7 Eylül 2013

Dünya Nerde Biz Nerdeyiz?


Dünya nereye gidiyor biz nereye?
Soruyorum, sorguluyorum ve Türk insanlarının mantığını anlamıyorum.
Olayımız ne mi?
Olayımız: Bizim insanımızın hayvanlara bakış açısı!
“Olmayan Bakış Açısı.”

İstemeyenler ve isteyenler. İstemeyenlerin o tutarsız davranışları, sert tutumları, eleştirileri. Hayvanları istemeyen zihniyeti anlamıyorum zaten ve anlamayacağımda! Nasıl yaşayabiliyorlar? Sadece insanlarla konuşan, onlarla yaşayan ve bu durumdan mutlu olan bir kesim var. Çevresine duyarsızlaşmış insanlar bence bunlar. Vicdansızlık, merhametsizlik. Sadece kendi yaşam alanını düşünen hastalıklı insanlar.

Bahçemden geçmesin, oraya pislemesin, denize girmesin, koşmasın, havlamasın, gelmesin, yatmasın, yemesin… Hepsi ama hepsi onlarca halkı sebepler. Sora ne mi oluyor; bütün bu kısıtlamalara maruz kalan hayvanlar sonunda patlıyor. Sıcaktan bunalıyor, fenalaşıyor ve ölüyor. Yazın ROZA’ya yaptıkları gibi. Ve veteriner, bu yaz bir sürü hayvanın bu şekilde yazlıklarda telef olduğunu anlattı. Biraz merhamet, vicdan yahu! Sen bakmıyorsun, yemek vermiyorsun ve bahçene gelince su atıp kovuyorsun diye ve ben bunları yapmıyor, onu besliyor, bir kap su koyuyor ayrıca kafasını okşuyorum diye bana tavır alamazsın. Bunu yapamazsın! Senin hakların ve isteklerin varsa benimde haklarım var. O hayvanında var. Onun sesi çıkmıyor diye bu tarz davranmak niye? Amacın, maksadın? Herkes bir yaşayabilse her şey ne kadar kolay olur. Almanya’dayken bunu görmüştüm ben. Her gördüğüm şeyi tabi ki onaylamıyorum ama bazı şeyler var ki bizde de olmalı diyorum. Almanya’da çoğu insanın evcil hayvanı var ve bunların gene çoğunluğu da köpekler. Özellikle cins köpekler. Hayatımda ilk kez gördüğüm bir sürü köpek vardı. Onların özel dükkânları var vs. Asıl olay, adamlar her yere hayvanlarıyla girebiliyorlar. HER YERE! Metroya, trene, eczaneye, alışveriş merkezine, tarihi eserlerin olduğu yere ve daha nicesine. Bizzat gördüm. O hayvanlar ve insanlar birbirine o kadar çok alışmış ki ve kimsenin onlara ite kaka yapmadıklarını görüp yaşamışlar ki hepsinin kendilerince özgüvenleri var. Bizde ne var? Kuyruğu poposunun arasına girmiş, kafası eğik bir şekilde aşağıya inmiş, sana ezik gözlerle bakan hayvanlar. Kedisi de, köpeği de kuşu da. Parklardaki kuşları gördüm, ördekleri, kazları, pelikanları. Hiç biri insanlardan kaçmıyordu. İnsanlar onları yakalamaya çalışmıyordu. Hatta besliyordu. Besleyene kötü kötü bakan yoktu. Fotoğraflarını çektim. Bende besledim. Bizde olsa ne olur? O ördekler, kazlar ilk günden yenir! Vahşice mi geldi?! Ama gerçek bu!

Yok ya valla yok!
İnsanlar kendilerini bu dünyanın tek hâkimi sandıkları sürece kimse gram ilerleyemez.
İnsana saygısı olmayanın hayvana hiç olmaz.

Sonra o insan karısına koca, kocasına karı, çocuğuna anne ve baba oluyor! Gerçekten oluyor mu? Baba ya da anne çocuğuna sevgiyi anlatırken ne kadar samimi olduğunu düşünürüm ben, sorgularım. Bunun böylesi iş hayatında da sorunlu oluyor, hayatının geri kalanında da. Çocuğu yoldaki kediye pisi pisi demesiyle ve onu sevmesiyle kıyameti koparan anneler var. “Pistir o, pirelidir.”. Hatta abartıp tekme atanlar var ki onların kafasını koparmak istiyorum, açık ve net! Kan beynime sıçrıyor. Ne hakla ya ne hakla!!! Çocukken hepimiz kedili, hayvanlı bir arada dans eden çizgi filmler izledik halada çocuklarımıza izletiyoruz. “Ben dokunmadan seviyorum.” Diyebilene de inanmıyorum. Seviyorsan dokunacaksın. Sevdiğine nasıl sarılıyorsan ona da sarılacaksın. Kafasını okşayacaksın, hissedeceksin. İçten seveceksin. Bağ kurma ama sev.

Öldürdüğünde eline ne geçiyor ya da o hayvan öldüğünde seviniyor musun, sevinecek misin? Zaten hayatında olmayan bir canlıyı eminim hatırlamayacaksın bile. Ama o seni hatırlayacak. Ona vurduğunu, ona su attığını, onu bağladığını hep hatırlayacak. Vicdansızlık sadece kendi içindeki insanlara karşı olmaz. Her canlıya olur! Her canlıya diyorum! Orucunu tut, hacca git, alkol alma, namusunla yaşa kendince “İyi insan” ol ama sonra gel kapının önünden geçen köpeğe laf at. Laf bile atılmasına sinir oluyorum ben. “Git buradan!” “Çek git!” derken ki tepkiler, kafasına taş atmalar. Bitti işte. Bütün senin iyi insan çabaların bitti. Haaa tabi bunun kararını ben veremem Allah bilir ama bunun içinde ayetler var herkes biliyor.

İnsanlar önce kendilerine bakmalı. Sevgiyi ararken kendi içlerindeki sevgiyi önce bulmalı. Hayvanlara saygılı, çevreye saygılı bir nesil yetişmeli. Bunu kanunlarla desteklemeli, kafada bir şeyleri düzeltmeliyiz. Benim karşıma çıkıp “Hayvanla insanı bir kefeye mi koyuyorsun?” diyenler çıkıyor. Bir kefeye koymuyorum ama onlarında yaşam hakkı var, onlarında bu dünyada yeri var ve onlarda senin benim gibi somut canlılar. Sen takmıyorsun diye dünyadan yok olacak, soyut olacaklar diye bir şey yok. Bunu söylüyorum.

Lütfen biraz duyarlılık.

xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)