14 Temmuz 2010

Görev ...2: Bahçe Dekorasyonu

Mezuniyet töreni macerası yazımdan sonra bu yazı önceki konunun devamı gibi gelebilir ama iç içe olmasın diye ayrı yazdım.


Şuan ajandama bakıyorum da bugün (Saat itibariyle) son keman dersim var. Bir hafta erken bitti dersler. Vayy bee 3 ya da 4 haftalık bi tatil sonrasında yeniden keman dersine başlıcam ama olsun tatil tatildir. İzmir sıcağında kemana gitmek (Ne kadar sevsem de) zor oluyordu. Çalışırken zaten terliyorsunuz (İster istemez) bide İzmir sıcağı, 2 kat yorgunluk. Unutmadan kemanım için yeni bir yastık alıcam. Markasını not aldım. Umarım bulurum. Sonra başka yerde aramak istemiyorum. Veee bugün sürpriz bi haber çıktı!

* Cuma günü Bandırma'ya gidiyorum. Anneannemin evine gül dikip, bahçe düzenlicez bir de evi temizlicez. Diğer evi önce boyayıp sonra temizlicez ama bu konuda tecrübeliyim en azında =)) Geçen yaz kendi evimizi annem, babam ve ben 3'lü boyamıştık. 1 haftada bitmişti ev (Toplama dahil). Reklam ilanı gibi oldu sanki bu son cümle. Evden eve hahaa =))

Şiiimdiiii... Bu bahçe işinin başına dönersek tabi en başına değil. O kadar uzun yazamıcam şimdi. Orta bölümünü anlatsam gene yeterli olur sanırsam =))

Geçen pazar Ödemiş'de bir nikaha katılmak için yola çıktık ve Bayındır'dan geçtik. Daha önce buraya gitmemiştim. Ve söylüyorum: Harika bir yer. Adamlar sadece çiçekçilik yaparak para kazanıyorlar. Oradakilerin geçimi bu ama görmelisiniz. Yollardan giderken sağlı sollu çiçek seraları ve bahçeleri var. Türlü türlü, çeşit çeşit çiçekler. Sağa sola bakınmaktan yol nasıl geçti bilemedik. Dönüşte de uğradık birine ve 13 tane gül aldık. Fiyatı söylüyorum: Tanesi 1TL! Şaşırdınız dimi? Şehirde olsa 7TL.

İç piyasa analizi yaparak "Bu nasıl bir uçurumdur?" dedim. 13 liraya gül + başka bitkilerde aldık. Karlı çıktık diyebilirim. Zaten orası çiçek festivali de yapıyormuş. Toplu her yere çiçek satıyorlarmış. Muhteşem bir yer ya. Çiçek tarlalarını görmelisiniz müthiş bir şey. Renk renk ayrıca sadece çiçekte değil filiz yetiştiriciliği de var. Palmiye bile yetiştirmişler, satıyorlar.

Nikah sonrası oraya uğramak güne farklı bir eğlence kattı =)) Şimdi işte oradan aldığımız bu bitkileri dikicez.

Hanım Ağa (Kendisi anneannemdir. Ben ona "Hanım Ağa" derim.) oturacak sandalyesine ve parmağıyla göstercek biz dikicez. Küçüklüğümden beri pek bi severim o evi zaten. Eskiden daha büyük gelirdi bana =)) Her noktasında bir anım var benim. Bu tatilde kemanımı ve laptopu (TDK "laptop" yerine artık "dizüstü" deyin diyo!) alıcam, oturcam o "Eski Evler" in oraya ve ilham toplucam. Bomba gibi gelmek istiyorum İzmir'e.

*"Eski Evler" bu anlattığım yerin bi bölümünün adı ;)

Bakalım nostalji eşliğinde ne sonuç çıkıcak. Bekleyip görücez tabi hal kalırsa.
İşte diyorum ajandam hep dolu hep dolu.
Herkese İyi Tatiller ;)

Görev...1_Mezuniyet Töreni


İşteee gene yoğun bi günü devirdim.ama sevinemiyorum çünkü başka programlar beni bekliyo."Boş bir an yarat bana Tanrım n'olur, sana yalvarıyorum." resmen şuan ki ruh halim "alors on donse" şarkısının klibindeki adamın ruh hali gibi.hani o şarkının klibinde adamı koydukları yerde uyuyoya ve sonunda sahnede bayılıyo ama kimse takmıyo.aynen o durumdayım. yakında yolda uyucam, millet beni takmıcak.bu yoğun tepmpoyu kişisel olarak yaratmıyorum ama burdan o yaratana söylüyorum: kimsen çık ortaya. adil yargılama olcak...


