6 Temmuz 2010

C.N BLUE...Tanıtım...

"You're Beautiful" dizisinden sonra Jung Yong Hwa (정용화) ve Lee Hong Gi hayranı olmuştum."Boys Before Flowers" dizinden sonrada Kim Hyun Joong hayranı.


Jung Yong Hwa'nın grubu C.N Blue.
Lee Hong Gi'nin grubu FT Island.
Kim Hyun Joong'un grubu ise SS501.

Üyelere merakımdan müzik gruplarınıda merak ettim ve başladım araştırmaya.

İşte araştırmalarımın sonucu ve tavsiyelerim. =)))

-bu arada mümkünse bu grupları dinleyin.Koreli falan demeyin.gerçekten harika bi müzik yapıları var.fonda hip&hop, rock, pop var.genelde de gitar, keman, çello falan kullanıyorlar.bu şekilde kalbimi çaldılar sanırsam ;))) Kim Hyun Joong zaten "Boys Before Flowers" dizisinde keman çalan bi oğlanı canlandırıyodu.ordan vuruldum sanırsam ona =))) neyse başlıyoruz ;

İlk tanıtacağım grup C.N Blue


Güney Koreli bir indie rock grubu (Japonya’ya özgü).Grup Güney Koreli olmasına rağmen ilk çıkışlarını 29 Ağustos 2009'da Japonya'da yaptılar.

C.N Blue'nun açılımı: Code Name Blue.
Grup Japonca ilk mini albümü olan  "Now or Never" ile çıkışını yaptı.
Grup ilk albümü "Bluetory" için dört treaser yayımladı. Her videonun başında, sırayla ocağın 6'sı, 8'i, 11'i ve 13'ünde Jonghyun, Minhyuk, Jungshin ve en son da Yonghwa çıktı.Ocağın 12'sinde "I'm a Loner" adındaki klipleri yayınlandı.


Japonya’daki Kariyerleri

2009 yılı Haziran ayı civarında sokak gösterileri yapmaya ve Japonya'daki bazı gece kulüplerinde konser vermeye başladılar.19 Ağustos 2009 yılında Japonya'daki bir indie grup olarak tamamı ingilizce olan ilk resmi mini albümleri "Now or Never"ı yaptılar.2009 yılında Kasımın 25’inde "Voice" adındaki ikinci mini albümlerini Japonya’da yayınladılar.Diğer tüm şarkıları ingilizce iken bu albümdeki çıkış parçaları Japoncaydı.

Grubun “ThankU” ismindeki ilk albümlerinin çıkışının kutlamalarında 20 marttaki tek kişilik canlı performanslarının bulunacağı resmi blog sitesi şubatın 1'inde ilan edildi.Onların ilk Japonca albümleri "The Way" 23 haziranda çıkmak üzere hazırlandı. Bu albüm üç şarkı içerecek.



Kore’deki Kariyerleri

C.N. Blue’nin Güney Kore’de 14 Ocak 2010’da yapacağı ilk resmi albümleri olacak olan “Bluetory” ile ocak ayında çıkış yaptılar.Ayrıca grubun her üyesinin farklı günlerde tanıtılacağı tanıtım videosu da yayınlandı.Ocağın yedisinde (Kore’deki zamana göre) kliplerinin kısa tanıtım videosu daha önce belirtilen üye Lee Jong Hyun’un yüzüyle grubun yeni şarkısı “I'm a Loner” grubun resmi sitelerinde yayınlandı. Baterist Kang Minhyuk’un tanıtım videosu ocağın 8’inde yayınlandı.Ocağın 11’i ve 13’ünde ise Jungshin ve Yonghwa için tanıtım videosu yayınladı.

Resmi olarak çıkışışlarından önceki gün, büyük bir hayran kitlesine hitaben ilk konserlerini yaptılar.Ocağın 14’ünde ilk mini albümleri yayınlandı ve “Mnet ” popüler müzik listelerinde bir numara oldu ve “Hanteo” listelerinde de ikinci sıraya yerleşti.


