6 Kasım 2012

Tatil Güncesi ...8 (Part1)

Hafta sonları mümkün oldukça şehirden kaçıyorum.
O hareket, o ses, o yoğun insan kalabalığı…
Bazen o kadar çok üstüme üstüme geliyor ki patlayacak gibi oluyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu 3 günlük kaçtım gene yazlığa. Annem, babam ve ben. O gün dersler nasıl geçti anlatamam. Su gibi suuu =)) Bir anda akşam oldu ve ben bir sırt çantasıyla (Evet, o meşhur çantam) direk uçtum yazlığa. Biz yola çıkarken hava kapalıydı hatta bi yerden sonra öyle bir yağmur yağdı ki acaba dedik gitmesek mi ama 20dk sonra da yazlık da olcaz hani öyle bir konumdayız. Neyse dedik soğuk olursa eve girer, açarız ısıtıcıyı otururuz. Nasıl olsa kazak atkı falan her şey var evde =)

İşte biz böyle düşüne düşüne eve vardık ama ne varma. Öyle bir yağmur yağıyor ki arabadan çıkamıyoruz. Gök öyle bir gürlüyor ki sanki yer yarılcak! Kapı ile aramızdaki mesafe ise 1 metre ama çıkamıyoruz derken ben “Hadi kızım, bu kadar geldin erimezsin.” deyip attım kendimi dışarı ve kapıya gittim(başardım =)))). Sokak lambaları, yağmurdan sönmüş ondan evin kapısını göremiyorum ee durum böyle olunca anahtarı da sokamıyorum derken “Hadi be Allahım” dedim “Bana yardımcı ol, o kadar yol geldim. Yapma bunu.”  işte o an bir ışık parlaması oldu ve ben kilidi gördüm, açtım. Sonrada “Teşekkür ederim.” dedim (aramızdaki samimiyet tavandır çaktırmayın ;)) ve GÜM bir gök gürledi amaaaa artık onu ben “Bişi değil” diye algılamak istiyorum #)

Öyle böyle eve girdik ve ana! 5dakika sonra hava açtı. Öyle bir açtı ki hafta sonum güneşler içinde geçti (Demek ki garezi yoldaki bizeymiş.). Sıcak, bol oksijenli ve sakin… Eşyaları içeri taşıdıktan sonra annemle beraber denize bakalım dedik tabi saat akşamı geçip geceye geliyordu. Sitede kimse yok gibi bir şeydi. Biz böyle sessiz sessiz yürürken karşıma kim çıktı dersiniz? Benim VELET im =))) Siz VELET’i bilmiyorsunuz (Soldaki fotoğrafta o var.). O benim manevi köpeğim. Yazın kumsalda tanışmıştım onunla. Gelip gelip şezlongumun yanına yatıyordu. Her şeyi yemiyor sadece etli sandviç yiyordu. Hatta bi gece kafeteryada adamın biri ona kızmıştı. Kızma sebebi de neden ayak altında yatıyormuş?!(Ey Allahım sen insanlara akıl, fikir ve geri kalan eksik gördüğün şeyleri ver). Direk adama kızmıştım. Niye hayvana bağırıyorsunuz, bide küfür ediyorsunuz, insanlar var ayıp oluyor demiştim. Sonra hızımı alamayıp hayvan yattıysa yatmış, sizde önünüze bakarak yürüyün o zaman demiş masama dönmüştüm. İşte bu köpek ki adının VELET olduğunu bilmiyor. Sadece komutlardan anlıyor. Kendisi bir Beagle yani eğitimi zor, başına buyruk götüne kuyruk modun da takılan, avcı ama çok sevimli hatta çok akıllı bir köpek ;) İşte VELET ile böyle tanıştım ben ve o ara ara benim eve gelip gitmeye başlamıştı derken şimdi sezon kapandı ya kimse yok yazlık da diye bana sarıldı garibim. Beni görünce bir koşuşu var ama görmelisiniz. Kulaklarını sallaya sallaya. Bacaklarıma falan yapıştı. Çevremde döndü. Bende umarım onunla karşılaşırım diye cebimde ödül bisküvimle geziniyordum. 