Abimin mezuniyet törenine gittik ve benim görevim fotoğraf çekmek oldu.özel muhabir gibi abimin her anını,saniyesini, her bakışını ve her durumunu falan ne varsa çektim.sonunda arkadaşları "bizce gitmelisin artık" dediler.acıdıkları için mi dediler yoksa sıkıldıkları için mi bilmiyorum.özel anlarına kadar çekicektim, belkide ondan sıkılmış da olabilirler.abim kimi görse "aa hadi bi poz" derken benim bile beynim döndü.arkadaşlarının lafına şükür ederek, annemlerin yanına gittim oturmak için. sonra bi ses ve bi baktım arkamda abim.bide ordada bi sürü "poz" derken valla yoruldum.annemle, yok arkadaşımla, gülerken, yürürken, ağlarken derken 100 küsür poz olmuştu bile.sonra abimlere gelene kadar başka bölümler çıkmaya başladı da oturdum biraz.makine müh.en fazla sayıya sahip olunca onları sona atmışlar.ne yalan söyliyim, birazda iyi olmuş =))) yoksa benim gibi kişiler valla yorgunluktan bayılırdı.

Abimler çıkmaya yakın insanlar ve görevliler yani herkes rahatladı.abimlerin öğrenci sırası sahneye gitmeye başlayınca onların sırasına gittim.en yakın yerden resim çekmeye çalıştım.yani görevime son sürat devam ettim.tabi bazı yerler bulanık çıktı ama olsun.asıl önemli yerleri çektim zaten ;)) profesyonel gecenin video ve resimleri zaten alınacak ama olsun.ben genede görevimi en iyi şekilde yaptım ya rahatım =)))

Sonra işim bitti sanıyosunuz ama yınılıyorsunuz.hayır bitmedi. bu seferde arkada toplanma sırasında resim çektim.arkadaşlarını tanıdım bu arada .iyi çocuklar. sizi sizi =D =D

Veeee işte günün olayı geldi... Kep Atma zamanı... o kadar kişi aynı anda sahnede olunca insan resim pek çekemiyo ve "Shakira - Waka Waka" şarkısı çalmaya başladı.beni bilen bilir.dans etmeyi severim ve ben başladım dans etmeye =)) gittim annnemin yanına teyzemde ordaydı. "300-500" yaptım.anneannemde -canım ya- bişey anlamadı ama güldüler.şarkı bitince çıkardım onları =D =D o kadar beklettim yani =))

Törenin sonunda eve gelip pozları bilgisayar atıp bakınca acı gerçek çıktı: toplasan 6 pozum vardı =(( bi de o kadar süslenmiştim. yazık oldu sanki =))

Face'e koyduk artık birini. beğenen beğenmiş orda zaten.nazar değdircekler bu kişiye sonunda... =))
 

6 Temmuz 2010

C.N BLUE...Tanıtım...

"You're Beautiful" dizisinden sonra Jung Yong Hwa (정용화) ve Lee Hong Gi hayranı olmuştum."Boys Before Flowers" dizinden sonrada Kim Hyun Joong hayranı.


Jung Yong Hwa'nın grubu C.N Blue.
Lee Hong Gi'nin grubu FT Island.
Kim Hyun Joong'un grubu ise SS501.

Üyelere merakımdan müzik gruplarınıda merak ettim ve başladım araştırmaya.

İşte araştırmalarımın sonucu ve tavsiyelerim. =)))

-bu arada mümkünse bu grupları dinleyin.Koreli falan demeyin.gerçekten harika bi müzik yapıları var.fonda hip&hop, rock, pop var.genelde de gitar, keman, çello falan kullanıyorlar.bu şekilde kalbimi çaldılar sanırsam ;))) Kim Hyun Joong zaten "Boys Before Flowers" dizisinde keman çalan bi oğlanı canlandırıyodu.ordan vuruldum sanırsam ona =))) neyse başlıyoruz ;

İlk tanıtacağım grup C.N Blue


Güney Koreli bir indie rock grubu (Japonya’ya özgü).Grup Güney Koreli olmasına rağmen ilk çıkışlarını 29 Ağustos 2009'da Japonya'da yaptılar.