Albümleri:

Japonya

Thanku
1. TBA

Now or Never
1. Now or Never
2. Let's Go Crazy
3. Love Revolution
4. Just Please
5. Teardrops in the Rain

Voice
1. Voice
2. Wanna Be Like U
3. Never too Late
4. Y, Why...
5. One of a Kind

Kore

Bluetory
1. I'm a Loner
2. Love Revolution
3. Y, Why...
4. Now or Never
5. I Will...Forget You...

bu kısa birazda resmi bilgiden sonra sıra geldi üyelere.

ilk önce benim favorim olan

Jung Yong Hwa

Doğum günü: 22 Haziran 1989
Gruptaki yeri: Lider, vokalist, gitarist, rapper
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak
Özelliği: Klarnet, ağızla müzik yapmak.
Çekiciliği: Yan dişleri -bunu bi yerden buldum ama gülüşüne bakınca hak verdim ;))-

*Ekim 2009'da populer dizi You're Beautiful'da Kang Shin Woo rolünde oynamıştır.
Mest olmuştum dizide ona ya =)))



Lee Jong Hyun (이종현)

Doğum günü: 15 Mayıs 1990
Gruptaki yeri: Gitarist, vokalist
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak, egzersiz yapmak.
Özelliği: Judo
Çekiciliği: Şık gülümsemesi. -gülmekten gidiyoruz hadi bakalım hayırlısı =)) şahsen benim gibi çok gülen biri için önemli bişey bu ama Neyse ;))-

*Grubun lideri eskiden Jong Hyun'du. Liderliğini Kore'de çıkış yaptıktan sonra Yong Hwa'ya vermiştir.
biraz popüleritesini kullanmışlar bence ama iyide olmuş.böylece daha çok tanındılar.


Kang Min Hyuk (강민혁)

Doğum günü: 28 Haziran 1991
Gruptaki yeri: Baterist
Hobileri: Futbol, basketbol
Özelliği: Flüt çalmak.
Çekiciliği: Gülen gözleri -bunada gülmeyi soktum yaa =D =D-


*benimle yaşıtmış.biraz arkada kalsada kendisini başarılı buluyoruz =)





Lee Jung Shin (이정신)

Doğum günü:15 Eylül 1991
Gruptaki yeri: Bassist, Rapper
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak
Özellikleri: Basgitarist, rep.
Çekiciliği: Gözleri -bu konuda bişey diyemicem.yüksek oranda bu sonuç çıktığı için yazdım =))-


*Lee Jung Shin de benimle yaşıt.vay bee biz burda okuyoruz adam kıtalar arası meşhur oluyo.benimde içim bi fena oluyo.



Şimdide şarkılara gelelim.
*sadece favorim olanları yazmayı düşündüm =)*


İlk şarkımız: Let's Go Crazy
şarkının başı "Let's go crazy-Let's go crazy-Let's go crazy" diyerek başlıyo.rock ve birazda pop var.hareketli bir şarkı.en azından bu şarkıyı dinlediğim zaman enerjim yerime geliyo.hareketleniyorum falan.sanırsam biraz bağımlılık yaptı =))

koreliler ama harika ing.şarkı söylüyorlar.

"사랑 빛 (Love Light)" diğer bir şarkı.bunun sözleri aslında korece ama o kadar hafif ve yavaş bir şarkı girişi varki resmen mest olabilirsiniz.ardındanda rep yeri geliyo ama öyle isyankar bi rep değil.yavaş söylenen sözler.arada bi kaç ing cümlelerde var.bu olay zaten kore şarkılarında hep oluyo.yani doğal bi durum.ben en çok bu şarkının "geuh deh neun darling" ve "geuh del reul sarang heyo darling" sözlerini seviyorum.ardından şarkının ritmi gene düşüyo ve slow bi şekilde söylenmeye başlanıyo.



