25 Mart 2015

İyi Ki Doğdum!


Güzel bir gün olsun. Hem de en güzelinden. İş için yorulayım ama eve geldiğimde huzuru bulayım.

Bugün benim doğum günüm!
25 Mart 2015.
Doğduğum yıl 25 Mart 1991.

24 yıl olmuş. Koskoca 24 yıl. Yaşlanıyorum be genç! Hayat hızla akıp gidiyor baksana. Bir sene olmuş mesela ben burada çalışalı. Neler sığdı, neler sığdırdın diye sorsana bana şu 24 yıla?!
Aşklarıyla, acılarıyla, stresleriyle, panikleriyle, kayıplarla, sevinçlerle, mutlulukla, kahkahalarla, gezmelerle tozmalarla, eşek gibi çalışmalarla, yeni yerler ve yeni tatlar kültürler öğrenmeyle, parayı harcamayla, para kazanmayla ve paranın kıymetini anlamakla, sevgiyle, ayrılıklarla, sevişmelerle, öpüşmelerle, okuldan kaçmalarla, dersi ekmelerle, yalanlarla, gerçeklerle, sizi keşfetmeyle ve yazmayı kendim için terapi olarak görmemle ve bunu benimsememle geçen koskocaman 24 yıl!

Kendimi seviyorum.
İşimi, mesleğimi seviyorum.
Ailemi seviyorum.
Hayvanları seviyorum.
Sporu seviyorum.

Şimdii kutlamaları alayım.
Ahahaha =)))


xoxo

17 Mart 2015

Akhisar Hikâyesinden Sonra Ne Oldu?


En son sizi Akhisar’da bırakmıştım. Sonrasında yani yazımı yazıp yayınladıktan sonra İzmirime, evime döndüm. “Ohh be!” dedim. İlk gün “Nolcam? Pozisyonum değişecek mi? Kesin son halini alacak mı?” diye düşünmekle geçti. Gün sonunda ne olacağım değil ama kiminle çalışacağım belliydi artık. Ardından iki hafta daha kesimhanede durduktan sonra üretime verildim. Üretimde etüt alıyor, bantlara bakıyor, sayılara ve yoğunluğa göre hatları dengeliyorum. Kalitede sorun olursa müdahale ediyor, yaptıklarımı ortak klasöre yüklüyorum.

İşim çok yoğun aslında. Her gün etüt al sonra onları temize çek derken bütün gün ayakta kalıyorum. Size bu yazıyı yazıyorum çünkü rahatsızlandım. Siz bu satırları okuduğunuz sırada yorgunluktan tansiyonum düşmüş bir vaziyette şekerli kahvemi içiyorumdur (ki ben şekerli nee kremalı hayatta içmem ama işte hasta olunca güzel güzel içiriyorlar.).

Bunun yanında cumartesi günü ilkokuldan sıra arkadaşım N. evleniyor. Düğününe bütün ilkokul olarak gideceğiz. Bunu öğrendikten sonra gene kıyafet arayışına girdim ve oylar sonucunda dar olan elbisem beğenildi. Zayıfım kabul. Sporda yapıyorum ama malum yıllar sonra millet birbirini görecek ya ölümüne diyete girdim. Ondan rahatsızlanmışta olabilirim tabi #)

Araya sıkıştıralım spora başladım çok iyi geldi. Kendimi dinç hissediyorum ayrıca bacaklarım incelmeye de başladı. Faydasını gözle görülür bir şekilde gördükten sonra size ayrıntıları yazacağım söz ;)

Bütün bunların yanında PİKO 1 yaşına girdi!!! Zaman su gibi akıp gidiyor. Elime ilk geldiğinde dört aylıktı. Şimdi 1 yaşını doldurdu bile heyt beee =)))