C.N Blue'nun açılımı: Code Name Blue.
Grup Japonca ilk mini albümü olan  "Now or Never" ile çıkışını yaptı.
Grup ilk albümü "Bluetory" için dört treaser yayımladı. Her videonun başında, sırayla ocağın 6'sı, 8'i, 11'i ve 13'ünde Jonghyun, Minhyuk, Jungshin ve en son da Yonghwa çıktı.Ocağın 12'sinde "I'm a Loner" adındaki klipleri yayınlandı.


Japonya’daki Kariyerleri

2009 yılı Haziran ayı civarında sokak gösterileri yapmaya ve Japonya'daki bazı gece kulüplerinde konser vermeye başladılar.19 Ağustos 2009 yılında Japonya'daki bir indie grup olarak tamamı ingilizce olan ilk resmi mini albümleri "Now or Never"ı yaptılar.2009 yılında Kasımın 25’inde "Voice" adındaki ikinci mini albümlerini Japonya’da yayınladılar.Diğer tüm şarkıları ingilizce iken bu albümdeki çıkış parçaları Japoncaydı.

Grubun “ThankU” ismindeki ilk albümlerinin çıkışının kutlamalarında 20 marttaki tek kişilik canlı performanslarının bulunacağı resmi blog sitesi şubatın 1'inde ilan edildi.Onların ilk Japonca albümleri "The Way" 23 haziranda çıkmak üzere hazırlandı. Bu albüm üç şarkı içerecek.



Kore’deki Kariyerleri

C.N. Blue’nin Güney Kore’de 14 Ocak 2010’da yapacağı ilk resmi albümleri olacak olan “Bluetory” ile ocak ayında çıkış yaptılar.Ayrıca grubun her üyesinin farklı günlerde tanıtılacağı tanıtım videosu da yayınlandı.Ocağın yedisinde (Kore’deki zamana göre) kliplerinin kısa tanıtım videosu daha önce belirtilen üye Lee Jong Hyun’un yüzüyle grubun yeni şarkısı “I'm a Loner” grubun resmi sitelerinde yayınlandı. Baterist Kang Minhyuk’un tanıtım videosu ocağın 8’inde yayınlandı.Ocağın 11’i ve 13’ünde ise Jungshin ve Yonghwa için tanıtım videosu yayınladı.

Resmi olarak çıkışışlarından önceki gün, büyük bir hayran kitlesine hitaben ilk konserlerini yaptılar.Ocağın 14’ünde ilk mini albümleri yayınlandı ve “Mnet ” popüler müzik listelerinde bir numara oldu ve “Hanteo” listelerinde de ikinci sıraya yerleşti.


Albümleri:

Japonya

Thanku
1. TBA

Now or Never
1. Now or Never
2. Let's Go Crazy
3. Love Revolution
4. Just Please
5. Teardrops in the Rain

Voice
1. Voice
2. Wanna Be Like U
3. Never too Late
4. Y, Why...
5. One of a Kind

Kore

Bluetory
1. I'm a Loner
2. Love Revolution
3. Y, Why...
4. Now or Never
5. I Will...Forget You...

bu kısa birazda resmi bilgiden sonra sıra geldi üyelere.

ilk önce benim favorim olan

Jung Yong Hwa

Doğum günü: 22 Haziran 1989
Gruptaki yeri: Lider, vokalist, gitarist, rapper
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak
Özelliği: Klarnet, ağızla müzik yapmak.
Çekiciliği: Yan dişleri -bunu bi yerden buldum ama gülüşüne bakınca hak verdim ;))-

*Ekim 2009'da populer dizi You're Beautiful'da Kang Shin Woo rolünde oynamıştır.
Mest olmuştum dizide ona ya =)))



Lee Jong Hyun (이종현)

Doğum günü: 15 Mayıs 1990
Gruptaki yeri: Gitarist, vokalist
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak, egzersiz yapmak.
Özelliği: Judo
Çekiciliği: Şık gülümsemesi. -gülmekten gidiyoruz hadi bakalım hayırlısı =)) şahsen benim gibi çok gülen biri için önemli bişey bu ama Neyse ;))-

*Grubun lideri eskiden Jong Hyun'du. Liderliğini Kore'de çıkış yaptıktan sonra Yong Hwa'ya vermiştir.
biraz popüleritesini kullanmışlar bence ama iyide olmuş.böylece daha çok tanındılar.