Hemen verdim bi kaç tane derken PURSAT diye seslendim(Sağdaki fotoğrafta o var.). Önce ses çıkmadı. Sonra bi daha annem seslendi derken PURSAT da yan evden çıktı. Garibim oradaki divana uzanmış, öylece yatıyormuş. Onunda bir gelişi var ki VELET ’den farklı değil. PURSAT’da av köpeği ve cinsi kurzhaar. Kısa tüylü, en dayanıklı ve en zeki av köpeklerinden ;) Hemen ona da bisküvi verdim. Sonra annemle sitede yürümeye başladık. Biz gidiyoruz bunlar yanımızdan arkamızdan geliyorlar. İki gidiyorlar hemen arkalarına bakıp biz ordaysak yanımıza geliyorlar derken eve döndük. Hadi dedim eve gidin yemek vercem size. Evi de öğrenmişler. Önden gidip bakıp gidip bakıp eve vardık ve ben onlara getirdiğim mamalardan koydum. Sonra oyun, sevme derken bizim verandada geceyi horluya horluya geçirdiler =)

Bu part1 olsun. Diğer yazımda CEVİZ ile başlayalım ;)

NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.

30 Ekim 2012

Son Yaşananlar

SON DAKİKA: İzmirime sonbaharın ilk yağmuru yağmaya başladı. Olayım bu değil tabi ki de, olayımız gidip gelen elektriğim ve an itibariyle coşan yağmur. Yağmurda ıslanmayı sevmeyende var elbet ama ben çok severim. Bir gün bardaktan boşalırcasına yağan aynı şu an ki gibi olan bir yağmurda donuma kadar ıslanmış ve eve öyle gelmiştim. Millet koşturup bir yerlere girmeye çalışırken (ki bunu da hiç anlamam. Kafalarını ıslatmamak için kafalarını sokarlar ama bütün paça, vücut ıslanır. Akıl akıl gel bana takıl) ben en cool halimle yürüyordum. Sanki yağmur yağmıyormuş gibi.

Şuan yağmur duruyor, yeniden yağıyor. Bence havalar şimdiden İzmirime benzemiş ;)

Bütün bunların yanında anlaşıldığı üzere İzmirime döndüm. Dün pike, şort yattım ya =)) Bandırma’da donan(anneanneme söylemeyin alınıyo sonrada Bandırma’yı savunuyo) bu kız İzmir’inde böyle yatıyor. Seviyorum ulen şehrimi =) Yaşasın etekler, askılı bodyler ve nice incecik tiril tiril elbiseler =))

Bu güne kadar hiç blog yazımı yazarken bonibon yememiştim.
Güzel oluyormuş. Bu bonibon fazla mı tatlı ne?! #)

Demin öğrendim ki bizim bölümün geleneksel tekstil partisinin tarihi belli olmuş. Olmuş da ben mekânı bilmiyorum. DIN!!! Neden her sene bunu yapıyorlar bana?! Benim bilmediğim bir yeri seçip, yanımdaki adama biliyormuş gibi davranıyorum. Ön hazırlık, gidenlere sorma çabaları valla benim için ekstra çaba bunların hepsi. Bu seneki program güzel görünüyor tabi sabah 4’e kadar olması dışında. Aslında kalınır çünkü dediğim gibi program güzel ama işte ertesi gün en baba derslerim var. Eksem ekemem, gitsem gidemem böyle salak saçma bir durum. Peki, ikinci soru: “Neden bu parti perşembe günü?” Günler torbaya mı girdi arkadaş uff!.. Bu sene kimle gitsem acaba?! Hmm… Hadi bakalım Z.S düşün sen bunu. Şimdiden düşüneyim de eleye eleye sonunda biri kalır elimde ;)

Parti demişken bana masraflı günler göründü arkadaşlar. Parti için para, kozmetik için para ve önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan teknik geziler için para veee evet, planlarımızdaki sürpriz organizasyon için para! Sonuç mu?! Cebinde kuruşu kalmayan bir Z.S #)

Alakasız olacak ama şu meşhur “Köpeklere Fısıldayan Adam” var ya, köpeklere elektrik verip eğitiyormuş. Tam ŞOK! Sen git yıllarca “Adama bak nasıl eğitiyor vay bee, biz evdeki köpeği eğitemiyoruz.” diye yakın sonra işin aslı işkence çıksın. Adamda kabul etmiş inanır mısınız?! Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın.

