23 Ocak 2010

Bitti İşte Bu Kadar!


Yeni bi yazı ve ben gene buradayım =))

Sınavlardan da kurtuldum derslerden de. Artık tatil başladı benim için. Ne mi yapıcam? Tabi ki de bir sürü şey ;) Plansız, programsızım. İşte işin en güzel yanı da burada değil mi =)) Kesin olan bi şeyler var mesela, keman derslerime devam ediyorum ve günde çalışma saatlerimi ise artırıyorum. Bunu yapıyorum çünkü en iyisi olmalıyım. Mükemmeliyetçilik var bende biraz galiba ama bu özellik üniversiteyle coştu diyebilirim. Bu hafta bi alman halk şarkısını çalmaya çalışıcam, bakalım nasıl bişey çıkacak ortaya (Merakla bekliyorum.).

Geçen yazımda bahsettiğim speaking sınavından ise tam notla geçtim =)) Ayy çok mutlu oldum ya. Hoca "Çok doğal konuştuğumu ve akıcı olduğumu" söyledi. İçimden güldüm ama dışarıdan sadece "Teşekkür ederim" dedim (Çok kibarımdır, bilmiyorsunuz hehee). Cuma günü ise 4 sınava birden girerek üniversitedeki hayatımın ilkini gerçekleştirmiş oldum. Lisede falan hep ertelemeye çalışırdık (Ki bunda da gerçekten başarılıydık) ama cık üniversitede bu olmuyor. Hikaye okuma, reading, core, portfolio (kompozisyon yazma) olmak üzere 4 tane işte. Hepsinde de yaptık bişeyler, bakalım sonumuz hayrola. Çok gerilmişim bu sınavlar dolayısıyla ya. Sınavdan çıktım, vurdum kendimi kemana. İzmir'e de o gün nasıl yağmur yağıyordu anlatamam. Gece 3'de başlamıştı ve bugün sabah 6'ya kadar yağdı. Dışarı çıkamadım yani o kadar çoktu. Severim yağmuru aslında ama elimde kocaman keman çantam, montum, şemsiyem ve tabi sırt çantam olunca onların hepsini taşımak işkenceye dönüyo biliyon mu?! Yoksa kapatır şemsiyeyi atardım çantaya, mont zaten üstümde olurdu ama olan bu sefer bana değil kemana olurdu. Belli bir nem oranında olması gerekiyor kutunun ve eğer ıslansaydı o nemi nasıl kuruturdum bilmiyorum işte.

Yaa böyle. En son tatile giren üniversite biz olduk herhalde (Bide ODTÜ'yü duydum arkadaşlardan. Onlarda bizim gibi cuma girmiş). 3 haftalık tatilin bugün ilk günüydü. İyi geçti, yağmurdan dolayı dışarı çıkamadım ama film ve hafta içinde ders çalışıp izleyemediğim dizilerimi izledim. Cnbc-e ve e2 bağımlısı olarak bir günde ne kadar izleyemediğim varsa izledim diyelim biz ona. Elimde koca meyve suyu bardağımla kalkmadan izledim hemde #) Gece de The Tudors'un tekrarını izlicem sonra ki planlarım ise karışık ;)

Şimdilik bu kadar diyim ve bitiriyim.
Herkese iyi günler.

16 Ocak 2010

^ Kampüs ^ ...2

Bir dönem daha bitiyor, son bir hafta diyebilirim. İlk yazıdan sonra ne kadar zaman geçmiş. Diğer üniversitelerde tatil çabuk başlarken ve bizden daha uzun olurken, Ege Üniversitesi'nde ilk dönem ancak haftaya cuma bitiyo. O günde sınav var zaten yani sınavdan sonra 3 haftalık bi tatil var. Tatilinde son haftası kayıt falan derken hızla geçer geriye kalır 2 hafta (Nasıl hesap ama). O sürede de bir sürü ödev ve dönüşte (Yeni sınıflarımızda) ilk sınavımızı olucaz. "Ne manyak bi şeydir lan bu" dedim. Üniversitede rahat etmek yok yaa. Habere kasıyorlar kasıyorlar yani. Ama genede "Tatil" adı altında tatilimi yapıcam. Kesin kararlıyım. Ayrıca kemanda da ilerlemeyi düşünüyorum. Bu konuda da hırslandım bakalım nolcak =)