Kang Min Hyuk (강민혁)

Doğum günü: 28 Haziran 1991
Gruptaki yeri: Baterist
Hobileri: Futbol, basketbol
Özelliği: Flüt çalmak.
Çekiciliği: Gülen gözleri -bunada gülmeyi soktum yaa =D =D-


*benimle yaşıtmış.biraz arkada kalsada kendisini başarılı buluyoruz =)





Lee Jung Shin (이정신)

Doğum günü:15 Eylül 1991
Gruptaki yeri: Bassist, Rapper
Hobileri: Müzik değerlendirmesi yapmak
Özellikleri: Basgitarist, rep.
Çekiciliği: Gözleri -bu konuda bişey diyemicem.yüksek oranda bu sonuç çıktığı için yazdım =))-


*Lee Jung Shin de benimle yaşıt.vay bee biz burda okuyoruz adam kıtalar arası meşhur oluyo.benimde içim bi fena oluyo.



Şimdide şarkılara gelelim.
*sadece favorim olanları yazmayı düşündüm =)*


İlk şarkımız: Let's Go Crazy
şarkının başı "Let's go crazy-Let's go crazy-Let's go crazy" diyerek başlıyo.rock ve birazda pop var.hareketli bir şarkı.en azından bu şarkıyı dinlediğim zaman enerjim yerime geliyo.hareketleniyorum falan.sanırsam biraz bağımlılık yaptı =))

koreliler ama harika ing.şarkı söylüyorlar.

"사랑 빛 (Love Light)" diğer bir şarkı.bunun sözleri aslında korece ama o kadar hafif ve yavaş bir şarkı girişi varki resmen mest olabilirsiniz.ardındanda rep yeri geliyo ama öyle isyankar bi rep değil.yavaş söylenen sözler.arada bi kaç ing cümlelerde var.bu olay zaten kore şarkılarında hep oluyo.yani doğal bi durum.ben en çok bu şarkının "geuh deh neun darling" ve "geuh del reul sarang heyo darling" sözlerini seviyorum.ardından şarkının ritmi gene düşüyo ve slow bi şekilde söylenmeye başlanıyo.



"그럴 겁니다... 잊을 겁니다... / I will... forget you" da slow bir parça.şarkı yağmurun sesiyle başlıyo ve solistimizin "geureol geomnida ijeul geomnida oneulbuteo nan"demesiyle devam ediyo.ben bu girişi çok seviyorum.resmen gözlerini kapat ve dinle durumu.eğer sevgilinizden yeni ayrıldıysanız "dinlemeyin" derim.


Gelelim yeni şarkıları olan "I'm Loner (외톨이야)" a. geçen gün klibinide indirdim.o kadar sevdim yani =) paso MP3 ümde de dinliyorum zaten."oetoriya oetoriya oetoriya oetoriya"-I'm a loner- diyerek başlıyo şarkı.sonra giriş müziği ve direk sözlere dalış tam ve yerinde bi yorum olucak herhalde.hemen sonrasında ise rep geliyo ve benim sevdiğim yer olan fonda "Ohh" sesi ile nakarata başlıyoruz.koreceyi az çok öğrendim diyorum ya,bu şarkıda bunu kesin anladım.ilk dinleyişte ezberledim şarkıyı.bu şarkının nakaratındaki "oetoriya oetoriya daridiridara du" yerine bayılıyorum.böyle ellerimi kaldırıp kafamı sallayarak söylemek çok hoşuma gidiyo =))) ayrıca şu sözleri yazmazsam olmaz:

"sad sad sad sad sad sad sad tonight <>
Oh no no no no no body knows << mam molla>>
one two three four five six seven night <>
seumyeo nareul dallaego isseo"
nakaratın devamı =))