CV yazıp staj başvurusu yapmaya başladım. Elimde yazdan kalma listem ve kırmızı kalemimle her yolladığım firmanın yanına tik atıyorum. Sol gözüm sinyal vermeye başladı. Bu da demek oluyor ki yat kızım sen çabucak =)

Sizi bilmem ama bu saatleri 1 saat geri almamız yetmiyormuş gibi pazar gününü pazartesiye kaydırmak! İşte bu bana yapılmış bir komplodur #)

Başta kutlamam gereken Cumhuriyet Bayramımızı sonda kutluyor gibi görünüyorum ama assolistler sona saklanır:
Herkesin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun.
Bütün zorlama ve kısıtlamalara inat 89.yıla girdik.
Yaşımın yettiği kadar cumhuriyetimin yaşını kutlarım inşallah.
Ümitsizliğe kapılmadan umutlarla ve yeni nesil genç, aydın beyinlerle…

25 Ekim 2012

Geleneklere Uyalım


Kurban Bayramınız Kutlu Olsun Ey Dostlar =)

Kutlamamızı da yaptıktan sonra buradan duyuruyorum ki Bandırma’dayım. Eveett, uzun uzun bayramda ne yapmalı diye düşünürken aslında bütün bunların gereksiz olduğuna karar verip “Gelenekçiyim oğlum ben!” şeklinde iç ses bağırmamla, atlayıp arabaya anneannemin yanına geldik. Burada bunu söylemezsem içimde kalır. Dün yorgan + battaniye ile yattım ulen =))) Benim için tam şok!! Cuma günü bölüme askılı body ve mini eteklerle giden bu bünye hatta cumayı geçtim dün yola kısa kollu, tiril tiril bir alt giyen bu bünye dün dondu ve battaniye ile yattı. Tırtıl gibi dolandım ikisine de öyle uyudum. Hatta gece bir ara çorap bile giydim O.o Üşüdüm diyorum yaa başka söz yok. Yazlığın geceleri soğuk oluyo diye yakınıyordum ama Bandırma’nın gecelerini (böyle de pek havalı oluyo “Bandırma’nın geceleri”) unutmuşum. Bütün bu üşümeler, sarılmalar falan işin tuzu biberi hadi el ele tutuşup bayramı kutlayalım ley ley loy =) Bugün 1.gün ya millet kurban kesmeyle meşgul ondan rahatız. Asıl koşuşturmaca yarın başlıcak. O meşhur kahve kokulu evimizi merak eden gelsin çalsın kapımızı ;) Bayram demişler kızım buna, kapın herkese açık olacak. Bak bak bak iyice gelenekçi oldum =)

İnsanın insanın ne kadar burada akrabası da olsa arkadaşı olmayınca olmuyo. Bütün akrabalarla uzun masalarda oturup yemek yesen sonra da sabaha kadar konuşsan da bi şeyler eksik oluyo. Eskiden anneannem burada olduğu için Bandırma’yı seven ben, artık Bora & Sercan’da olduğu için seviyorum. Dün hatta ilk günden buluştuk, meydana gittik falan. Seviyorum bu ikisini ;) Onlar Ankara’da, ben İzmir’de olduğum için anca tatillerde, bayramlarda bir araya gelip konuşuyoruz.

Sonuç: Birikmiş konuşacak konular ve bol kahkaha =D

Bandırma insanı tam alışveriş çılgını. Arife günü bile alışveriş yapıyorlardı, dün gördüm. Bugünde herkes restoranlara gider hah buraya yazıyorum. Gezmeyi seviyorlar. İleride iş yaparken Bandırma benim için satış potansiyeli yüksek olan yerim olacak (hışştt duymasınlar)  ;)

Birazdan dışarı çıkarız şöyle bir Bandırma Kordon, meydan gezmesi derken donar eve geri geliriz =))

Ee millet siz? Hadi kalkın bir şeyler yapın. En azından duşa girin, bayramlıklarınızı giyinin, süslenin püslenin enerjinizi kendinize çevirin =))

NOT: Teyzem SENİ SEVİYORUM ve ÖZÜR DİLERİM (Burayı okuduğunu biliyorum. Cümle alem duysun ulen =)))

22 Ekim 2012

En Son ...2

En Son Dinlediğim Albüm (22.10.2012)
  Aynur Aydın

En Son İzlediğim Film (22.10.2012)
  Kolombiyalı: İntikam Meleği



  
En Son Okuduğum Kitap (22.10.2012)
  Aydın Boysan - Acele Etme Çabuk Ol