradan açıldı. Ama nedendir bilmiyorum attığı çoğu 3lükler girmedi. =S

*Aklıma takıldı o Yunanlı zenci neydi öyle ya.hayatımda hiç zenci bir yunanlı görmemiştim.bu maçta görmüş olduk ama adam resmen iri bir yarmaydı.bu kadar büyük cüssesiyle Ömer Aşık'ı yerlere serdi.garibim adamın önünde durunca yarısı gibi görünüyordu.adını bilen var mı bu adamın??? çok sinir oldum o oyuncuya =@

Yeniden maça dönersek, maçta farkı bi ara çok açmıştık.herkes mutluydu ve tempo iyi gidiyordu ama sonra bi uğursuzluk mu geldi yoksa o sinir olduğum hatta hakaret ettiğim hakemden dolayı mı bilmiyorum -aslında hakem yüzünden- skorda yaklaşma oldu, sinirler gerildi. Ümidimi kaybetmemek istedim ama azda olsa kaybedeceğimizi düşünmedim değil. maçı izleyenler arasında benim gibi düşünenler çıkabilir.
Maçın başında hakemin adını söylediklerinde ise abimle biran bakıştık ve "yok artık!!!" dedik. Ben direk "Yunanlıları tutar bu hakem" dedim.geçmişten gelen bişey bu.
abimde,
-Yapma canım ya, olmaz artık bu maçta. dedi
bende,
-Görücez, Türkiye'ye hiç bir zaman normal davranılmamıştırki zaten. dedim.

İstemedim mi güzel davranış görmek, istedim. Ama haksızlığa uğramak en sinir olduğum şeydir.
Bizimkileri yere serip ardından bir düdük bile çalınmaması sonra 2 faulden birinde düdük çalınması gerçekten olacak şey değildi.


Maçın sonunda da 12 Dev Adam ve Türk izleyicileri hep beraber "Dağ başını duman almış" ı söylediler.
İşte bu çok güzel bir andı.
Orda olmak istedim. =))
İnşallah daha iyi sonuçlarda alırız ve finalde bütün marşları söyleriz.
Bu kadar büyük bir sevinç anlatılmaz yaşanır durumundayım =)) 

Şimdi önümüzde Porto Riko maçı var.


Neyse iyisiyle ve kötüsüyle maçlarımızın hepsini yenerek 3te3 yaptık.


Alkışlar 12 Dev Adam'a =))

23 Ağustos 2010

He is gone

İçimden öyle duygular geçiyo ki, kelimeler anlamsız kalıyo ifade etmemde.
Birşeyler söylemek istiyorum ama yapamıyorum.
Uygun nasıl başlanır? ya da nasıl devam edilir? düzgün ifade etmeli miyim? yoksa akışına mı bırakmalı...
En iyisi dedim içimden, akışına bırakmalı ve o şekilde bi yazı yazmalıyım.


Benim için en kolay yol bu.evet bu konuda ilk kez kolayına kaçtım ben.her zaman böyle miydim bu tarz konularda onuda bilmiyorum.
Aslında yazım ne aşk ne de umut verici bir olayı içeriyo.en yakınımı kaybettim geçen hafta ve hala kendimde değilim.olmakta istemiyorum.sanki olunca unutulacak gibi geliyo bazı şeyler,o kişiye olan saygısızlık gibi hissettiriyo insana.saçma sapan konuşmaların dolaştığı bi evden kaçtım ve huzuruma geldim.herkesin bir gün ağladığı, sonra hayatına devam ettiği dünyadayız.çok acı yaşananlar ama insanlar diyor ki "hayat devam ediyo".evet ediyo ama eskisi gibi mi?
Cevap çok net ve açık değil mi?

Kimseyle konuşmak istemedi bir yarım, diğer yarım ise "anlat rahatla" dedi.
Ne yapacağımı bilemedim.konusunu açıp gözlerimin dolmasını engellemeye çalışmak mı kolaydı yoksa kaçmak mı?
Soranlar için bi toplu mesaj yazdım ve gönderdim.
Geri dönüşleri okumadım, okuyamadım...

