3 Ağustos 2013

Tatil Güncesi …11

 
Türkiye’deki son haftama Pazar günü saat 00.01 itibariyle “Merhaba!” dedim bile. Ben gidince beni kim özler hiç bilmiyorum. Ailem kesin özlerde başka kim özler görcez.

Her gün denize giriyorum, güneşleniyorum, kitaplarımı okuyorum. Bu yaz kumsalda dikkatimi çeken birkaç tip var;

İlki babaanne / anneanne! Straplez bikinisiyle kâh güneşleniyor kâh torunlarıyla ilgileniyor. Ama nasıl bir güneşlenmek sorma gitsin. Pozisyonlarımız belli ama. Bacakları açarak, yüzüstü yatıp askıları arkadan açarak, kolları yana atıp sere serpe uzanarak. Favorim seksi bacaklarını açarak güneşlenme hali. Güneşlen de o pozisyon nedir yahu?! Anlam veremiyorum. Sonra o özgüveni yok mu o özgüveni. Allah herkese yaşlanınca sarkan vücuduna rağmen 20lik kız vücuduna sahipmiş gibi davranma özgüveni versin, amin!

İkincisi “Halil Sezai”. Gerçek Halil Sezai değil tabi ki de =)) Ama kumsalda bi adam var. Resmen saçıyla, kilosuyla, giyimiyle Jr. Halil Sezai. O adamdan bir “İsyaannn” ve bir “Olsun” şarkısı dinlesem ah dicem işte Halil Sezai. Onun denize girişi, derinlere yüzüşü ve sonra iskeleye çıkıp güneşlenişi yok mu ah ki ne ahh! Saçıda Halil Sezai gibi yüzünün çeyreğini kapatıyor.

Üçüncüsü yeşil şortlu ergen genç! Ne yaptığını anlamasam da her seferinde bakışını üzerimde yakalıyorum. Evin önünden köpeğiyle geçerken evimi de öğrenmiş oldu çok hoş oldu gerçekten. Çocuğun tek sevdiğim yanı iskeleden çok güzel balıklama (Balıklama ötesi diyelim biz buna bence.) atlayışı. Zıplayış, uçuş ve suya giriş. Bu üçlü ile her seferinde onu izliyorum. Bide bunun arkadaş grubu var. Ama yok, yeşil şortlu favorim.

Dördüncüler üç kişi sayın okuyucu. Üç kıvırcık ama bugün baktım biri saçlarını kestirmiş valla yüzü gözü açılmış çocuğun, yakışmış. Diğer ikisinden biri, geçen sene canlı müzik yapan çocuk. Çocuk ergenliğe girmiş ve tipi değişmiş yahu. Tanıyana kadar uzun uzun baktım. Emin olduktan sonra B. ile paylaştım. O bile inanamadı geçen yazdaki çocuğun bu olduğuna. Ergenlik kızlarda değil de erkeklerde çok ilginç etki gösterebiliyor. Bunu yıllardır gözlemliyorum. Son kıvırcık ise ilginç bir tip. Yaşımı kestirmeye çalışıp duruyor. Veletsin adamım sen! Neyi zorluyorsun ki durmadan. Ayrıca bu ısrar bu azim ne? Aslında azmini de takdir etmem gerek ama edemiyorum işte.

Haftaya Almanya’dan size yazılarımı yazıp yayınlayacağım, umarım.

İlginç bir hafta geçirdiğim doğru. Her gün yeni bir deneyim yaşıyorum, yeni cümleler kuruyorum ve her gün beni şaşırtacak bir şey buluyorum. Hüzün daha çökmedi ama merak tavan. Almanca çalışıp geceleri dışarı çıkıyorum. Yüzmenin dışında geceleri yürüyorum ve artık cafeye de gitmiyorum. B. olursa sadece onunla gidiyorum yoksa hep buradayım kendi halimde, gece yürüyüşlerim ve koşularımla, kulağımda MP3 ümle düşünüyorken, çimenlerime uzanmış yıldızlarımı sayarken, toprağın soğukluğunu bacaklarımda hissederken, gece kumsala gidip şezlonga yatıp Yunan Adalarını izlerken, sevgi sözcüklerini telefonuma gelen mesajlarla okurken…

Hayat hızlı geçiyor. Bu aralar geride bıraktıklarımı özlüyor ve hep birini özlerken kendimi buluyorum. Kendi falıma da bakmalıyım.

xoxo

27 Temmuz 2013

Bloglovin deyim!

En Son ...6

En Son Dinlediğim Albüm (27.07.2013)















Selena GOMEZ - Come & Get It

En Son İzlediğim Film (27.07.2013)
















Günlerin Köpüğü (L'écume des jours)

En Son Okuduğum Kitap (27.07.2013)
















Khaled HOSSEINI - Bin Muhteşem Güneş

En Son İzlediğim Kore Dizisi (27.07.2013)
  컬러 오브 우먼 - Color of Woman

Tatil Güncesi ...10

**22.07.2013 Tarihli yazımdır. Buradaki internetimde sorun yaşadığım için gününde yayınlayamadım. Özür dilerim. İyi okumalar.