** 25 Mart malum doğum günüm. Ee zaman azalıyor. Bakalım üniversite bitti, millet ne yapacak?! Çok merak ediyorum. Arkadaşlarımdan benimle zaman geçirmek isteyen olabilir ama ben ne yapacağım hiç bilmiyorum. Çok fazla şaşaya gerek duymadan klasik dileğimi dileyeceğim gibime geliyor. “Huzur” istiyorum aslında en içten dileğim tek bu. O kadar çok şey yaşadım, gördüm ve dinledim ki inanın yoruldum. Şu son dört aydır yaşadıklarımı yazamıyorum bile. Toparlayamıyorum bir türlü aklımı, beynimi. İş hayatı iyi güzel ama ara ara üniversite hayatımı da özlemiyor değilim hani. Özel hayatım deseniz aldı başını bir oraya bir buraya savruluyor. Toparlayamıyorum. Kendime kızdıkça sinirimi kimseden çıkarmıyor ve işime odaklanıyorum. Hırsımla çalışıyorum. İşe geliyor, mesailere kalıyor ve spora gidiyor deşarj oluyorum. Bunların hepsi kimseyi kırmayayım, konuşmayayım diye çünkü yoruldum. Konuşmaktan değil aynı konuları konuşmaktan yoruldum. Konuştuktan sonra bir şeyler değişse konuşalım hatta sabahlayalım ama değişmiyor! Değişmedikçe de yoruluyorsun, tepkisizleşiyorsun. Halsizlik bedenini sardığında umutsuzluğa kapılıyorsun. Korkuyorum öyle olmaktan. Ondan kaçıyorum. Kimseye zararım olmadan uzaklaşıyorum.

Amaçlar edindim. Listeme yeni maddeler ekledim.
Yaşıyorum ya. Dik duruyorum.


xoxo

12 Şubat 2015

Korku İmparatorluğu

 

Bazen insanın sinir eşiğini zorlayan anlar yaşıyorsun. Gereksiz yükselen sesler doğuyor bir anda odanda. Stresiyle baş edemeyen sinir yüklü insanlar. Birbirlerine karşı saygıyı da zamanla yok edeceklerini düşünmeden yükseliyor o sesler. Birini azarlamak, onu eğitmek adına yaptığın bir şey değil.

Belli bir zamandan sonra kimseyi eğitemezsin sadece düzeltirsin.
Eğitim, yaşını almış kişilerde zordur. Kabul etmezler.
Önemli olan bağdan üzüm yemekse bağcıyı dövemezsin.
İnsanlar korku imparatorluğunda başarılı olamazlar.

Yıllarca okuyup izlediğim, tarihten ders aldığım kadarıyla bu her zaman böyle olmuştur. Korkuyla yönetildikçe insanlar kendilerini savunamaz, sorumluluklar alınamaz ve işler yürüyemez. Sorulan sorulara alınamayan cevaplarla işlerin yürümesi beklenemez.

Kendime söz verdim biraz önce;
“Bu içimdeki insan sevgisini, saygısını asla kaybetmeyeceğim. Saygım canlıya, varlığa duyduğum saygıdandır.”

Mutlu mutlu işe gelip hatta mutlu aşk kokan mesajlar ve öpücüklerle uyandıktan sonra işe gelince ters bir cümle ve tavırla karşılanmak. İnanın beni asla demoralize etmez ama artık sıkıldım! Bir dakika daha buraya tahammülüm yok. Ben duyarsızlaşamam. Sahiplendiğim bu yeri de bırakamam. Gereksiz sinir küpü bir insan yüzünden mesleğimden de soğumam. Aylardır burada olup içeride çalışanlar hakkında bir kelime bile bilmiyorsan burada olma zaten. İstersen işinin en iyisi ol ama nafile. Gözümde sıfırlanırsın. Araştırma yaparken ben bunu bilmem şeklinde kendi cahilliğini konuşuyorsan ama bu cahilliğini benim bilgimi ezerek yapmaya çalışıp örtbas edeceksen orada kaybedersin. Kendinin ne olduğunu fark etmeden yaşayıp bir şeyleri yapmaya çalışmak, ne yazık!

