2 Haziran 2015

Hayvan Sevgisi “Kedicikler Minikler”

İş yerindeki minik kediciği daha doğrusu kedicikleri sahiplendim. Annelerini zaten sahiplenmiştim de yavrular şimdi bana bonus oldu J

Aslında iki tane yavru kedimiz vardı. Kışın onlara bakıyordum. PİKO’nun yemediği kuru mamaları getirip onlara veriyordum. Daha sonra İstanbul – Akhisar derken bir geldim ki benimkiler büyümüş ve şimdi bir tanesi iki tane daha doğurmuş ve gitmiş. Yani eskiler büyüdü gitti, elimizde siyah beyaz ve beyaz gri iki yavru kedi kaldı. Anneleri yok (Solda fotoğrafını gördüğünüz anneleri oluyor.).






En fazla iki aylık olan bu kediciklere gene PİKO’nun yemediği kuru mamaları getiriyorum (Sağdaki fotoğrafta yavrulardan birini görüyorsunuz. Bu cin olan hehee.).

Bizimkinin burnuna koymadığı mamaları valla tek seferde yiyorlar. Haspama en kaliteli mamaları alıp paralar döktüğüm için bekledikçe bozulacağına işe yarasın bari.

Bu hafta onları güzelce besleyip göbiş yaptıracağım. Kuru, kemikleri sayılacak yavruların o kadar zayıflar açlıktan. İyice doyup oyun ve yatış hallerini alana kadar yedir Z.S. heheee :)

Sonuç olarak;

* İş stresi,
* Aile stresi,
* Para sıkıntısı,
* Kilo verme çabası, sporu,
* Arkadaş kaprisi,

Şehir gürültüsü derken cumartesi kaçtım yazlığa gittim. Ohh iyi geldi. Bahçede gülleri kestim, verandayı temizledim. Kitap okudum, denize girdim. Bugün Salı hatta Haziran’ın 2’si! Ne zaman 2015’e girdik ve ne zaman yılı yarıladık anlamadım ben.

İçinizdeki hayvan sevgisinin eksik olmadığı, havanın ısınmasıyla artan mutluluğun daha çok arttığı güzel bir yaz diliyorum.


xoxo

11 Mayıs 2015

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız... 
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!


Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.



Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Mayıs 2015

Karmaşıklık Sorunsalı


Bazılarının ayakları vardır her ayakkabıda güzel durur.

Güzel durur, ayakkabı ayağını vurmaz. Mevsim ve sezon değişimlerinde çıkarır hoop bot giyer, hop çizme giyer, yaz gelir sandalete geçer, terlik giyer. Sandalet giyer bileğini vurmaz, terlik giyer parmak arasını vurmaz. Topuklu giyse ya da babet giyse o babet ayağında palet gibi durmaz, topuğu ayakkabıdan çıkmaz. Bot giyse ayağını sıkmaz. Parmağı nasırlanmaz, o acıyı bilemez, zorluğunu yaşamaz. Fena halde bu aralar mevsim değişimi ile gelen ayakkabı acısını yaşıyorum. Fena taktım arkadaş!

Ananas!

Bu aralar sardığım bir diğer olayım. Her öğünde yiyorum maşallah. Ama öyle dilimlerce değil. İlk yediğimde ağzımı kaşındırdı zaten. Bir de yara yaptı ayyy narin benim ağzım işte naparsın prenses ağzı olunca böyle oluyor hehee =)

Olayımız şu; benim bazal metabolizmam 1286 kalori yakıyormuş yani hiç bir ek hareket yapmadan bu kaloriyi yakıyorum. Daha fazlasını yersem kilo alıyorum. Bunu fark etmemle aydınlanmam bir oldu arkadaş! Şimdi kendime beni çok yormayacak, enerjimi de çok düşürmeyecek bir beslenme programı yaptım ve arada kalori farkı oluşturup kilo vermeye başladım. Önce kendi üzerimde bir şeyi deneyip sonra paylaşıyorum. Yemeklerimi artık doğal olarak evden getiriyorum. Yemekhaneden yemeyi bıraktım. Kendim getirince hem doyuyorum. Üniversitedeki zamanlarıma dönüş yaptım desem yeridir. Hadi inşallah!

Allahım, ben bugün neden gömlek giydim ki?!?!?!?!
Üretim çok sıcak!
İzmir’e gelen sıcaklarla gününüz hayrolsun =)



Hayatımın bir gününü özetlemem gerekirse, sabah 6 da kalk, duş al, giyin, PİKO’yu sev ve su ver, NAZ’a yem su ver, kahvaltı yap, dişini fırçala, makyaj yap ve işe yemek götürmek için onu hazırla, çık servise bin. İşe gel. Çalış çalış çalış ve eve akşam 7 de gel. Yemek yap. Çamaşır, bulaşık varsa yıka, evi topla, süpür, PİKO ile oyna ve dinlen sonra uyuyakal, sız =) Sabah gene aynı döngü. Üç güne bir iş çıkışı spora git. Orada eğlen. Dönerken market alışverişi yap çünkü sonra zaman kalmaz biliyorsun ;)




Arada kendime boş zaman yaratmaya çalışıyorum.
Kitap bitirmeye, dizi izlemeye, spor yapmaya, para biriktirmeye çalışıyorum.

