27 Mart 2010

Alles Gute zum Geburtstag!

25 Mart günü 18'i bitirdim ve 19'a girdim ya da nasıl diyorlar, 19'dan gün aldım =))) şuan tarihe bakınca 3 gün almışım =)) "yaşlanıyor muyum ne?? ;))" dedim gece gece kendime...=)) artık bi daha "17 17" tarzı şarkılar bana hitap etmiycek ya da "18'lik çıtır" laflarını duymucam. “koca bi dingil oldum” diyebilirim =) bundan sonraki yıl ise 20 olup, bi 10 sene 2 rakamını kullanıcam.10 yaşıma bastığımda da içimde böyle saf bi düşünce, sevimli bi heyecan, muzurca bi gülümse olmuştu.24 Mart, saat 00.01 olduğunda kendime aldığım hediyeyi açtım.gizliydi ama benimdi o hediye. ilk yazımı yazdığım ama burda yayınlamadığım ve saklı tuttuğum düşüncelerimin olduğu bi defterdi bu. aldım,baktım,okudum.ardından,eski bi defter geldi elime, çekmeceyi çekince…eskilerden, hemde çok eskilerden kalın bi günlük...her günü yazmışım ve her günü sığdırmışım o küçük satırlara...yazıma baktım, süslemeleri inceledim sonra ise okumaya başladım. sanki başkasının gizli anılarını ele geçirmiş gibi hissettirdi bu bana. kalbim bir anda hızlı bir şekilde atmaya başladı, elim ise sanki buz kesti.ilk sayfayı açtım.bi tek masa lambasının ışığı vardı odada.başka bir ses ya da müzik yoktu fonda.okumaya başladım. her cümlede ve tarihte biraz daha duygulandım. çok şey yaşamışım bu geride bıraktığım 18 yılın sonunda. aşk girmiş hayatıma, ihanet, yaramazlık, hayal kırıklıkları, bazen umutsuzluk, bazen de sonu gelmeyen maceralara atılmışım.bazen yalnız olmuşum yaşadıklarımda, bazende etrafımdakileri sokmuşum olaya ya da olaylara...karşı gelmemişler. hep bana güvenmişler.bazısı karşılıksız sevmiş beni, bazısı da çıkarları için... hemen anlayamamışım hissettiklerimi o kişilere karşı.güvenmemişim hemen.tutmuşum kendimi, saklamışım sırlarımı.aklımdan geçenleri akşam olunca da kağıda geçirmişim. uzun olanları ise bu deftere…tepesine yazdığım tarih ise canlı tutmuş olayları.her okuduğum günün cümlelerinde yaşadıklarım canlandı gözümün önünde."iyi ki dedim, iyi ki tutmuşum bu günlüğü".bazen "ben nerde hata yaptım" diye düşünürüm.buldum bütün cevaplarımı.eskimedi anılar ve kırgınlıklar.küstüklerimi de yazmışım bu deftere hem de gün gün.sonunda ise, haklı mıydım ya da haksız mı bunların hepsinin cevabını buldum okuduklarımda.ilham oldu aslında şimdi yazdıklarıma ve bundan sonra yazacaklarıma.

Çocukluk, ilk gençlik ve şimdilerde ise sadece gençlik dönemimi yaşıyorum.yaşadığım olayları okurken şunu fark ettim: her zaman oyunu çok severdim ben.-ki hala severim.-annemi kızdırınca evin bi köşesine saklanırdım.beni bulamazlardı.sakinleşince bi şekilde çıkar, odama gider uyurdum.gün çabuk geçsin diye.o gizli yerim ise masanın sandalyeleriydi.boylu boyunca yatardım.annemler beni ararken sadece masanın altına bakarlardı.kimseyi göremeyince de giderlerdi ama ben sandalyenin ayaklarında değil üstündeydim.masa örtüsüde kapatırdı beni ve tam kaçılacak yer olurdu.oyunu kuralıyla oynaması severim ben mesela strateji yapmayı…karşımdaki ne düşünüyo ya da bir sonraki adımı ne acaba demeyi severim,düşünürüm.olasılık hesabı yaparım, adımlarımı sağlam atarım.mesela, bilirdim yani annemlerin sadece aşağı baktıklarını.saklambaç oynarken bile kaçacak, saklanacak yerleri iyi buluyordum.pek yer değiştirmezdim çünkü kimse gittiğim yeri bulamazdı.renkli istop oynardık ilkokulda. ben hep renkli giyinirdim ki bütün renkler üstümde olsun diye.yıllar geçtikçe bu örnekler değişti ve gerçek hayat oyununda bana yardımcı oldular.bu aralar profesyonel olma yolunda ilerliyorum galiba.kurallar, oyunlar, saklanmalar, kaçmalar, koşuşturmacalar ve tabi yoran hayat temposu...kaybettiklerim oldu bu yolda.kaybederken çok üzüldüklerim ve ben olaylar olurken bitmesin dedim, kimse gitmesin...ama elimden hiçbir şey gelmedi bir anlık hatayla kaybettim onları.çok üzüldüm ama şimdi hepsi bana ilham oluyor,sanal bir dünya yarattım onlara ve anılarımda kalan sözlerini, davranışlarını harmanlıyorum ve yazıyorum.kendimi de katıyorum bazen ama hikayenin baş kahramanını o dünyadan seçiyorum.keşke’lerim hiç olmadı mı sanıyorsunuz??? Tabi ki de oldu ama yaptıklarımın sonucunda değil, ben sadece yaşanmadan önceki belki de “tanışma aşaması olmasaydı keşke” dedim. bir kişiyle tanıştım, hayatım mahvoldu.onu silmek için çook zorlandım,uğraştım hatta kendimden ödün bile verdim, hasta oldum ama sonunda kendime döndüm.işte o zaman “keşke” dedim. “keşke tanışmasaydım seninle.nerden girdin hayatıma?”onu listelerden silerken içim hiç burkulmadı ya da barışmak için çaba sarf etmedim.hayatım boyunca onun adını anmıcam -ki bunu 3 senedir başarıyla yapıyorum-. arkasından da kötü konuşmadım, kendi akışına bıraktım, yaşananları ve söylenenleri...en yakınım dediğiniz insandan ihaneti ve terkedilmeyi yaşamak insana çok koyuyo. ben bunu o günlerde anladım.ilk kez tattım bu duyguyu ve o günlerde bunun etkisinden kolay kolay kurtulamadım.hayatımda ilk kez, işte o gün eve gelip ağladım .ben pek ağlamam. bir kaç gözyaşı dökülür gözlerimden işte o kadar ama gün gerçekten hıçkıra hıçkıra, kendimi yora yora ağladım.durmak istedim duramadım.yüzümü yıkadım ama her gözümü kapatışımda o sahneleri gördüm ve gereksiz bir şekilde sarf edilen sözler geliyordu kulağıma...yatamadım, kalkamadım.o günleri hiç sevmedim.günlüğümde bir tek o günler yok zaten.yazmamışım.bir daha bakıp hatırlamamak için.iyi de yapmışım.şimdiki düşüncelerim ve olgunlaşmam o günler bittiğinde başladı.

bir gece de büyüdüm ben.

bir gecede değiştim.

şimdilerde 19 oldum, Evet...şöyle bir genel hayatıma bakınca;

-istediğim gibi yaşıyorum, mutluyum, sağlıklıyım, sevdiğim 2 tane hayvanım var ve evet, keman çalıyorum, istediğim üniversitenin istediğim bölümünde okuyorum, çiziyorum, dikiyorum ve giyiyorum, ailemle yaşıyorum, güzel şehrim İzmir’deyim, buradan ayrılmadım ve şimdilerde hala keşfetmemiş yerlerini keşfediyorum…


aslında bu yazıyı 24 Mart’ın gece yarısında yazmak istemiştim ama yorgunluktan uyumuşum...

=)))


6 Mart 2010

hop tiri tiri nay nayy... #)


Dersler, koşuşturmaca falan derken ne nete girebildim ne de kendime zaman ayırabildim.bulduğum ilk fırsatta buraya bişeyler yazmak istedim.2 haftadır,günlerimi bi programa yerleştirmek zorunda kaldım.bu programa bağlı kalıncada hayat monotonlaştı.bu perşembe yeniden sınav haftamız başlıyo.2.dönem herşey daha da bi karmaşıklaştı ve zorlaştı sanki ya...uff ilk dönemi özledim ben.yeni sınıfımızın konumunuda beğenmedim.en alt katta ve Ege'nin o ulu ağaçlarından dolayı karanlıkta kalıyoruz.eski sınıfım en üst kattaydı ve manzarası süperdi.ama takmıycam işte bu durumu cık =))
bu hafta ve önceki haftadan bi kaç gözüme çarpan olayı listelicem şimdi.aklımda olanları yazıyorum.

-eveeett Eurovision şarkımız açıklandı ve tartışmalarda başladı.şarkı güzel mi, değil mi yorum kişiseldir.kişisel görüşüme göre, müzikleri biraz daha baskın olmalı ama sözlerini beğendim.bakalım sonumuz nasıl olcak?bu konu üzerine mayısa kadar yazı yazılabilir aslında.Hadise kadar olmasa da Manga hakkında da konuşacaklar.muhabir basın toplantısında Manga grubuna "ne giyeceksiniz?" diye sordu ya =)) ne salak bi sorudur bu böyle.yok etek giyecekler.erkek olarak ne giyecekler abi?? kısa şort altına topuklu ayakkabı mesela =)) valla soru sormak için soruyolar ya çok salak durumuna düşüyolar.neyse ki bu konu hakkında kimse konuşamıycak=))) bi başlığıda elemiş olduk.
KISA NOT: Emina Sandal -Mustafa Sandal'ın eşi- da Eurovision katılcakmış.bakalım nolcak.hadi hayırlısı...
KISA NOTUN KISASI:maalesef Emina halk oylamasından geçememiş ve katılamıyomuş...

-ünlüler habire boşanıyo.ne garip durum bu ya.Mehnmet Ali Erbil sonrasında Seda Sayan ve şimdi de Petek Dinçöz boşanıyomuş.var mı eklemek isteyen ve benim kaçırdığım bişey? en garip boşanan kesinlikle seda sayan.boşandı ve umreye gitti ne alakaysa artık.kim bilir kaçıncı evliliği. boyu kadar oğlu var ama hala kendinden 20 yaş falan küçük erkeklerle evleniyo ve sonunda da boşanıyo .gazetelerin haberine göre ilgisizlikten boşanmış.kendisi bu sene Kanal D'de program yapmaya başladı ve adı da "susma" ydı ve banttan dı, gereksizdi.ilk konukları münevver cinayeti ve babasıydı.sonra program canlı istendi ve adı "yanlız değilsiniz" oldu. gene saçma konular konuşuldu, açıklanmayan ve davası hala devam eden konuları konuşması ise gerçekten saçmaydı ve program dramdan gitgide dram-eğlenceye döndü.kadının çocuğu ölmüş ve katilini arıyo, konuşuyolar ve DINKKK hemeen iki göbek bi halay ve hooppp reklamlar modu.sonra programa yaşlı evlenmek isteyenleri çıkardı ama yok reytingler tutmadı ve yayından kalktı sonra noldu Pepsi reklamında rol aldı ki keşke almasaydı rezalet oldu, aklıma bile getirmek istemiyorum o sloganı şimdide Lays'te ...yok seda sayan sıktı resmen yaa..buradan söylüyorum.şimdide boşanma ve umre haberleriyle gündemde.bu gündem sıkar, zehirli sarmaşık konuyu kapar...

-flash tvde ki yalçın abi ya da yüzleşme programına resmen yarılıyorum ya.ne o tipler ve programdaki ifadeler ya..giriyorum videolarını izliyorum. en son bomba ise şu balığa duysusal bişeyler besleyen adam =)) yarıldım onu izlerken. kıvrılmasına bitiyomuş sanki iki kadını seviyo gibi geliyomuş! anlatımıda çok hoş =)) eşi bile programa bğlanıyo.izleyin kopun =))

-bide şu tvlerdeki bluğlamalara kıl oluyorum ya.sigarayı, içkiyi, silahı maşallah herşeyi buğluyolar.insanın daha çok dikkati çekiyo bence.yoksa o sahnede özellikle "aa bak bak! sigara içiyo bizim brad, hadi kız kalk içelim" diyen var mı ki???bence yoktur...o zaman niye buğluyosunuz yada o sahneyi kesip atıyosunuz kardeşim ve benim gibi o sahneyi izlemek isteyen insanlara haksızlık yapıyosunuz???kızdım kızdım çookk kızdım bu duruma.

-vee Tarkan...uyuşturucu kullandığı ortaya çıktı, bütün haber konularının başı oldu maşallah.gündem ter düz oldu, herkesin kafası karıştı.işin saçma tarafı: adam uyuşturu kullanıyo ki uzun zamandır kullanıyomuş.çıktığında resmen halk kahramanı gibi karşılandı. tamam kimse "yuhhh! hayda aa" deyip çürük domates atsın demiyorum ama bu gösterilen sevgide biraz fazla değil mi ya??? zaten mahkemeden iki sonuç çıkıcaktı; ya parayla serbest kalıcaktı ya da suçsuz bulunup serbest kalıcaktı. iki şekilde de serbestti yani ama yok bizde bi abartı oldu ki durmadı. yok annesiyle konuştu, yok öpüştü, sarıldı, ağlaştı.adam insanlık dışı bişey yapıyo sanki gibi anlattılar bu son yaptıklarını.yaa haberler çook saçma olabiliyo.hele şu polis karakolunda diyorlar ya "sabah 3 zeytin, 1 domtes ve çift kaşarlı tost yedi.öğlen ise salata ve haşlanmış tavuk yedi.akşam ise 5 köfte ve makarna yedi."ulan banane...bu haber mi yani??böyle saçma bişey neden haber kalitesiymiş gibi söylenir ya da izleyici  bunu merak eder mi??? eden var mı?? varsa nolur söylesin.çünkü ben buna fena taktım.ilk yemek duyurma haberi de değil yani.
aynı hayranlık durumu Deniz Seki'de de olmuştu.hapishaneden çıktı bi karşılama bi cümbüş.ooo ikinci halk kahramanı durumu yaşanmıştı.bayanımız bi de sahne fiyatına zam yapmıştı.ki saçmalık burda zaten...

-Kore'ye fena sardım şu sıralar.bütün ünlüleri ve ülkeyi çözdüm tabi sadece Güney Kore'yi. Kuzey!yok almıyım =)) Paris'ten sonra Kore'yede gitmek istiyorum.dizileri, filmleri, oyunları, yaşamları,kültürleri derken uff resmen koreceyi bile söktüm.özel harf karakteri indirdim, Google'dan arama bile yapabiliyorum.ayrıca harika dizileri var yaa=))) orjinal dizilere ekstradan altyazı ekleyip izledim.size izlediklerimin kısa özetini yazabilirim ama onu ayrı bi başlıkta yazmak istiyorum, not aldım bile=)) tavsiye edebileceğim bi kaç tanesinin adını veriyim bari. daha listem çok dolu ama dersler işte, izleyemiyorum =))

                             *Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) 선덕여왕

                                    *Witch Amusement / Witch Yoo Hee

                                     *You're Beautiful / 미남이시네요

*Full House / 풀하우스

                                      *My Lovely Sam Soon/ My Name Is Kim Sam Soon

                                    *Sassy Girl/ Delightful Girl Choon Hyang

                                       *Mai Geol/ My Girl

                                    *Düşlerimin Prensi/ Princess Hours
                  
                                      *Worlds Within...

bunların soundtrack leride çok güzel kesinlikle indirin ve dinleyin derim.OST diyede ararsanız bulabilirsiniz =))
ayrıca altyazısını bulamayan olursa yazsın, yardımcı olurum =)

kısa kısa kafama takılanları yazdım, bi sonraki yazım ne zaman olur bilemiyorum ama herkes kendine iyi baksın =))))))))))

15 Şubat 2010

Neler Neler

Yarı dönem tatilim boyunca evde o kadar çok zaman geçirdim ki sonunda yeni uğraşlar buldum =))

Mesela bunlardan birisi yemek yapmak oldu. Paso kendimi bu işe adadım diyebilirim. Gündüzleri Kore dizileri izleyip (Bu da ayrı bir bağımlılık) öğlen gibi yemek yapmak ya da kek kurabiye sonra gene Kore dizisi ve akşama doğru örgü örme derken koptum gittim resmen tatilde ya #)

Bugün zaten dersler yeniden başladı. Herkese geçmiş olsun!

İlk günden resmen öldüm. Niye bu kadar çok yorulduğumu bilmiyorum. Gelir gelmez hemen cuma gününe sınav koymuşlar. Şoklar içerisine girdim. Bi bismillah diyemedik resmen ama ikinci dönem birinci dönemden daha çok çalışmalıyım onu anladım yoksa sınırda kalıp Final sınavına girmek zorunda kalıcam =) Bunu da hiç istemiyorum. Sıkar beni resmen böyle durumlar. Amaann neyse ne.

İçimden geldi size bi bisküvi, bi de kek tarifi veresim geldi. Bu kadar denemelerden sonra kendi adımla sunuyorum.
Zehirli Sarmaşık'ın özel 2 tarifi;

Bisküvi Tarifi,
1 bardak toz şeker
125gr(bir paketin uçtan uca yarısı) ya da bir paket sana hamurişi
4,5 - 5 bardak un
4 paket vanilin
1 yumurta

Malzemeleri toplu halde karıştırıyoruz.merdaneyle açıyoruz. Ardından şekil verip tepsiye dizin. Mümkünse çok ince açmaya çalışın. O zaman çok güzel oluyo ve kıtır kıtır yeniyo. Çayın yanında tavsiye ederim. Bu malzemelerden 2 tepsi çıkabiliyor ;)
Son olarak da önceden ısıttığınız fırına atın. Benim fırınım kuvvetli olduğu için 150derecede 20-25dk pişirmeniz yeterliydi. Beyaz kalması gerekiyo yani koyulaşmadan alın ;)


Kek Tarifi,
3 yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı çiçek yağı
1,5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu

Önce un, şeker, çiçek yağı, yumurta ve sütü bu sırayla karıştırın. En son kabartma tozunu ekleyin. İsteğe göre içine kakao, portakal kabuğu ya da limon kabuğu rendesi koyabilirsiniz. Benim tavsiyem limon kabuğu rendesi koyarsanız o limonun suyunu da sıkıp ekleyin. Güzel oluyor ;) Ardından keki kalıbına boşaltın ve fırına atın. Süslemesi size kalmış. Üzüm, ceviz, fındık falan süslemede kullanılabilir. Fırın önceden ısıtılmış olmasın çünkü o zaman kabarmaz. Bu benden size tüyo ;) 180derecede 25-30 dk pişirmeniz yeterli olacaktır.

AFİYET OLSUUNNN =)))

23 Ocak 2010

Ayşe Özyılmazel ve Albümü...


Ayşe Özyılmazel albüm çıkarmış.aslında radyoda sık sık denk geldiğim ve dinleğim bi şarkı vardı, bi kağıda sözlerini yazıp internetten araştırcaktım ve kim söylüyo bulcaktım.ama her seferinde unutuyodum ve bi gün evde otururken tvde Ayşe Özyılmazel'in albüm çıkardığını duydum ama kısa bi haberdi ve şarkılarınada yer verilmiyodu.o akşam da tesadüf işte abim "sana bi albüm dinleticem" dedi.bende yeni albümleri hep dinlerim ve bi şekilde yorum yazmayı severim.hatta yazdıklarım arasında burda yayınlamak istediğim bi kaç albüm daha var ama şimdi ki konum Ayşe ve kendisiyle aynı adını taşıyan albümü.neyse işte abim bana şarkıyı dinletti ve benim ilk tepkim "bu albüm kimin?" demek oldu çünkü kaç gündür radyolarda dinlediğim şarkıyı abim bulmuştu ve dinliyoduk.Ayşe'nin olduğunu öğrenince aslında çok şaşırdım.bu zamana kadar yazılarını okuduğumuz ya da programlarda jüri üyeliği yapmış, babasının Neco olduğunu bildiğimiz, kız albüm çıkarmıştı. "herkes bu dönemde albüm çıkarıyo kardeşim" falan demeyin ve albümü alıp dinleyin derim ben çünkü gerçekten güzel şarkılar var.hatta çıkış parçası olarak seçtikleri "Enerji'nin" sözlerini kendisi yazmış, klibide eğlenceli ve güzel olmuş bence...hafif Nil Karaibrahimgil ve Yalın esintisi olsada şarkıda ben beğendim.bu yazıyı yazarken bile fonda bu şarkı var =))aradığım şarkıyı buldum ve ekstradan albümüde dinlemiş oldum .Enerji'den başka albümde 8 şarkı var.

"İstabul'un Kızları" biraz bana Sezen Aksu'nun "İzmirin Kızları" ndan esinlenilerek yazılmış gibi geldi.hafif sözlerinde de benzerlik var sanki.araya da rap koymuşlar.farklı bi hava katmak istemişler...İzmir'li olarak önce "İzmir'in Kızları" şarkısı gelir benim için ;))

bir başka şarkısı ise; "çocuk". bu biraz daha duygusal bi şarkı.ayrılık şarkısı...daha ayrılığa hazır olmayan ya da bu ayrılığın etkilerini anlatan bi kadının sözleri var şarkıda.en sevdiğim yeri ise "çocuk!" deyiş yeri.şarkının nakaratında yavaş bir şekilde söylüyo ve müzik başlıyo...


Gelelim "temmuz" şarkısına...tam yaz şarkısı.hareketli ve sözleride kolay,uyumlu.aralarda bir kaç aya uygun sözler ve benzetmelerde eklenmiş. mesela; "ekim,kasım,aralık off içim dışım kapkaranlık" ve "ocak, şubat kar yağar" ,"nisan, aşk istiyo insan" ,"mayıs, bu yaz bizim yazımız"...dimi kolay yani =))

bir diğer şarkı ise "Abla" ,hafif latin esintileri olan bir şarkı.aralarda bi adam yabancı sözlerle araya giriyo falan.şöyle yazın serin akşamlarında, kumsalda dinliceksin bu şarkıyı.ama etkilenmek istiyosanız sevgilinizden ayrılmanız gerekiyo ya da onun sizi bırakmış olması.sizinde Abla'ya yazı yazmanız.. =))Sezen Aksu'nun "Sarı Odalar" şarkısını da hatırlatıyo Ayşe yani sözlerinde yer veriyo...

vee "Pardon" şimdi anlatıcağım şarkı.sanki genç bi kız şarkı söylüyo gibi geliyo dinlerken ve fonda da habire" hop hop hop...hoppaaa!!" diye bağıran biri var."Pardon" lafı zaten Kenan Doğulu ile bi kez kullanılmıştı.aynı sene ikinci kez dinleyince ben pek sevmiyorum.

"Sevene Kadar".işte albümün en güzel duygusal şarkısı diyebilirim.ben gerçekten bu şarkıyı beğendim.nakarat başlarken rock tınıları başlıyo.sözleri ise çok içten olmuş bence.diğer şarkılarda ne kadar eğlenceli bi Ayşe varsa, bu şarkıda da o kadar duygusal bi Ayşe var.sanki bir şeyi itiraf ediyormuş gibi...
"Evler yansın" ve "İki sakin" diğer 2 şarkı...onlarıda size bırakıyorum...



İyi Dinlemeler...