Bu oradan oraya savrulma sürecimde o kadar çok şey gördüm o kadar çok şeyle karşılaştım ki patronuma teşekkür ediyorum. Başlangıçta moralimi bozmayan, aralarda inip çıkan ama genede umudumu kaybetmediğim bu yolda tecrübe ettiklerimi sıralıyorum;

* İnsan ol.
* Çalışanlarını bil. Çünkü onlarla iş yapıyorsun. Herkesin yapabildiklerini, yapabileceklerini öğren, yaşa. Gerçekçi ol.
* Saygılı ol. Karşındakini pislik ya da bir şey bilmeyen biri olarak düşünme. İhtimallerin olsun ama o kişiyi oraya yerleştirdiysen de onun ne yapabileceğini biliyor olmalısın. Ona güvenmelisin. Sorumluluk verdiğin kişiye eğer güvenmiyor ve en küçük cevabında sinir patlaması yaşıyorsan o kişiden iş yapmasını bekleyemezsin, başarılı olmasını ise asla.
* Çalışanlarına kin güdemezsin. Güdüyorsan onu tutma! Kin ne ayrıca?! En baş maddeye dön, hatırla.
* Senin sabrın yoksa ve bunun sonucu sinir patlamasıysa karşındaki insanlarında senin gibi olduğunu unutma! Sabır bir yere kadardır. Bir istifa ile gitmeye bakar. Gidenin arkasından da “Neden gitti? Ben iyiydim.” deme. Mütevazi ol. Dön kendine bak. Önce kendini sonra karşıyı yargıla. Konumundan dolayı kimse sana bir laf söyleyemiyor olabilir ama insanların gözleri ve davranışları çok şey anlatır.
* Stresinle başa çıkmayı dene.  Kendin için bir şey yap. İyi bir şey. Nefes al mesela sonra ver. Etrafını topla. Aynada kendine bak. Güzel bir çift söz söyle ve göz kırp kendine ;)
* Kimseyi kimseden ayırma. Ayıracaksan bunu kişilerin başarılarıyla yap. İnsanlardan verim almasını bil.

Hiçbir şey kolay değil ama bunu kendi yaptıklarınla zorlaştırmak ya da kolaylaştırmakta sizin elinizde.

xoxo

4 Şubat 2015

İş Hayatı ...6

Zamanla törpülenmeyi öğrendim ben. İş hayatımda yaşadığım olaylar, tanıştığım ve beraber çalıştığım insanlar ve oradan oraya gitmem sonucunda törpülendim. Yüksek sesle bir işin yürümeyeceğini, çalışanlarla nasıl konuşulması gerektiğini, o konuşmaya göre de yaptırmak istediğim işi yaptırabilmeyi, gerektiğinde sert olmayı, kimsesiz ve yardıma muhtaç bir köpeğe bakmayı ve insanlara bunu bizzat gösterebilmeyi, gittiğim zaman arkamda bir şeyler bırakabilmeyi, sloganlarımla yaşamayı öğrendim.

Şu hayatta patronu yakın ol ona güven.
Dedikodu yapma genç! Dedikodu yapanlardan uzaklaş.
Sabret!
O ışık bir gün seni bulacak buna inan!
Uzayan süreleri kafana takma.
Gittiğin ve çalıştığın yerden bir şeyler kap.
Kimse daha oralara gitmemişken sen orayı biliyor olacaksın çünkü.

İş hayatımda inişler, çıkışlar, stres ve yükselen sesler. Ne yapılmaması gerektiğini, sonuçları ve ne yapmam gerektiğini, nasıl bir ortamda çalışırsam beni mutlu edeceğini çözmüş oldum.

Bu benim için bir başarı. En azından başlangıcım için.

xoxo