Bu yaz Karadeniz Turu gibi bir planım var. Arkadaş bulamayınca ailemi aldım yanıma bakalım. Umarım hayalimdeki gibi geçer, eğlenir ve anın tadını çıkarırız.


PİKO’yu emanet edeceğim bir yer buldum. Umarım orayla da anlaşırım da düğme burnumun psikolojisi bozulmaz.

Cumarteside bir aksilik olmazsa yarın Akhisar şirket pikniğine gidiyorum tabi günün sürprizi PİKO olacak. Hayvan kalabalığı görünce görcem onu ben hahahhaaa =)

Yoğun muyum? EVEEETTTT!
O zaman işe dön genç Z.S.!


xoxo

5 Mayıs 2015

Dayan Z.S. ! “Hak & Hukuk”


Arada düşünmüyor değilim. Aslında hep düşünüyor, hep yazıyor ama kendime zaman ayıramıyorum. İş hayatı mı zor yoksa koşuşturmacanın içinde olduğum için ayak uydurmaya çalışırken ben mi daha çok zorluyorum bilemiyorum. Ortada bir saçmalık var hadi hayırlısı!

İş yerimi seviyorum ama bu aralar o kadar çok üzülüyorum ki. Gururuma dokunan hareketler, ezilmeler, insanların beni ezmeye çalışması. Bütün bunların içinde durup “Ben dört sene mühendislik okudum ya! Bunları biliyorum sadece kendimi geliştirmeye ihtiyacım var.” dediğimde ise bünyem daha fazla bu sıkıntıya dayanamadı ve dudağımdan uçuk çıkardı. Geçen hafta çarşambadan beri, üzülüyorum. Aslında “hiçbir şey için değmez!” diyorum ama sonrada kafamda üç sene verdiğimi hatırlıyorum. Bir senesi bitti ve geriye kaldı iki senesi. Yazmak istiyorum, içimi dökmek ama olmuyor. Bütün ilhamım gitmiş gibi hissediyorum.

Aslında ne yaşıyorum biliyor musunuz?

Yetkim yok.
Sorumluluğum yok.

Benden bir şeyleri başarmamı istiyorlar, kendimi geliştirmemi ama bunun için görev ya da bir şey üstlenemiyorum. Çünkü gene ilk maddeye dönüyoruz: “Yetkim yok!”

Saygı için bir şeyleri başarmam gerekiyor, biliyorum ama yaptıklarım sadece kâğıt üstünde kalıyor. Ben yapıp yapıp bir yere koyuyorum. O koyduğum yerden açıp bakan, okuyan ya da inceleyen var mı acaba çok merak ediyorum?!

Uygulamaya geçmedikçe üzülüyorum. Üzüldükçe ve diğer fabrikalarda benim görevimi benim kadar eğitim almamış hatta bilmeyenlere verip sonra onları eğitmekle zaman geçirdiklerini gördükçe kanıma dokundu, guruma dokundu. Onlar giderken ben dönmüştüm ama bu sayılmıyor. Sayması gereken kişi üç maymunu oynuyorsa yapacak bir şey yok! Ondan umudumu kestim ben! Şimdilerde burada benim onları ezdiğim ya da düşmanları olduğum sanılıyor.

Benim adım Z.S. ise bende bu oyunu bozarım! (Tatar Ramazan’a bağladım hehee).
Hırs ettim arkadaş ya!

Yıllar olmuştu savaş başlatmayalı. İçimdeki bu ateş yanmayalı uzun zaman olmuştu. Şimdi iş yerinde bu hırsı yaşıyorum. Yaza kadar bu şekilde devam edip, çalışacağım. Kendim için bir şeylerin peşinde ben koşuyorum. “Ben buyum!” diyorum zorla ve bu tekerin benim istediğim şekilde fabrikanın yararına dönmesi için çalışıyorum. Yazın kafamı dinlicem bir haftalık tatil planlıyorum. Sonrasında döndüğümde enerjik başlayacağım ve bir ay! O bir ayın sonunda hala bir şey olmazsa konuşmamın zamanı gelmiştir. Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında arşivimi oluşturacağım.

Fasona git takip et, etüdünü al, oranın hattını dengele, bizi denetle ama yetkin olmasın!
Saçmalığı siz bulun.
“Zaman” deme bana. “Sabır” de!
Herkes sabret diyor çünkü.

Çok istediğim yer burasıydı. Bu oda. Ama şimdi önümde bir duvar var. Bu duvarı yıkmak için ise gerekeni yapacağım.

Hadi Z.S. neydi bizim sözümüz:
“Nefes alıyorsak umut var demektir.”


xoxo