21 Temmuz 2011

Benim Alanım!

 Burası benim Blog’um ve benim kurallarım geçer. Aynı hayatımı yaşarken koyduğum kurallar gibi.


Korunmak için, cesur olmak için, güçlü görünmek için, mutlu olmak için ve aklıma gelip de buraya yazamadığım bir sürü neden için koyarız kuralları.

Bazımız çok serttir bu konuda, bazımız ise daha esnek. Ben mi? Ben aradayım. Ruh halime göre takılıyorum. Bazen insanları kırıp sonra üzülüyorum, bazen de üzülmeyip yeriydi zaten diyorum.

Burada düşüncelerimi açıkça söyleyemeyeceksem içimden geçenleri olduğu gibi yazamayacaksam neden buradayım ya da biz blog yazarlarının neden bloğu var?

Herkes sesini farklı duyurmak ister. Oradan oraya laf atıp sonra kenara çekilmek kimseye yakışmaz. Hayatın hızla aktığı bazen bu akışa ayak uyduramadığımız ve geride kalıp soluklandığımız anlardan sonra hayata daha güçlü tutunmaz mıyız? İnsanoğlu farklıdır ama genelimiz ise aynıdır.

Bu kadar düşüncelerin engellendiği ülkede bu şekilde davranmakta ne?..

Gene sorular sordum ama bu sefer sırf kendime değil size de yönelttim sorularımı.



9 Temmuz 2011

Ne Yapacağız Bu Bakışmaları?¿


Başlığa bakıp da başka bir anlam çıkarmayalım lütfen. Konumuz çok masum aslında #) Malumunuz öğrenciyiz ve hayatımızın yarısından fazlası otobüs metro falan arasında geçiyor.
Buraya kadar her şey güzel.

Benim sevmediğim şey ise buralarda yaşanılan insanın kafasını nereye çevireceğini bilememe durumu. Nüfusumuz o kadar fazla ki artık oturulan yerler karşılıklı duruma getirildi. İnsan oturduğu zaman karşısındakinin suratına bakmak zorunda kalıyo. İster istemez bir şeklide bakışıyorsunuz ki bunu bir bayan olarak yazarsam erkekler insana bir acayip bakıyo. Bi ara otobüs içinde gözlük takanlara sinir olurdum ama nedenini artık anladım. Milletle göz göze gelmemek için yapıyorlarmış. Bende artık yapıyorum. Birde kulağıma MP3 ümü takıyorum ki iyice soyutlaşayım. Tabi bu yaz için geçerli. Kış olunca pek gözlük kullanılmıyor o zamanda ya bir şey okuyorum ya da gereksiz bir şekilde dışarıya bakıyorum.

Bu karşılıklı oturma işinde ise metrolar da değil ama otobüslerde sinir olduğum bir şey daha var. Binme ve inme işi. İzmirliler bilir bu yeni otobüslerde oturma yerleri koridorun biraz üstündedir. Binerken ayrı bir çıkarsınız, inerken ise o oturma mesafesi kısa olduğu için resmen maymun gibi askılara tutunursunuz. Hele ki yaşlı olan insanların düştüğü bu duruma çok üzülüyorum. Ben genelde koridor tarafına otururum ve pencere tarafı yanım boş olduğunda ise kalkıp oraya oturmak isteyene yer veririm ki sonra inmeye doğru öyle garip durumlara düşmeyeyim.

Aa bak yazarken aklıma geldi. Bi ara İzmir’de iki katlı otobüsler vardı ne güzeldi onlar yaa. Derslerden hızla çıkıp onlara yetişmeye çalışırdık. Ne çocukluk bee =))) N’oldu acaba onlar?? Bak fena halde merak ettim şimdi =) O otobüslerde de sorun vardı. Normal bir Türk insanının boyundan kısaydı tavanları :D  Tamam bizde 1.90 lık insanlar değiliz ama kendim için söylersem benim boyum 1.68 olmasına rağmen başım eğik durmam gerekiyordu ve zorunlu olarak yukarı çıkıyordum. İnerken de aşağıda bir kalabalık olurdu ki yarıp da inesin. Amaann her türlü yeni şeyi zaten üstümüzde deniyorlar maşallah. Bunu da denemiş ve beğenmemişlerdir kesin.


Size metrolar da eğlenceli bulduğum bir şeyi söyliyim de bundan sonra dikkatinizi çeksin. Genelde metrolar otobüs gibi sallamadığı için ben pek oturmam ve o ortadaki direğe tutunup insanların sallanışlarını izlerim (bak bu sefer itiraf ettim. Evet ayaktaysam bu durum için bakıyorum. Hehe =)) Metro hızlandıkça herkesin kafası aynı açı ve hızla sağa sola sallanıyor. Bundan büyük bir zevk alıyorum.

Evet sorunluyum biliyorum. Blog yazarları olarak bunu kabullenmeliyiz arkadaşlar =))

Herkese sorunsuz toplu taşımalı günler diliyorum =))


30 Haziran 2011

Yaz Okulu & Arkadaşlar & Fallar

Tatilim bitti sayılır.


Diyeceksiniz ne oldu şimdi? Bende diyeceğim yaz okulu başladı.
Bildiğiniz yaz okulu yaa =((

Üzülüyorum tabi kimse bu duruma sevinmez. Statikten kaldım. Vizem 85 falan güzeldi de final de kabaca söylüyorum ki sıçtım batırdım. Barajı bile geçemedim yani düşünün artık durumu. Ee işte durum böyle olunca insan çok güzel kalıyo #) deneyin yani tavsiye ederim böyle salak saçma bir sevinç oluyor insanda. Adrenalin ve onun gibi bi sürü hormon salgılanıyo #)

Bugün o muhteşem yaz okulumun ilk günüydü. Gittik gördük de ne gördük hiçbir şey çünkü hocamız derse gelmedi ve bizi RUH EMİCİ nin eline bıraktı. Oda adı üstünde “Ruh Emici” işte. İnsan ruhunu emip sonra size sadece bedeninizi bırakan biri. Bütün hevesinizi ve mutluluğunuzu saniyesinde alıp yok eden bir kişilik kendisi.

Aslında benim yaz okulum rahat çünkü tek ders. Oda çarşambaları yarım gün. Çok fazla bana koyacağını düşünmüyorum. Aslında bu dersin açılacağını bile düşünmüyordum ama açıldığını duyunca sanki biliyormuş gibi sevindim. Sınır 15 kişi iken dersi seçen 21 kişi =)) sınırdan kurtardık. Sanmayın ki bütün bölüm geçti de bir tek biz kaldık. Derse gelenler ki bende dahil amaç notumuzu yükseltmek. Bakalım sonumuz ne olacak, bekleyip göreceğiz ;)


Dün lise arkadaşlarımla buluştum. Harikaydı hatta süperdi. Özlemişim hepsini hem de ayrı ayrı. Sıkıntılarımın ve üzüntülerimin üstüne o kadar iyi geldi ki anlatamam.
Yalnız değilim bunu biliyorum. Biri gitse biri gelir hayatıma ama arkadaşlarım ve dostlarım hiç değişmez ki değişmeyecekte. Kim ne yaparsa yapsın. İsterse beni takmasın, isterse laf soksun, isterse kayırsın ya da ayırsın. Bunu bana söylemedikten sonra kendi çemberinde eğlenir durur insan. “Amaçsızca kendi çapında” derim ben onlara ve nokta.

