31 Temmuz 2011

Ütopyam



Daha önce hiç size benim ütopyamdan bahsetmedim dimi. Demek ki artık zamanı gelmiş. O zaman yavaş yavaş anlatmaya başlayabilirim.
Bi kere benim yaşadığım dönem yanlış. Öncelikle buradan başlayalım.
Bu teknoloji, bu hızlı hayat çok güzel hatta bayılıyorum ve sonuna kadar sömürüyorum ama bazen düşünüyorum da ben bütün bu bilgilerimle farklı bir zamanda yaşamalıydım.


Aslında ben uzakdoğu sporlarını, savunma ve savaşma sanatlarını en iyi bilenlerden bizzat öğrenmeliydim. Güney Koreli General Gang Jo gibi mızrak kullanmalı, Japon samurayların ilkelerini tam olarak bilmeli ve benimsemeli, onların kılıç tekniklerini en iyi şekilde uygulamalı, okçulukta at üstünde bile iyi olmalıydım. Siz hiç Savaşçı Prenses Mulan’ı izlediniz mi? Harika bir filmdir. Klasik uzakdoğu filmi de olsa dönemin bir baş kaldırışıdır aslında Mulan. Hayatım boyunca kılıç ve ok kullanmak istemişimdir. Şöyle yayı gerip oku atmak istemişimdir. Belki bu nedenle tarihi strateji oyunlarında hep okçu sayımı fazla tutmuşumdur, kim bilir =)


Bir başka yaşama şeklim ise 17.yy Avrupa’sında oda müziği yapan bir bayan sanatçı olmak. Bu dönemi istememin sebebi hem bu dönemin klasik müziğini sevmem ve kemanımla bu parçaları çalmak istemem hem de Barok Sanatı’nın gene bu dönemde başlaması. Bundan başka sanatçılarla iç içe yeniliklere bizzat şahit olmak isterdim. Bu şekilde yaşamak beni çok mutlu ederdi. O dönemde yaşayan bir bayan olarak sözüm geçer biri olmak isterdim. O dönemin kadınları gibi ezilip evde oturan biri değil de adım sanım bilinen biri mesela. Ne kadar farklı bir dönem olurdu o zaman. Atıma biner daha binaların kurulmadığı düzlüklerde atımla beraber dörtnala koşardım. Bir başka nedenim ise bu dönemde beliren belli başlı şapların çok hoşuma gitmesi. Benim gibi bir şapka delisinin bu detayı es geçmesi olmazdı dimi =)


Gelelim yaşayacağım eve =)) Benim yaşayacağım ev Peles Şatosu gibi olmalı =) Yeşillikler içinde... Her türlü ihtiyacını ise doğadan karşılamalı. Mesela şato için gereken enerji, şatonun yanından akan akarsuya bir elektrik tribünü kurularak sağlanıyormuş.


Ayrıca 160’dan fazla odası varmış. Tam benlik. Cümbür cemaat kalırız artık =)) Bi odada parti versen diğer odalar duymaz. Zaten neler oluyorsa bu tarz evlerde oluyormuş ama o konulara girmeyelim yoksa çıkamayız =)) Ben bilgiyi veriyim siz araları doldurun ;) _Yandaki resim yemek odası. Masanın başı var sonu yok maşallah =))_



Şatoya tekrar dönersek, içi ağaç oyma süslemeler, heykeller, tablolar, kitaplar ve silahlarla doluymuş. Bu sarayı aslında Alman prensi olan I. Carol yaptırmış yani içeride ne varsa hepsi bu krala ait özel şeyler. Düşünsenize dedenizin o olduğunu. Resmen içerisi tarihi eserlerle dolu. Bayıldım ben bu hayale yaa =)) _Yandaki resim ise konser ya da müzik salonu. Artık bende burda bi konser verirdim. Nede güzel olurdu_


Diyeceksiniz bu Peles Şatosu nerde? Hemen cevap veriyor ve sizi merakta bırakmıyorum: Romanya, Sinaya’da.


İşte benim yaşamak istediğim dünya bu şekilde. Genele bakar ve hepsini bir araya getirirseniz ne kadar alakasız olduğu fark edebilirsiniz =)
Zamanların ve dönemlerin birbirini tutmadığı bir sürü şeyi aynı anda istiyorum evet =)
Ama ne diyebilirim ki bu benim dünyam ;)

2 yorum:

  1. burçlarımız ve ütopyalarımız aynı.. sevdim ;)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim =) Olmayacak bir şey de olsa istemek ve istediklerimi gerçekleştirmek için bir amaç bu ;)

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)