"그럴 겁니다... 잊을 겁니다... / I will... forget you" da slow bir parça.şarkı yağmurun sesiyle başlıyo ve solistimizin "geureol geomnida ijeul geomnida oneulbuteo nan"demesiyle devam ediyo.ben bu girişi çok seviyorum.resmen gözlerini kapat ve dinle durumu.eğer sevgilinizden yeni ayrıldıysanız "dinlemeyin" derim.


Gelelim yeni şarkıları olan "I'm Loner (외톨이야)" a. geçen gün klibinide indirdim.o kadar sevdim yani =) paso MP3 ümde de dinliyorum zaten."oetoriya oetoriya oetoriya oetoriya"-I'm a loner- diyerek başlıyo şarkı.sonra giriş müziği ve direk sözlere dalış tam ve yerinde bi yorum olucak herhalde.hemen sonrasında ise rep geliyo ve benim sevdiğim yer olan fonda "Ohh" sesi ile nakarata başlıyoruz.koreceyi az çok öğrendim diyorum ya,bu şarkıda bunu kesin anladım.ilk dinleyişte ezberledim şarkıyı.bu şarkının nakaratındaki "oetoriya oetoriya daridiridara du" yerine bayılıyorum.böyle ellerimi kaldırıp kafamı sallayarak söylemek çok hoşuma gidiyo =))) ayrıca şu sözleri yazmazsam olmaz:

"sad sad sad sad sad sad sad tonight <>
Oh no no no no no body knows << mam molla>>
one two three four five six seven night <>
seumyeo nareul dallaego isseo"
nakaratın devamı =))

şarkıyı indirin.burayı ezberleyin.ne demek istediğimi anlıcaksınız =))


"Love" bizim bir diğer şarkımız.bu şarkının girişinde;

"Yeah
C.N. to the Blue
To the sky high
Get ‘em high
Yes we ready to go"  diyerek başlıyo ve devamı korece olarak devam ediyo.demin bahsettiğim gibi ardından da bi kaç ing cümle var.şarkının sonlarında sert bi rock esintisinde sözler söyleniyo ardındanda gene nakarat giriyo.bu şarkıyla geçen hafta ödül aldılar.alınmayacak gibi de değil zaten ;)) nakaratına gelince;


"Tell me Why why why 너만 원하고 있잖아
No Bye bye bye 그런 슬픈 말은 하지마
I can try try try 다시 돌아온다면
You know I want get get get your love

Love Love Love Everybody
Clap Clap Clap I want you back to me
꿈에서라도 니 손을 잡던
그 때로 돌아가고 싶은데

Love Love Love Everybody
Clap Clap Clap I want you back to me
꿈에서라도 돌아온다면
세상을 다 가진 것 같을텐데"
ben bu nakaratta en çok "Why why why" deme yerlerine bitiyorum.şu sıralar Arirang Kanalında sık sık bu şarkının klibini yayınlıyorlar.denk gelirseniz izleyin derim =))


"Love Revolution"...hızlı bi girişi olan şarkı.direk sözlerle başlıyo.şarkının girişindeki "nae yeope nuul ttae nae gyeote jamdeul ttae" derkenki seslerini değiştirmeleri çok tatlı olmuş =) sonra "Stop!"deyip direk nakarata giriyorlar.nakarata ise hayran kaldım.sözlerini anlamasanız bile müziğine hayran olabilirsiniz.ama ben sizin için nakaratı yazıcam:


"I want a you in my life (naui sarang neoege)
nae sarmui sanso gateun neo (modeun geol bachilge)
I want a you in my life (neoege hanaui baraem)
maeil neowa hamkke sumswigo pa (hangsang useojullae)
himdeul ttae bitamincheoreom sangkeumhae
apeul ttaen eomma pum gateun
You in my life (neol kkok anajulge)
yeongwonhi neoman saranghae Forever" -burdan şarkının içeriğini aşağı yukarı anlayabilirsiniz =))-

bundan sonra şarkının temposu daha da yükseliyo ve siz daha çok şarkının içine giriyorsunuz.ben bu şarkıyı dinlerken zıplayıp tepinmek istiyorum. =)))

şarkının sonunda 4lük bir söz yeri var ve sonra yeniden nakarat ama nakarata girerken fonda hala şu parantez içindeki sözler söylenmeye devam ediyo.*dinlenmeli!!




"Now Or Never" diğer şarkılarından biraz daha farklı olarak daha sert bi rock şarkısı.sözleri daha isyankar söylüyorlar ve nakarata girerkende sesleri yükseliyo ve dinleyeni hazırlıyo.şarkının bir nakaratında ing cümle var bide 2.girişte.ortalarına doğru solo yerler ve sadece müzik soloları yer alırken sona doğru bir anda kesilip sözler yavaşça söyleniyo.sonra yeniden ritim yükseliyo ve şarkı son aşamasına geliyo.


"Voice" hareketli diyemem ama sakin bi girişi var.sonrasında gerçekten hareketleniyo işte.rock altyapılı bi şarkı.genede sakin bi girişi var.ardından şarkının ritmi yükseliyo ve nakarat başlıyo.bu şarkının sadece Japonca sözlerini bulabildim ama korecesi daha güzel =)) şarkıyı dinlerken benim aklıma çocukluğum ve lisede yaptığımız çılgınlıklar geliyo =)) -gözümün önünde canlanıyo- ondan bu şarkyı pek bi seviyorum.ıumut verici sözleri var =)

sona doğru hafif bi söyleyiş ve sonra hızlı müzik...


şimdilik bu kadar favori parçamı yazdım.yeni yeni tanıdığım bi grup olmalarına karşın onları fazlasıyla sevdim diyebilirim.Amerikalı gruplardan başımı Koreli gruplara çevirdim artık =))



Yorgunluk Mu Oda Ne?

Bu aralar çok yoğunum.resmen kendime zaman ayıracak vaktim yok diyebilirim.

Yarın abimin Kep Töreni var. Sonunda çocuk üniversiteden mezun oluyor. İki bölüm birden bitiren bir kişi olarak ABİM e "TEBRİKLER" diyorum. Kendisi benden daha çalışkandır. Sanırsam birazda hırslı. Hadi bölümlerini de söyliyim tam havamız olsun =))

*Makine Mühendisliği asıl bölümü ama yanında Endüstri Mühendisliği'ni de bitirdi. Hırslı olan biricik abicim bu aralar Yüksek yapmaya kafayı taktı. Bakalım sonumuz ne olacak? Bana da böyle şeyler yapmam için biraz baskı geliyor ama sanırsam ben sağlam adımlarla bölümümü bitircem. Durun bi kardeşim karışmayın bana diyenlerdenim =))

Neyse yarın bizim için tam bir koşuşturmaca olacak. Teyzemle beraber Ankara'dan uçakla gelecekler ve 2 saat sonra törene gidilecek. Sanırsınız ki önemli bir iş toplantısına yetişiyoruz =))) İşte diyorum ben ya "Bu aralar çok yoğunum." diye. Beni takan var mı acaba.

Bu olacakların yanında olan ve bitmiş durumlarda var tabi. Bilgisayarıma sonunda kavuştum ve çook mutluyum ama bütün giden MP3 arşivimi toplamak ve silinen dosyalarımı düzenlemek, sitelerimi yenilemek, üye girişlerimi güncellemek, maillerimi düzenlemek, silmek ve bunların yanında yeniden program yüklemek, güncellemeleri yüklemeye devam etmek ayrıca bide Kore dizilerimi indiriyorum. Bazılarını CD'ye çekemeden silinmişti. Malum bilgisayarım ısınınca CD'ye çekecek bile zaman bulamamıştım. Bunun sonucunda hepsi silinmişti. Şimdi yeniden yüklüyorum. 5 ya da 6 bölüm olunca hemen CD'ye çekiyorum, ne olur ne olmaz diye.