Ne için gitmiştim Bandırma'ya ya da tatili ne için bir hafta daha uzatmıştım?
İnsan soruyo kendisine "bunun için miydi?" diye.her olay bir sonraki olayı mı getiriyo yoksa olacaklara bizim yaptıklarımızın bir etkisi yok mu?
Hala olanlara inanamıyorum.
O günde öyle oldu.
Güçlü olmaya çalıştım ya da öyle görünmeye... ama dudaklarımım açılmasıyla bütün gücümü yitirdim.direk eve geldim.o yol nasıldı ya da nerden geldim bilmiyorum, hatırlamıyorum belkide... kapıyı açtım, odaya gittim ve ağladım. Ağlamamla açıldım sanki... aklımdan hiç birşey geçmiyordu.kimin kollarındaydım, kiminle konuştum ya da ne dedim bilmiyorum.sonra evden çıktım ve o zor anları yaşadım.önce dik durdum."güçlüydüm ben" öyle olmalıydım.zihnim habire bu cümleleri söylüyordu.ama sonra sadece gözümün ucuyla baktım.
Ne yapmalıydı?
Asıl ben ne yapmalıydım?
O an öyle bi anki duygular karışıyo birbirine.
Kızıyorsun ama kime???

Herşeyin sonunda eve geldiğimde oturdum ve ordan uzun bir süre kalkamadım.sanki sabahtan beri ayakta olan ben değildim.her ağlamamla daha çok boşalıyordum ve uyuyamıyordum.uyumak iyi gelmiyordu.etrafınızdakilerde sizden çok fazla farklı olmuyolar.
Herşey o gün o kadar hızlı ve çabuk oldu ki, elimde sadece çocukluk anılarımın kaldığını hissettim.bu duyguyla beraber son ana kadar konuştum.anlamlı yada anlamsız herşeyi anlattım.yanımda olmasını diledim ya da istedim.imkansızdı ama ben istedim işte.
Bana "kardeşim" demesini yeniden istedim.daha önce anlamsız ya da önemsiz gördüğüm anıları canlandırdım bütün gün zihnimde.son anda gözlerimi kapadım.teyzem gelene kadarda açmadım.
Sabahına uyandım ama ne yaptığımı bilemedim.okuması oldu, gözlerim doldu.durdurmadım bende onları. sessiz sessiz aktılar kendilerince.

Herşey büyük görünürdü eskiden ama o gün fark ettim ki aslında küçücükmüş.

Herkes acısını kendine göre yaşar ama kimse bilmez başkasının içinde kopanları.
O gün yaşadıklarım beni daha bi büyüttü.

Yazarken bitiremiyorum bir türlü...bitince duyguların, anıların, yaşananların silineceğini düşünüyorum belkide...

Çelişkilerdeyim, kafam karışık...
Kimseyi görmek istemiyorum.
Yansıtmıyorum.
Bilenlerle bile konuşmuyorum.
Çok kişinin bilmesi ve herkesle tek tek konuşmak yoruyo beni.
Kendimi biliyorum.

Aklıma geldi şimdi. Ne gelmesi çıkmıyo ki!
Ona dair son hatırladığım sahne: tatilimin ilk günü ve biz köye gül dikmek için gitmişiz.ben kasalarla gül taşıyorum.ona gülümsüyor ve selam veriyorum.aramızdaki konuşma çok kısa çünkü onun yapacak işleri var ve hemen gidiyo zaten.birkaç gün sonra yolda görüyoruz.kamyondaki birkaç adam onu sinir ediyo. oda onlara kızıyo.Sonra arabadan iniyo ve "Naber kardeşim?" diye soruyo ve gene işi var, hemen gidiyo.bir hafta sonra köye gidiyoruz; yatakta yatılmış. yatağı toplamıyoruz, gelip yatsın diyoruz. Ama aradan geçen 4 günün sonunda o bi daha gelmiyo ve hayat burda bitiyo.
Yönetmen ve senarist işi bırakıyo ve tabi oyuncuda sahneleri terk ediyo.isteyerek ya da istemeyerek...