Cuma günkü speaking sınavından sonra direk keman dersine gittim ve üstümdeki bütün stresi attım. Sevemedim zaten şu ingilizceyi ya. Lisede gördüğüm Almancayı daha çok sevdim diyebilirim. Bazen hala derste İngilizce yerine Almanca konuşasım geliyo hemen susuyorum. İşte bu yüzden speaking sınavından çok korkuyordum ama yok, çook güzel geçti =))

Kendimizi anlatmak 5 puan, kuradan seçtiğimiz konuyu anlatmak ise 10 puan. Kendimi anlattım yani garanti 5 puan ve sıra geldi kura çekmeye.

Çektiğim konu ise; "Gelecek planlarınız nelerdir?"





Allahım dedim sıçtık! Ne anlatıcam ben? 1 dakikalık düşünme süresi veriyorlar. O sürede kafamdan neler geçti neler yani. Sonunda sıra geldi ve ben İngilizce konuşmaya başladım."Vayyy neymişim ben be!" bile dedim çünkü takır takır konuşuyorum ama tabi bir sürü şey atıyorum #) Atılır da bu kadar atılmaz ki kızım dedim içimden ama sonra diğer yanım girdi araya  ve at at güzel gidiyo, hocalarda sevdi ve gülüyorlar bak, dedi. Sonunda konuşmayı bitirdim. Galiba tam puan aldım. "Heyt be kızım, yürüü bee" dedim. Tam özgüvenle bindim 330'a gittim Karşıyaka'ya.

Kemanla koptum da koptum.
Parmaklarımı yordum.
Rahatlamış bir şekilde eve geldim.
Oturdum "Muhteşem Kraliçe" dizisini izledim.
Oyun oynadım.
Kuşuma uçmayı öğrettim ve bunu da başardım =))

"Ne manyak gündü ya" dedim. Sabahın 7'sinden itibaren hep bi koşturmaca hakimdi ama gece olup da uyuyunca günün ne yorgunluğu kalıyor ne de koşuşturması.

Şimdiki tek hedefim bu dönemin son sınavına iyi hazırlanmak ve en yüksek notu almak. Üniversiteye gelince pek bi hırslandım diyebilirim, bu zamana kadar bu kadar hırslı olmamıştım ama artık işler değişti güzelim =)) İyi bi sınıfta olmak için bu şart üniversitede.

Tam rahatlama oldu bu bana ;)

31 Aralık 2009

Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Herkese Kutlu Olsun

Eee 2009 bitip 2010'a girerken bi son yazı yazmadan olmaz dimi ;)
Vay be 12 saat sonra 2010'a giricez. Peki, hayatımızda ne değişecek?
Hiç bir şey!
Ama bunun yanında hepimizde büyük umutlar ve dilekler var.
Ailece beraber kutlamalar...

Bununda önemini şöyle anladım; yurtta kalan arkadaşlarımın ilk ailelerinden ayrı oluşlarıymış. Belki de bu yüzden bu kadar hüzünlülerdi. Bende bu sene dışarı çıkmak yerine ailemle beraber olmak istedim. Gece 00.01 olunca da herkesi arama geleneğimi  devam ettiricem. 1 Ocak tatil zaten. Sonra cumartesi pazar ee malum =)) Pazartesi gene dersler başlıyor. Hayatımıza hiç mola girmiyor desem yeridir. Bugün 2009'un son günü. Geçen sene şunları yaptım gibi bi listeye niyetlendim ama günlükleri açmak gerektiği için üşendim galiba. Ama geçen seneden aklıma gelen (Ki beni en etkileyen bu olsa gerek) ÖSS'ye girdim. Bölümümü seçtim ve artık üniversiteliyim. O yorucu tempo 2009'a damgasını vuran olay oldu benim için. Yoksa devlet olaylarıymış, yılın mimlenmesiymiş, hiç umurumda değil açıkçası. Kendim yaşadım, kendim gördüm. Herkesin 2009'u kendine göre şekillendi ve bugün de bitiyor. 2010'a girerken mutlu ve umutlu dilekler dilediğimizi biliyorum. Herkesin dileklerinin kabul olmasını bende dilerim =)