Çevrem habere bana "Ne işin var aslında? Habere bilgisayar başındasın." diye söyleniyorlar. Herkese açıklamaktan bıktım. Bence bu kadar işi yapmak benim için yeterince zor ve ben buna "İŞ" diyorum. Evet, arkadaşlar işte benim işim. Bi daha size "İŞim var" dediğimde lütfen bu yazımı okumuş olun ya da okuyun beni de yormayın =))

Ayrıca Toshiba yetkili servisine sitemimi belirten yazıyı daha önce yayınlamıştım biliyorsunuz. Bilgisayarımı 3.ye şikayet edip, İstanbul'a yollattım ve oradakiler hallettiler yani İzmir'deki servistekilerin dediği gibi 100 dereceyi bulması normal değilmiş! Kim haklı gördün mü servisteki Murat Bey!! Sinir adam ya. Bide oradaki siyah saçlı habere hızlı hızlı konuşan, seni salak yerine koymaya çalışan kıza da kıl oldum. Seni dinlemiyor bile. Oda inşallah şikayetimden nasibini almıştır. Şimdi maksimum 60 dereceyi buluyor. Oda İzmir sıcağında normal yani. Bide soğutucu alıcam.

İyi bir model ya da marka bilen varsa bana önerebilir mi?

Teşekkürlerimi İstanbul'daki yetkili servise yolluyorum. Benimle çok ilgilendiler ve şikayetimi de hemen ele aldılar ve sonucunda özürde dilediler. Ayrıca bilgisayarım ilk gittiğinde benden anlamsız bir 40tl almışlardı. Bunun hesabını soruncada "Haklı olduğumu, İzmir'deki servisin haksız olduğunu ya 40 liramı geri ödeyeceklerini ya da 1 sene garanti süresini uzatacaklarını" söylediler. Seçme hakkını bana bıraktılar. Bende "Garantisi uzasın." dedim daha mantıklı geldi.

İşte buradan bir daha İzmir'deki servise kızıyorum. Sinir şeyler!

Aklınızda olsun!

*Toshiba bilgisayarınızda bir arıza olduğunda ve İzmir'deyseniz hemen İstanbul'daki servise yollayın.

27 Haziran 2010

Tatilde Olmak

Yavaş yavaş alıştım bu duruma galiba ben =))) Aslında ben, yazın gelmesini hem isterim hemde istemem.

İsterim çünkü;
- "Tatil" demektir yaz.
- Zorunlu yapacak işlerinizin olmaması ya da kalmaması.
- Büyüklerinizin ya da varsa yazlığınızın oraya gidersiniz. Oralarda da arkadaşlarınız ve çevreniz vardır. Onlarla takılırsınız. Yenilik her zaman iyi gelir insana.
- kışın yapmak isteyip yapamadıklarınızı yaparsınız.
- Planlar ve listeler uygulanmaya başlanır.
- Uzakta okuyan arkadaşlarınız memleketinize gelir. Topluca görüşürsünüz. Bütün yılın biriktirdiklerini sanki bir günde anlatabilecekmişsiniz gibi konuşursunuz. Bitmez hikayeler, anlatılanlar ve yaşananlar ama geçen zamanda eğlenirsiniz. Çok mutlu eve dönersiniz. Belki bir kaç gün sonra yeniden buluşur, kaldığınız yerden devam edersiniz =)))

İstemem çünkü;
- Hava sıcak oluyo.
- Bütün bir seneyi geçirdiğiniz arkadaşlarınız ayrılmaya başlar, dağılırsınız.
- Bazen seneye yeni dönemde görüşmek için söz veririz ama bu çoğu zaman gerçekleşmez. Sonunu bildiğimiz halde hep aynı şeyleri söyler tekrarlarız.
- Yaz okulu falan olanlar yazın sıcağında derse gitmek işkence olabilir.
- Bir kaç senedir denizden de soğudum. Şu fazla sıcaklar ve güneşin zararlı etkilerinin arttığını artık biliyoruz ve ben bundan çok rahatsız olduğum için kumsalda güneşin altında oturup vücudumu yakmaya niyetim yok.
- Bide bir kaç sene önce başlayan ve benimde gördüğüm bi olay sonrasında denizden resmen soğudum. "Girmesemde olur." psikolojisindeyim.