Konuşmaya gerek yok, çünkü konuşacak kişi artık yok !!! 
Bundan sonrası için sorular var ve hiç bir zaman cevaplanmayacaklar.
Merak edicez
ama merak ettiklerimizi göremicez...

İşte sonunda yayınladım.
Kaç gün geçti ama elim el vermedi bi tuşla paylaşmaya...sonunu getirmeye...

Ne "elveda" diycem, ne de "hoşçakal"

Sana uygun kelimeleri bulamıycam.
Bu kadar uzun yazmamın nedenide bu zaten...

21 Ağustos 2010

Çocukluk Düşleri

İşte en güzel yazım.Bu yazımı öyle birine itaf etmek istedi ki kalbim,okuyamasa da hisseder belki...Okudukça ağladığım tek kişiye...


Seni seviyorum...


NOT:Lütfen okumadan önce "babam ve oğlum-çocukluk düşleri" şarkısını indirin...


Yüzüne söylemek isterdim şimdi yazacaklarımı ama olmadı. artık imkansız zaten.yaşananlar ve yaşantılar ne kadar da hayatları değiştiriyo demi.dün burdaydın ama şimdi yoksun.Ve burda tek güçlü olan benim.Her gün yüzümdeki yalancı gülümsemeyle sana verdiğim sözü yerine getiriyorum.Bunu isterdin sen,başka şeylerde isterdin ama yapamadım olmadı;gerçekleştiremedim.beni düşünür müydün bunca yıl ya da küçüklük anılarımın dışında beni hatırlar mıydın???en sevdiğim rengi,kokuyu,oyuncağı ve yeri bilir miydin??? Hayallerimi,düşlerimi,geleceğimi sormayı düşündün mü? O katı bedenin altındaki yüreği dinledin mi hiç? Onu konuşturdun mu ya da ona kulak verdin mi? Yaşananlara değer miydi? Şöyle bi geçmişe bak. Bak ki hataları gör. Sen sadece beni yakmadın benle beraber herkesi de yaktın. Alevin öyle büyüktü ki yaşananları kül etti ve güzel olan herşey çocuklukta kaldı. Kokunu bile unutmuşken yeniden karşıma çıktın,korkularım olmuştun. Bununla yüzleşmek ne kadar zordu bilemezsin. Ama tam yenerken sen herkesi bırakıp gittin. Yani gene kendince kaçtın. Bıraktın herkesi...Nasıl yaptın bilmiyorum gene arkandan herkes sana saygı duydu. Yani kendini uyguladın.Sana yakışan ve seni sen yapan şeyi...Böyle olmamalıydı.Vedalaşmadın bile benimle...Yalnız çıktın kapıdan geri gelmedin bi daha,ben anladım ama içimdeki ürperti peşimi bırakmadı,yalanlar beni sana getirdi.Biliyo musun seni hala görmeye gelmedim.İnanmamazlık ve bu boşlukta ki eksiklik hala beynime oyun oynuyo.Hatıraları buldum geçen gün,aldığım yere yeniden koydum sanki geri gelip alcakmışsın gibi...İmkansızı oynuyorum bu aralar.Başım yastığa değdiği zaman akan bir kaç damla yaşı ve koca evdeki yalnızlık...İşte bunu sen yazdın,eminim her şeyi planladın,hep böyleydin ki sen planlı,disiplinli ve katı.Beyaz saçlı değildin,yanakların da tombul değildi ama o sendin...İnsanın kokusu siner derlerdi de inanmazdım.Şimdi bütün eşyalar da kokun var...



Seni unutmayacağım...