Geçen haftanın bütün o telaşını bu hafta yeni bir pazartesiyle atmak istiyorum. Cuma günü yazlığa gelmiş ve PURSAT ile ROZA’yı eve giderken görmek istemiştim. PURSAT’ın beni görmesi ve üzerime atlaması bir olurken (Bu hayvan her gördüğümde daha da mı kaslanıyor anlamadım ya. Ben yokken neyle besliyorlar bu hayvanı?!) ROZA ortalarda yoktu. Sonra öğrendim ki bizimkisi o sabah bayılmış sonra suyla kendine getirmişler! Bence pek de kendine gelmiş gibi görünmüyordu. “Birkaç gün benim gözlemimde kalsın, ben bakayım.” deyip ROZA’yı aldım, getirdim eve ve akşam yemeğinden sonra kızımın ateşi çıkmaya başladı. Hemen soğuk sular, patilerini, başını ıslatmalarla ateşini düşürmeye çalıştım. Başarılıda oldum. Sabahına ayağa kalkamıyordu. Zaten bir gün öncede zor yürüyordu.  Pazar günü artık tuvalete bile gidemez olunca hemen geçen sefer anlattığım V. Teyze’nin yanına gittim ve durumu anlattım. Onlarında bildiği bir veterinere hemen götürdük. Sağ tarafına (Ön ve arka ayaklarına) strese bağlı travma oluşmuş. Arka bacağının üçlü bağından da biri zorlanmaya maruz kalıp zedelenmiş. Hemen ağrı kesici ile bir ilaca başladık. Perşembe gününe kadar ilaçlarını verdim. Her gün düzenli olarak 30dk sabahları yürüdük hatta çarşamba sabahtan denize bile girdik ;) Onu çok yormadan her gün sabah değilse geceleri artık yürüyoruz. Bana da spor oluyor. Sitenin bir ucuna kadar gidip, yokuş aşağı, yokuş yukarı, merdiven inme, çıkma şeklinde zorlu etapları sorunsuz geçiyor kızım. Kışın kumsalda koşup eğlenirken şimdi yaz sezonu olduğundan dolayı bunu yapamıyoruz hatta denize bile herkesin girdiği yerden değil daha uzak bir yerden giriyoruz. Dalgaları sevmiyoruz ama kızımla. Suyun yüzüne vurmasından ise çok rahatsız. Sakin sakin suya girerken dalgaları görünce kıyıya bir yüzüşü var ki görmelisiniz. Resmen suda beni yalnız bıraktı =)) Aman iyi olsun da, keyfi yerinde olup suda beni yalnız bıraksın. Perşembe günü veterinerimiz durumunun iyi göründüğünü, bacağına yaptığım masajla ilaçların işe yaradığını söyledi. Geçtiğimiz cumartesi günü V. Teyzenin yanına akşam yürüyüşümüz olarak gittik. ROZA’yı görenler önce şaşırdı. Çünkü ben kızımı yıkamış, taramış mis gibi yapmıştım. Boynuna da Alsancak’tan aldığım ebruli çanı takmış tam bayramlık moduna sokmuştum =) Bakım her canlıya iyi gelir zaten. Beyaz kılları olduğu için yıkanınca beyazları daha beyaz, siyahları daha siyah oluverdi. Komutları da anladığı için (Bir kış çalıştık o kadar) herkesten tam not almış olduk hohoo =)))


Bu hafta annemler cumaya kadar yoklar. Artık onlar gelene kadar NAZ, ROZA ve ben yalnızız. PURSAT’ı sağıma aldım, ROZA deseniz karşımda, NAZ ise kafesinde olup bütün gün ötüyor. Onunda sezonu açıldı. Geçen senede böyle öter yolun altından duyulurdu. Millet de merak eder, yukarı çıkar, NAZ olduğunu görür ve ne güzel ötüyor deyip giderdi. Bu senede açılışı geçen gece yaptık ve ilk iltifatımızı yeni komşularımızdan aldık heyoo =)))
2 haftam kaldı.
“Deniz Kum Güneş”

Hayat aşksızda olmuyor aşklıda!.. Saatlerin önemi kalmadığında aradığın o kişi, konuşmak istediğin tek bir isim. Dün yatağımda yatmış denize vuran yakamozu izlerken anladım bunu.

“Geçen yıl aynı tarih” dedim kendime.

Gene buradaydım, ağlıyordum. Çok geçmeden o istediğim şey olmuştu. Sonra gene çok geçmeden o defter kapanmıştı. Yıkılmıştım, üzülmüştüm ve gene yakamoz denizdeydi. Ben yatağımdaydım, ışığımı kapamış, perdemi açmış odamı aydınlatan ay ışığıyla üzüntümü yaşıyordum. Ev sessizdi, kimse yoktu. Dün gene aynı şeyi yaşamaktan korktum. Mesaj atarken korktum, samimi olduğum için ilk kez daha da korktum. Kendimden emin olmamaktan korktum, yaptıklarımın günahından korktum.

Sonuç olarak bu iki haftalık yalnızlık bana iyi gelecek biliyorum. Almanya’ya gidip bilmediğim bir şehirde kimsenin beni tanımaması beni bambaşka yapacak bundan da eminim. Her şeyi özlemek istiyorum. Kıymet bilmek istiyorum. Kimi sevip kimden ayrılacağıma karar vermek istiyorum. Yeni kararlar almak istiyorum. Yeni kişilerle tanışıp, kendi hikâyemi anlatmak istiyorum.

xoxo

NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir.