13 Ekim 2011

Sonbahar Geldi Sanırım


İzmir’ime sonunda sonbahar geldi. Benim bunu kabul etmem için bir haftanın geçmesi gerekiyordu.
Not alın: 10 Ekim 2011 tarihi itibariyle yaz bitmiş ve sonbahar başlamış bulunuyor.

Yaza veda temalı partiler erkenden yapıldı. Aslında bunlar yaza veda değil Çeşme, Bodrum gibi yazlık mekânların sezonu kapattık demeleriydi de neyse. Sıcakların devam ettiği sürede millet “Neden erkenden veda partisi yaptık ki?” diye düşünüyordu. Vitrinler bile uzun kollu, montlu, kazaklı vitrin süslemelerine girişmişken biz hala yazdaydık. Askılılarla, kısa kollularla etrafta geziniyorduk. Sonbaharın gelmesini istiyordum ama bu sefer geç gelmeliydi. Yaz tatilimin süresi uzamalıydı. Oda zaten ekiminin ortasını bekledi ve geldi.

Benim için sonbaharın gelmesi demek:

*Bizim evde tarhananın yapılmaya başlanmasıdır. Kurutulması, torbalanması derken yavaş yavaş havanın soğumasını hissetmemizdir. Eve bir tarhana kokusu yayılır ki işte benim için evi ev yapan bu kokudur.
*İzmir’ime yavaşa yavaş yağmurun yağması ama bir anda da ayaz soğuğu olmasıdır. Pikeyle yatarken bir gece ansızın battaniye istersiniz.
*Spor ayakkabılardan vazgeçip botların giyilmesidir.
*Uzun, renkli, tuhaf desenli diz altı çoraplarımın dolabın kışlık bölümünden çıkmasıdır.
*Evde, anneannem ve ninemin ördüğü patikleri giymeye başlamamdır.
*Sabahları bir kot bir tişört giyip çıktığım günlerin yok olmasıyla başlayan, sabahları daha çok kıyafeti giymek zorunda kaldığım zamanlardır. Bunun için geceden hazırlık yapmalarım başlar. Sabahları ise 5 dk erken kalkmalarım. Geceden hazırladıklarımı sabah kalkınca giymez farklı bir kombinasyon yaratırım. Yani sonbahar benim için ruhsal durumuma göre giyinme aylarımdır.
*Saçlarımı açma sebebimin boynumu ve omuzlarımı ısıtma isteğimden geldiğini anladığım zamandır.
*Şapka koleksiyonumdan şapkalar seçip takmaya başlamamdır.
*Fularlarımın askılarına yerleştirmeye başlamamdır.
*Klimaları soğuğa değil sıcağa ayarlamamdır.
*Etrafımdakilerin sabah okula giderken yolda “kış gelmiş” artık demeleridir.
*Herkesin bana “Üşümüyor musun?” demesidir.
*Geceleri camımı kapatıp uyumaya başlamamdır.
*Sabahları özel olarak rüzgârların bugün nasıl eseceğini öğrenmek istememdir.

Üşümüyorum. Ben sadece yazı özlüyorum.
Soğukların gelmesiyle yeni şeylerden korkuyorum.
Sevincin de hüznünde bende karmakarışık olduğu zamanların başlayacağını biliyorum.
Bütün bu maddelerin onayından sonra benim için artık sonbahar gelmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)