"Ohh be!" dedim çarşamba günü. Tabi siz bilmiyorsunuz ama çarşamba günü 3.sınavımı oldum ben. Bir çıktım sınavdan "Direk yaşasın maksimumla!" hareketiyle attım kendimi kampüsten dışarı. Eve geldim. Bir yatış bir yatış ama yok böyle bir yatış yani =) Gece de sabahladım. Ohhh yarasın valla =))

Haftaya değil ama ondan sonraki cuma speaking sınavım var. Sonraki haftada final sınavım. Sonra ne mi?

tabi ki de 3 haftalık TATİL =))))

Allahım allahım! Hayatımda bu kadar tatili sevdiğimi ve beklediğimi hiç bilmiyordum ama bayıldım bu işe ben yaa =))

Neyse artık gidip sıcak çikolata içip kendimi izleyemediğim filmlere, çizgi filmlerime ve ayrıca animelerime boğmak ve vurmak istiyorum.
"Lanet olsun dosstuum!" replikli filmleriyle amerikan konuşmasına gülmek istiyorum.
Çok şey mi istiyorum?!
Hayır!
Hehee =))

YENİ YILINIZ KUTLU MUTLU HUZURLU OLSUN =)))

13 Aralık 2009

"Domuz Gribi" Sende Hastalık Mısın Be!

Soğuk ya da sıcak benim için hiç fark etmiyor valla. Bu soğuk! havalarda derslere kısa kollu hatta abartıp askılıyla giden ben, biliyorum ki kampüs içinde "Manyak" gözüyle bakılıyorum ve bunun sonucunda annem korktu ve bana domuz gribi aşısı yaptırdı. Neymiş efendim ailede bir tek ben olmamışım, bide böyle ince giyiniyormuşum, kesin hasta olcakmışım ve hasta olunca da bana bakmıcakmış falan filan yani. Neyse işte tuttu zorla götürdü beni ve aşılattı.

Peki, ben bu aşıyı ne zaman oldum? İşte söylüyorum; 1 Aralıkta!

Şimdi diceksiniz "Ee kardeşim o zaman oldun da şimdi neden söylüyorsun?" Şu yüzden, 10 günlük bir gözlem süresi varmış bu aşının yani 10 gün risk altında oluyorsunuz. Ben bu 10 günü doldurdum ve yaşıyorum =)) Hiç bi etkisini görmedim. Genelde insanların vücutlarında özellikle de lenf bezlerinde şişme olurmuş ki annem ve abim de de göründü ama bende yok cık yani =))

Allahım maşallah deyin.
Hala yaşıyorum ve sapasağlamım.
Ne sınav haftası beni yıldırdı ne de aşı.
Domuzmuş mozuzmuş hepsi için tek slogan şu "ÇOKTA TIN!"

Aşımı oldum ya artık buradan herkese sesleniyorum: "Gidin olun". Ayrıca aşı olunca hastalığa yakalanmama gibi bir durum yok ya da "Ben aşı oldum artık, hiç hasta olmam." düşüncesi de yanlış. Hasta oluyorsunuz ama hafif geçiriyorsunuz. 8.sınıftan beri her yıl grip aşısı olurum ben mesela ve bu kadar sene sonra vücudum alıştı ve kışları hiç hasta olmuyorum. Bir günlük boğaz ağrısı olursa oluyor o kadar. Hafif geçiriyorsunuz, anlamıyorsunuz bile. Öyle yataklara düşmek, burun çekmek yok (En sevdiğim yeri de bu zaten). Nefret ediyorum burun çekmekten ve silmekten zaten.

İşte böyle arkadaşlar. Nedense kendimi böyle bir bilgi yazısı yazmak zorunda hissettim.
Şimdi düşündüm de; evet, iyi ettim =))

Herkese sağlıklı günler ;)