Size günümü şöyle anlatırsam, klasik bir İzmir Gençliği olarak Sevinç’in önünde buluşmaya karar verdik ama ben erken gidip kordon ve deniz havası alıp biraz zevk yapmak istedim ve bir saat falan erken gittim. Kulağımda MP3 üm, gözümde RayBan’ım güzel İzmir kızıyım oturdum bağdaş kurup tepeye. O dakikalarda da bir teyze yanaştı yanıma ama neler neler söylüyor. Teyze dedim nazar değdireceksin şimdi bana. Olsun sende elini kıçına sürersin dedi :D :D bildiğiniz falcı bacılarımızdan, kendisi Ayşe Bacı =)) bakar mısınız samimiyete hemen dost kanka olduk maşallah =) bana fal baktı. Zaten bu kadar ısrara da karşı koyamazdım. Bedavaya yakın bir fiyata baktı çünkü muhabbet o kadar koyulaştı ki. Kendisi bakla falı bakıyormuş. Hadi bak bakalım dedim ama her şeyi söyle. Oda olur dedi ve başladı curcuna. O bir şey söylüyor ben dinliyorum arada da ufak ufak iltifatla karışık laf sokuyo falan bildiğiniz falcı teyze muhabbeti gibi giderken bacım hayatımla ilgili gerçek şeyler söylemeye başladı. Yazın kaybettiğim kuzenimi söyledi. Peki başka neler söyledi. Hemen bakalım. Ayşe Bacımız not aldırdı o kadar :D :D

*İki kız varmış beni kıskanıyormuş çünkü ben güzelmişim ve onlar benim yanımda rahatsız oluyorlarmış. At suratlılarmış ben ise kuğu gibiymişim =)) ahh teyzem ahh sen ne tatlısın öyle…

*Bir erkek varmış hayatımda beni seviyormuş ama açılamıyormuş çünkü ben seviyeli davranıyormuşum. Ah bacım dedim kim bu yaa. Hazır bak yazda geldi bulsun işte beni dedim. Tamam o zaman 4-5 ay bekle dedi. Nee dedim =)) sürede veriyor bakar mısınız =) bu kişiyle çok mutlu olacakmışım. Hatta muhabbet öyle bir yere gitti ki bir de tarif etti oğlanı. Ey allahım dedim teyze sen hep buradasın valla bulcam seni çıkmazsa dedim. Gel gel dedi :D :D

*Sonrası klasik şeyler ;)


Sonra arkadaşlarım geldi de ayrıldım yanından ama kafaya koydum kordona gidince falıma bakmasada ona uğrucam. Zaten hep Gündoğdu’da duruyor =)) İzmir’deyseniz gidin bir de selamımı söyleyin ;)

NOT: Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz tepede işte herşey oldu =) 


23 Haziran 2011

Mimlenmişim ...7



Şu sıcak İzmir günlerinde Mim cevaplamak kadar güzel bir şey yok =)
Bütün biriktirdiklerimi sunuyorum…

Mimimizin konusu harfler ve sizin aklınıza ilk getirdiği kelimeler. Bide bu kelimelerin sizde çağrıştırdıklarını ya da ne anlama geldiğini de birkaç cümle ile yazarsak süper olurmuş =)

Peki, o zaman hadi başlayalım…

A: Aşk. Bizi biz yapan duyguların başında geliyor. Ne onsuz oluyor ne de onunla.

B: Barış. Yurtta sulh cihanda sulh. Benim için ne anlama geldiğini bu sözle çok iyi açıkladığımı düşünüyorum.

C, Ç: Can. Benim 11 senelik hayat arkadaşımın adı. Onu kaybettikten sonra geçen gün kendimi onun adını fısıldarken buldum. Onu hala çok seviyorum ve bu hiç değişmeyecek bunu bir kez daha anladım.

D: Deniz. İzmir’in kızı deniz, denizi kız, sokakları hem kız hem deniz kokar. Başka söze gerek yok ;)

E: Evlilik. Çok alakasız bir kelime aslında =) Ouvv düşündüm de şuan için bana çook uzak bir kelime. =)

F: Final. Sınavlar anlamında da hedeflerimin son noktası olarak da kullanırım. Sonunda bir yere varacağız ama burası nasıl bi yer olacak orası belirsiz işte.

G, Ğ: Güney Kore. Dizileri, filmleri, müzikleri ve herşeyiyle Güney Kore. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi gideceğim ve göreceğim bir yer orası.                                                                       

H: Hayat. Hayat Seni Seviyorum ;)                                          

I, İ,J: İzmir. Az ve öz. Her zaman her yerde İzmir’imi överim hiç çekinmem =)                   

K: Kardeş. Herkesin hayatında olması gereken kişi olarak düşünüyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama insanın içindeki benciliği yok edebiliyor ya da paylaşmayı öğretebiliyor. Bu gibi birçok sebeplerden dolayı kendimi şanslı görüyorum.   