şarkıyı indirin.burayı ezberleyin.ne demek istediğimi anlıcaksınız =))


"Love" bizim bir diğer şarkımız.bu şarkının girişinde;

"Yeah
C.N. to the Blue
To the sky high
Get ‘em high
Yes we ready to go"  diyerek başlıyo ve devamı korece olarak devam ediyo.demin bahsettiğim gibi ardından da bi kaç ing cümle var.şarkının sonlarında sert bi rock esintisinde sözler söyleniyo ardındanda gene nakarat giriyo.bu şarkıyla geçen hafta ödül aldılar.alınmayacak gibi de değil zaten ;)) nakaratına gelince;


"Tell me Why why why 너만 원하고 있잖아
No Bye bye bye 그런 슬픈 말은 하지마
I can try try try 다시 돌아온다면
You know I want get get get your love

Love Love Love Everybody
Clap Clap Clap I want you back to me
꿈에서라도 니 손을 잡던
그 때로 돌아가고 싶은데

Love Love Love Everybody
Clap Clap Clap I want you back to me
꿈에서라도 돌아온다면
세상을 다 가진 것 같을텐데"
ben bu nakaratta en çok "Why why why" deme yerlerine bitiyorum.şu sıralar Arirang Kanalında sık sık bu şarkının klibini yayınlıyorlar.denk gelirseniz izleyin derim =))


"Love Revolution"...hızlı bi girişi olan şarkı.direk sözlerle başlıyo.şarkının girişindeki "nae yeope nuul ttae nae gyeote jamdeul ttae" derkenki seslerini değiştirmeleri çok tatlı olmuş =) sonra "Stop!"deyip direk nakarata giriyorlar.nakarata ise hayran kaldım.sözlerini anlamasanız bile müziğine hayran olabilirsiniz.ama ben sizin için nakaratı yazıcam:


"I want a you in my life (naui sarang neoege)
nae sarmui sanso gateun neo (modeun geol bachilge)
I want a you in my life (neoege hanaui baraem)
maeil neowa hamkke sumswigo pa (hangsang useojullae)
himdeul ttae bitamincheoreom sangkeumhae
apeul ttaen eomma pum gateun
You in my life (neol kkok anajulge)
yeongwonhi neoman saranghae Forever" -burdan şarkının içeriğini aşağı yukarı anlayabilirsiniz =))-

bundan sonra şarkının temposu daha da yükseliyo ve siz daha çok şarkının içine giriyorsunuz.ben bu şarkıyı dinlerken zıplayıp tepinmek istiyorum. =)))

şarkının sonunda 4lük bir söz yeri var ve sonra yeniden nakarat ama nakarata girerken fonda hala şu parantez içindeki sözler söylenmeye devam ediyo.*dinlenmeli!!




"Now Or Never" diğer şarkılarından biraz daha farklı olarak daha sert bi rock şarkısı.sözleri daha isyankar söylüyorlar ve nakarata girerkende sesleri yükseliyo ve dinleyeni hazırlıyo.şarkının bir nakaratında ing cümle var bide 2.girişte.ortalarına doğru solo yerler ve sadece müzik soloları yer alırken sona doğru bir anda kesilip sözler yavaşça söyleniyo.sonra yeniden ritim yükseliyo ve şarkı son aşamasına geliyo.


"Voice" hareketli diyemem ama sakin bi girişi var.sonrasında gerçekten hareketleniyo işte.rock altyapılı bi şarkı.genede sakin bi girişi var.ardından şarkının ritmi yükseliyo ve nakarat başlıyo.bu şarkının sadece Japonca sözlerini bulabildim ama korecesi daha güzel =)) şarkıyı dinlerken benim aklıma çocukluğum ve lisede yaptığımız çılgınlıklar geliyo =)) -gözümün önünde canlanıyo- ondan bu şarkyı pek bi seviyorum.ıumut verici sözleri var =)

sona doğru hafif bi söyleyiş ve sonra hızlı müzik...


şimdilik bu kadar favori parçamı yazdım.yeni yeni tanıdığım bi grup olmalarına karşın onları fazlasıyla sevdim diyebilirim.Amerikalı gruplardan başımı Koreli gruplara çevirdim artık =))



Yorgunluk Mu Oda Ne?

