Bu hafta üniversiteyle işim vardı, para yatırma işleri de
çıkınca iyice günlerim birbirine girdi. Geçen hafta cumadan yazlığa kaçışım ve
sabah, gece sporlarıma yeniden başlamam benim için muhteşem bir arınma oldu
diyebilirim. Unutuşumu da anlatacağım size ;)
Yazlığa gidip de gene oradaki aç kedi, köpeği, kuşu ve
baykuşlarımı beslemezsem olmazdı dimi hehee =)) Çok düşündüm. İşte o an aklıma
geldi bu fikir zaten.
Çarşamba evde olduğum gün uzun zamandır düşündüğüm ama karar
verip yapamadığım bir şeyi yapmak istedim. Herkes konuşuyordu, bu barınakların
durumlarını, oradaki hayvanları yani bir sürü soru ve cevaplanması gereken
sorular aklımı kurcalamaya başlamıştı. Özellikle ROZAmı kaybettikten sonra bu
olayla daha da ilgilenmem gerektiğini hissediyordum. Sonunda Çarşamba günü
kalktım, giyindim, elimde sorularımın olduğu defterim ve fotoğraf makinemle
düştüm yollara. İzmir Bornova’da oturduğum için önce Bornova metroya gittim oradan
204 ya da 505’e binip Otogarda indim. Sonra gene bir saatte bir gelen 277’ye
bindim ve Barınağın kapısının önünde indim. İlk sefer için yolu da bilmiyorum
ya ondan bu uzun yolu çekmiş oldum. Yoksa bundan sonra gitsem kesinlikle
arabamla giderim.
Arabayla en fazla
20dk çünkü!
Barınağın yeri dağda!
İnsan yok, araç yok,
sanayinin dışında dağlık bir yerde.
Yani biri sizi öldürse
kimse görmez öyle bir yer diyim size siz anlayın.
Bütün badireleri atlatıp barınağa geldim. Barınağın ne bir
durağı var ne de bir tabelası! Sözde ESHOT’un sitesine girince durakların
adları yazıyor ama sanayinin orda bir tane bile adam akıllı durak yok! İzmir
Büyükşehir Belediyesine buradan şikâyetim olsun. Hayatımda ilk kez gitmişim
nerden biliyim hangi durak olduğunu?! Bir direk koymuşlar işte orda “Otobüs Durağı”
yazıyor. Size şu kadarını söyliyim otogardan itibaren 20. durakta inmem
gerekiyordu (Neyse ki evden çıkmadan önce bakmıştım.) saydım, baktım duraklarda
isim yazmıyor. Öyle buldum. Ama yok şehir yani insan olan yerlere durak
yapıyorlar. Mesela Otogarda kaç durak kaldığını bilmek için telefonunuzdan kentkart sitesine girip “Yolcu Bilgilendirme”
ye tıklıyor ve sonra durağın numarasını giriyorsunuz hangi otobüsün geldiğini
bu şekilde görüyorsunuz.
Burda bir şey söylemek istiyorum: İzmir’deki bazı duraklarda
hazır elektronik ekran (Hangi otobüsün geldiğini, kaç durağı daha olduğunu gösteren
ekran) varken neden bazı yerlerde bu yok ya da hiç durak yok! Ülkemde her şey
yarım yamalak yapılıyor biliyorum da İzmirime bu durum yakışmıyor.
Bazı otobüsler bir sonraki durağın adını söylerken bazı
otobüsler bunu yapmıyor. Sözde hepsi yeni ama nerdeee! Almanya’dayken en çok bu
olayı sevmiştim. Her durağın adı ve sonrakinin adı sesli geçerdi. Bir de ekranda
kocaman yazardı. Bizim İzmir’de küçük bir ekranda yazıyor. Oda şoförün arkasına
oturduysan okuyabiliyorsun. Sesini duymak hak getire!
Bu ilk part yazımda size yolculuğumu anlatacağım. Benim gibi
gitmek isteyenler olursa nelerle karşılaşacağını bilsinler.
Şimdi dediğim gibi sabah 10:00’da Bornova Metrodaydım. 505’e
10:25’de bindim ve 10:45’de Otogardaydım. Sonra başladım 277’yi beklemeye. Oda
geldi 11:15’de ama kalkışı 11:30’du. Sanayiye dala çıka, Ayakkabıcılar Sitesini
geçip Dökümcüler Sitesine girdikten sonra 3. durakta ineceksiniz aklınızda
olsun. Otobüsten indiğimde saat 12:10’du. Kaç saatte gittiğimi artık biliyorsunuz.
Barınak dedikleri yer, tel örgülerle çevrilmiş, az bir toprak
alanı bulunan, köpeklerin “Dişiler” “Erkekler” “Yavrular” “Emziren Anneler” “Sakatlar”
olarak ayrıldığı ve bir arada bulunduğu yerler. Bütün alanlar yan yana. Yeni
gelen köpekler bir başka yeni gelen köpekle aynı kafese konuluyor ve birkaç gün
diğer ayrı gezen köpeklerden ayrı tutuluyor. Bu şekilde hem kavga olmasın,
birbirlerine hiyerarşi ve sürü psikolojisiyle zarar vermesinler hem de etrafına
alışsın isteniyor. Tabi sahibi tarafından terk edilmiş köpek ne yapsın
alışmayı! O hep ister sahibi gelsin alsın onu, kurtarsın bu beton zeminden, diğer
köpeklerin ona bakışlarından. İster evindeki sıcak ortamı, yatağını, yemek
kabını…
Ben gittiğimde içeride sadece güvenlik görevlileri vardı. Hâlbuki
ben gitmeden önce oradaki veterinerle yazışmış geleceğimi söylemiştim. “Konak’da
başkanlıkta acil toplantı çıktı ve gittiler.” dendi ve saat 13:00’da
gelecekleri söylendi. Bu sefer ben başladım mı beklemeye…
Sonra ne mi oldu?
Bir sonraki yazımda
yani yarın.
xoxo