L: Lolita. Neden aklıma bu geldi şimdi bilmiyorum ama bizden geçti artık dostum =)

M: Masallar. Çocukluğumdan beri en sevdiğim tür masallar olmuştur. Tekrar tekrar okumak ve sonra onları ezberlemek en sevdiğim şeydi. Bu şekilde çocuk yaşta erken okumayı sökmüştüm. Bu yaşıma geldim ve geçenlerde MOMO kitabını aldım. Bende anıları olan ve çocukken arayıp da bulamadığım kitabı kaç sene sonra bulmak ve almak işte buna paha biçilemez =)

N: Niye? En sevmediğim soru tipi. Hiç sevmiyorum hatta nefret ediyorum. Birinin benim yanıma gelip niye diye sorması kadar sinir olduğum başka bir şey yok. Bir kere bu sorunun cevabı yok. Örnek veriyorum. Anneniz yanınıza geliyor ve yemek yer misin diye soruyor. Siz hayır diyorsunuz ve ardından gelen o soru: Niye? Şimdi ne diyeceksin bu soruya… Çünkü canım istemiyor. Ardından gelen ikinci soru canın niye istemiyor?.. Bu iş böyle uzar arkadaş. Bunun yerine Neden sorusunu kullanalım hatta kullandıralım =)

O, Ö: Ölüm. Aslında bunu düşünmeden yaşıyoruz buna bende dâhilim. Benim için bu kelime eşittir tüylerimin diken diken olması. Böyle bir etki yarattı yıllar içinde bende.

P: Para. =) olmazsa olmaz işte. Neden okuyoruz ya da çalışıyoruz? Temelde daha çok paramız olsun değil mi amaç =)

R: Riyakar. Ouvv aslında çok ağır bir kelime. Kimse kimseye dememeli ama işte etrafımızda böyle insanlar var. Yok diyenin ya etrafı yalancı ya da o kişimiz çok saf fark etmiyor. Büyük bir kazık yedikten sonra görürüm onun son halini.

S, Ş: Sevgi. Aşk biter sevgi kalır. Sevginin daha sonrasında saygıyı doğuracağına inananlardanım.

T: Tekstil. Benim ilerideki mesleğim =) 4 seneyi sağ salim atlatırsam Tekstil Mühendisi olacağım. Hadi hayırlısı. Aklıma bu kelimeden başka bir kelime gelse şaşardım =)

U, Ü: Uyum. Bir insanın hayatında bulunması en zor olan şey. Bulduğunuzu sanıp daha sonrasında yanıldığınızı anlamanız o kadar uzun sürmüyor. Nasıl oluyor bilmiyorum ama içimizdeki o arama isteği de hiç azalmıyor. İşte en güzel yanı da bu.

V: Vicdan. Hayatımın her anında bir şekilde ortaya çıkan duygu =) sınav zamanı, gece insanı uyutmayan o lanet şey olarak da tanımlayabilirim #) 

Y: Yaşlılık. Saatler günler geçtikçe yaşlandığımı hissediyorum. Şimdi diyeceksiniz ‘daha yaşın kaç yaşlanıyorsun diye söyleniyorsun’ ama daha dün 17lik hallerimi bilirdim şimdi 20li hallerime geçiş yaptım. Söylerken bile ağzıma çok dolu geliyor =) benimki böyle bir yaşlanma.

Z:  Zaman. O kadar önemli ki önemini anca işleri biriktirdiğimizde anlıyoruz. Masal kahramanım MOMO’nun bana öğrettiği en önemli şeylerden biri:  Zaman Hırsızlarınıza zamanınızı vermeyin =)

Klasik Mim bitirişim,
İsteyen mim sorularını alıp yazabilir.
Bana bildirir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))