Bi sürü daha yazabilirim ama şimdilik kısa kesiyim. Şimdilerde bu listenin sanırsam arasındayım. Temmuzun ortasına kadar İzmir'de olcam. Sonrasını bilmiyorum. Bi kaç düşünce var ama daha uygulamaya geçilmedi. Bakalım, görücez.

Aşk-ı Memnu


   Aşk-ı Memnu bitti. 

Türkiye bi diziye daha veda etti.herkesin yazdığı bu konuyu yazmadan önce aslında çok düşündüm.çünkü bu konu malzemesi en bol olan bi konu.çok fazla üstüne düşünülecek bişey yok aslında...

Ama bugün internette gezerken bazı kişilerin düşüncelerini okudum ve evet hakta verdim.meclistekiler dizinin finalini izlemek için evlerine gitmiş ve biliyoruz ki hergün şehit haberleri oluyo.ölenler, yaralananlar ve patlamalar...türkiyede şu sıralar bi dram ve olumsuzluklar var.burda siyasi olaylara girmicem çünkü benim blogum siyasi olayların yazıldığı yer değil ama şunuda söylemeden geçemicem; bu kadar olumsuzlara sonunda kendi adıma DUR dedim ve artık tvde haber izlemiyorum.çok dikkatimi çekerse bakıyorum şöyle.çünkü hergün tartışma programları ve ölenleri duymak hele bunu her akşam haberlerde duymak gerçekten benim psikolojimi bozdu.diyebilirsiniz ki "ne kadar vurdumduymazsın.sende bu ülkede yaşıyorsun." diye ama ben kendimi korumak istiyorum ve bu yüzden de yasta olan bi türkiye gününde herkes gibi oturdum Aşk-ı Memnu'yu izledim.reytingi arttırdım ve evet sonunda ağladım.



SPOILER...


Dizinin VEDA bölümünü izlemeyenler için başını izlemeyin derim ben.Nihal'in kına gecesi falan çok gereksizdi.ama Bihter'in o telefonda Behlül'e "peki" demesine bittim.masum masum çocuksu bi ses tonuyla söyledi ve ondan sonraki sahneler zaten en güzel yerdi.banyoda söylediği "bir günah gibi" şarkısı güzel bi ayrıntıydı.ardından sonunda Beşir konuştu.onunda konuşması hiç duyulmadı.konuştu mu fısıldadı mı anlamadım =)) o konuşuyo ben ses açıyorum falan. eminim izleyenler aynı anda "söylesene bee" dedi.peki sonrasında ne oldu??? hemen geliyor.

Adnan öğrendi ve yatak odasına doğru "Bihteeerr" diye diye koştu.bu sırada ne oldu işte benim asıl sahnem.beyaz bi elbise içinde Bihter Behlül'le odada.yavaşça odayı kilitler.Behlül tedirgindir.Adnan kapının arkasında kapıyı açmasını ister.hatta tekmeler ve bağırır.Nihal bu sırada gelinliğiyle eve gelmiş merdiveleri çıkmaktadır.Firdevs Hanım bavullarını toplamış evden ayrılıyordur aynı saniyelerde.

bu sırada asla unutulmayacak sözlerini söyler Bihter: Nihal, bir nefeste sönüverecek bir çiçek, peki ya bihter?"

Behlül yalvarır "bırak o silahı" diye.

