Özgürüz diyoruz, özgür
olduğumuzu söylüyoruz.
Kararlar alıyoruz
sonra aldığımız kararların sorumluluğundan kaçıyoruz ya da sonuna kadar
sorumluluğu üstleniyoruz.
Üzülüyoruz, üzülmek
istiyoruz. Bile bile hata yapıyoruz. Bu yolu
seçiyoruz. Belki sadece o an için hata yapmak istiyoruz.
Her şeyin üst üste
geldiği anlarda kaçmak istiyoruz. Kurtulmak, sizi sığdırdıkları ya da
sığdırdıklarını sandıkları o dört duvar var ya işte ondan kaçmak, çıkmak ve
bağırmak istiyoruz. Kim duyarsa duysun diyoruz.
İsyan ediyoruz.
Peki ya neden
aldığımız her kararda çevremizi düşünmek zorunda kalıyoruz?!
Kime ne dememize
rağmen neden ailemizin düşüncesini onaylamak zorunda kalıyoruz ve neden hata
yapma lüksümüz var iken bunu sanki suçmuş gibi söyleyen biri yüzünden onun
dediklerini kabulleniyoruz?
Evet, böyle bir
lüksümüz var.
Evet, hata yapıcam. Bunun sorumluluğunu da alıcam. Bu yaşıma
kadar kimsenin omzunda ağlamadım. Kimseye yakınmadım ya da söylenmedim. Kendi içimde
hayvanlarımla konuştum, arındım, yazılar yazdım. Buraya döktüm içimi ve şimdi
yeniden döküyorum. Belki de bundan hayvanlarımı ve Blog’umu seviyorum. Özgür olduğumu
hissettiğim yerler olduğu için.
Hatalarımda benim
olacak, aldığım kararlarda, ettiğim kavgalarda, sinir olup temizlik yaptığım
saatlerde, kızıp ağlayıp uyuya kaldığım o güzel saatlerde.
Yanlışlarımla mutluyum
ben.
Kimseye benzemediğim
için mutluyum.
Herkesin doğru dediği
çizgide yürümediğim ve yürümek istemediğim için mutluyum.
İsyan ettiğim için
mutluyum.
Karşı çıktığım için
mutluyum.
Bütün bunlar beni ben yapan maddeler değil mi?! Geleceği özellikle
biriyle olacak geleceğimi düşünmüyorken benim yerime karar alınmasına sinir
oluyorum! Hayatta öyle insanlar var ki siz karar aldığınızı sanıyorsunuz ama
aslında sizin yolunuzu çoktan çizmiş çizebilmiş, sizin buna imkân verdiğiniz
insanlar bunu çoktan halletmiş oluyor. Hoplaya zıplaya gidiyorsunuz sonra bir
anda benim kararım deyip seni hiç gibi yok sayarak ne yapman gerektiğini söyleyip
senin yaptığın hiçbir şeyi onaylamıyor, beğenmiyor, eleştiriyor, olumsuzluklar,
uzun cümleler yüksek sesler çıkıyor. Bir şeyler yanlış biliyorum ama artık
yoruldum. Yorulmaktan yoruldum. Bu raddeye geldim.
Özgür müyüm
gerçekten?
İstediklerim oluyor mu ya da olunca olanları ben mi
istiyorum? Ben istediğim için mi gerçekleşiyor? Başkalarının doğrularından sıkıldım.
Başkalarına ailemde dâhil. Sıkılmaktan sıkıldım. Onlara uygun yaşamaktan
sıkıldım. Kafamı sallamadan gitmeyi öğrendim şu son yıllarda. Konuşmadan, onaylamadan
dinlemeyi öğrenirken, camdan dışarı bakıp başka şeyleri düşünmeyi özledim. Aldığınız
kararların arkasında olmadıklarını bilmek sizin güveninizi kırar mı? Benimkini
artık kırmıyor. Karar alırken onlara sormuyor, yaşadıklarımın çeyreğini bile
anlatmıyor, güldüklerimi söylemiyor, ağladıklarımı, üzüldüklerimi ve
kızdıklarımdan ise hiç bahsetmiyorum. Ne kadar yakınımda da olsalar beni takip
etmeye bile başlasalar umurumda olmaz. Hayatta keskin kararlar mı almak gerekiyor,
o zaman alıyorum evet. Gene sokaklara, müziğime ve denizime dönüş yaptım. Benim
üzgün olmamdan üzülen ailem, beni üzerken benim için doğru olanı yaptıklarına
inanıp bununla gurur duyuyorlar ya bu bana komik geliyor tiraji-komik hem de!
Haklarım var,
kurallarım.
Yaşamdan beklediklerim
ve çizdiğim bir yol var. Bu yolu ister beğenirler ister beğenmez.
Yolun sonunda keşkelerim
olmamalı ya da pişmanlıklarım. Olsa bile benim olmalı.
Benim yaptığım,
girdiğim durumlar, söyleyip utandığım sözler olmalı.
Hayatımın hiçbir evresini
mantık çerçevesinde yaşamadım ki bundan sonrasını yaşayayım.
Duygularımla yaşadım.
Sormadım, anlatmadım. Üzüldüm ama peşini de bırakmadım.
Her şeyden
sıkılmışken tutunduğum dalı da kesmeye hiç niyetim yok!
xoxo

aslında insanı kısıtlayan da kendi. yani özgürlüğümüz bize bağlı. istiyorsak özgürüz.
YanıtlaSilben mesela; çok özgürüm..
Kendi kendimizi kısıtlıyoruz ve bence buna imkan veriyoruz. Sonuçta dediğin doğru yani "İnsanı kısıtlayan da kendi". Keşke bende bu günlerde "Çok Özgürüm" diyebilecek kadar bunu hissedebilseydim Mia.
YanıtlaSil