Bu aralar çok yoğunum.resmen kendime zaman ayıracak vaktim yok diyebilirim.

Yarın abimin Kep Töreni var. Sonunda çocuk üniversiteden mezun oluyor. İki bölüm birden bitiren bir kişi olarak ABİM e "TEBRİKLER" diyorum. Kendisi benden daha çalışkandır. Sanırsam birazda hırslı. Hadi bölümlerini de söyliyim tam havamız olsun =))

*Makine Mühendisliği asıl bölümü ama yanında Endüstri Mühendisliği'ni de bitirdi. Hırslı olan biricik abicim bu aralar Yüksek yapmaya kafayı taktı. Bakalım sonumuz ne olacak? Bana da böyle şeyler yapmam için biraz baskı geliyor ama sanırsam ben sağlam adımlarla bölümümü bitircem. Durun bi kardeşim karışmayın bana diyenlerdenim =))

Neyse yarın bizim için tam bir koşuşturmaca olacak. Teyzemle beraber Ankara'dan uçakla gelecekler ve 2 saat sonra törene gidilecek. Sanırsınız ki önemli bir iş toplantısına yetişiyoruz =))) İşte diyorum ben ya "Bu aralar çok yoğunum." diye. Beni takan var mı acaba.

Bu olacakların yanında olan ve bitmiş durumlarda var tabi. Bilgisayarıma sonunda kavuştum ve çook mutluyum ama bütün giden MP3 arşivimi toplamak ve silinen dosyalarımı düzenlemek, sitelerimi yenilemek, üye girişlerimi güncellemek, maillerimi düzenlemek, silmek ve bunların yanında yeniden program yüklemek, güncellemeleri yüklemeye devam etmek ayrıca bide Kore dizilerimi indiriyorum. Bazılarını CD'ye çekemeden silinmişti. Malum bilgisayarım ısınınca CD'ye çekecek bile zaman bulamamıştım. Bunun sonucunda hepsi silinmişti. Şimdi yeniden yüklüyorum. 5 ya da 6 bölüm olunca hemen CD'ye çekiyorum, ne olur ne olmaz diye.

Çevrem habere bana "Ne işin var aslında? Habere bilgisayar başındasın." diye söyleniyorlar. Herkese açıklamaktan bıktım. Bence bu kadar işi yapmak benim için yeterince zor ve ben buna "İŞ" diyorum. Evet, arkadaşlar işte benim işim. Bi daha size "İŞim var" dediğimde lütfen bu yazımı okumuş olun ya da okuyun beni de yormayın =))

Ayrıca Toshiba yetkili servisine sitemimi belirten yazıyı daha önce yayınlamıştım biliyorsunuz. Bilgisayarımı 3.ye şikayet edip, İstanbul'a yollattım ve oradakiler hallettiler yani İzmir'deki servistekilerin dediği gibi 100 dereceyi bulması normal değilmiş! Kim haklı gördün mü servisteki Murat Bey!! Sinir adam ya. Bide oradaki siyah saçlı habere hızlı hızlı konuşan, seni salak yerine koymaya çalışan kıza da kıl oldum. Seni dinlemiyor bile. Oda inşallah şikayetimden nasibini almıştır. Şimdi maksimum 60 dereceyi buluyor. Oda İzmir sıcağında normal yani. Bide soğutucu alıcam.

İyi bir model ya da marka bilen varsa bana önerebilir mi?

Teşekkürlerimi İstanbul'daki yetkili servise yolluyorum. Benimle çok ilgilendiler ve şikayetimi de hemen ele aldılar ve sonucunda özürde dilediler. Ayrıca bilgisayarım ilk gittiğinde benden anlamsız bir 40tl almışlardı. Bunun hesabını soruncada "Haklı olduğumu, İzmir'deki servisin haksız olduğunu ya 40 liramı geri ödeyeceklerini ya da 1 sene garanti süresini uzatacaklarını" söylediler. Seçme hakkını bana bıraktılar. Bende "Garantisi uzasın." dedim daha mantıklı geldi.

İşte buradan bir daha İzmir'deki servise kızıyorum. Sinir şeyler!

Aklınızda olsun!

*Toshiba bilgisayarınızda bir arıza olduğunda ve İzmir'deyseniz hemen İstanbul'daki servise yollayın.