-Bihter'in suratındaki çaresizlik,umutsuzluk ve hüzün duyguları o kadar güzeldi ki.ben bile kıyamadım.-

ardından 2.sözü gelir "bu kapı açılınca senin için de bitmeyecek mi her şey...o kapı açıldığında da öleceğim.benim ölmemi istiyor musun beni kaybetmeyi göze alabiliyor musun..." Bihter bu sözleri söylerken Behlül hiç bişey yapamadan sadece yalvarır "bihteer..." vee işte Bihter'in beni bitiren cümlesi: "beni kaybetmeyi beni beni beni beni...bihterini..."

-bu sözcüklerdeki "beni beni beni beni" yerini nasıl güzel söylemiş öyle ya Beren Saat.-

bu sözlerden sonra Adnan odaya dalar.-resmen "sonunda" dedim- ama tek söyleyebildiği söz:"sen benim oğlumdun!.."bu sözlerden sonra Bihter'in parmaklarıyla silahı kavrayışını görüyoruz ve ardından ateş edişini.-gözleri açık gitti zaten.-ardından cenaze sahnesi. ve beni en çok şaşırtan sahne ise Firdevs Hanım'ın felç olması oldu.anladık ki: Ateş düştüğü yeri yakar.o kadarki babasının yanına gömülen Bihter'in soyadı "Ziyagil" değildi.soyadlarını vermemişler.bu sahneden sonra Behlül'ü görürüz dağılmış halde.o kadar söz söyler ama bi türlü "ben seni çok..." sözünün devamını getiremez.herkes aslında ne olduğunu anlar.ama o bi türlü bunu dile giteremez.zaten dizinin başında getirse çoktan kaçmışlardı ama Behlül gene aynı Behlül olarak "şimdi bana en çok yakışan şeyi yapacağım.başka türlüsünü yapmak elimden gelmiyor çünkü sen de gördün.her zaman her sıkıştığımda yaptığım gibi..cesaretle sahiplenemediğim her şeyi bırakıp gittiğim gibi gideceğim..hadi aşkım.."gülü mezara bırakır.mezar taşını öper gözlerindeki yaşlar mezarın toprağına düşer ve behlül: behlül kaçar.." der ve gider.


sonunda Adnan Bey ile Nihal'in konuşmasıda güzeldi.

nihal: kendimi şu ağaçtan daha yaşlı hissediyorum
adnan: kendimi o şu ağaç kadar şanslı hissediyorum.
nihal: neden?
adnan: canlıyım bir kere..her geçen gün, yeni bir nedenle yeşeriyorum..

gülümseyen nihale bakar..
adnan: bir küçük tebessümle filizleniyorum..
nihal daha çok gülümser..
adnan: zehirli sarmaşıklarımdan arındım..

Nihal babasına hüzünle bakar.
nihal: ne zaman iyileşeceğiz baba?

Gözleri dolu dolu Adnan: birbirimizle şifa bulacağız taklım..yine kahkahalarınla çınlatacaksın evimizi, yeni bahçemizi..
nihal: beni hiç yalnız yalnız bırakma baba..hep beraber olalım..yaşarken de ölürken de..


vee sonunda evi kapatırlar.Adnan Bey arabayı çalıştırır.Deniz Hanım Nihal'inde isteğiyle öne oturur.Nihal ve Bülent arkaya otururlar..
araba hareket eder..
araba uzaklaşırken
ekranda yazı belirir: SON



Bu dizinin sonunda en karlı kuşkusuz Deniz Hanım oldu. =))) Nihal'de o kadar bağırdı çağırdı ona ama sonunda kuzu kuzu silik Nihal oldu yeniden.


Evet bi dizi daha sona erdi. Bazıları "yeni fenomen" dedi, bazıları ise "eskisi daha güzel" ama şu kesin ki bu dizideki oyuncular için bu dizi ve roller onlar için dönüm noktası olcak.


NOT: Fonda çalan şarkının aslında bizi ağlattığını düşünmekteyim. adı: addagio enstrümantal..