27 Mart 2011

25 Mart


25 Mart Benim Doğum Günümdü.

Aslında Cuma günü yazımı yazmak istemiştim. Bu amaçla bilgisayarın başına oturmuş daha sonra arkadaşımla konuşmaya dalıp sabahın ilk ışıklarıyla yatağıma yattım. Uzun zamandır konuşmayınca hep böyle oluyo =)
Yıllar içinde anladığım şey, doğum günlerinde önemli olan pasta, hediye ya da o anın verdiği mutluluk değil, sevdiklerinin tam olarak yanında olması. Bu anın verdiği mutluluk asıl önemli olan. Bende bir kaç yıldır bu şekilde kutluyorum. Hediye istemiyorum kimseden. Sadece hatırlanmak, sevildiğimi, önemsendiğimi bilmek istiyorum. İleride hepimiz yalnız kalacağız. İşte o zaman bu kadar çok kişi etrafımızda olmayacak. Her gün tanıştığımız insanlar, yüz yüze baktığımız arkadaşlar…  Sırayla yok olacaklar. Kıymet, yanındayken bilinen duygu… Kaybedince hiçbir anlamı olmuyor. Pişmanlıklar, üzüntüler… Bunu yapmayalım kendimize.

İşte ben bu düşüncelerle üfledim mumuma.
Büyük istekler ve dileklerin yanında çok küçük gibi durabilir ama uzun bir yaşamda bu istek hayatınızın anlamı da olabilir.
Daha hayatımı tam yaşamadım.
Yani geriye dönüp baktığım zaman evet bir şeyleri geride bırakmış ve bir şeyleri de geçmişten çıkarmışım.
Ama daha yapmadıklarım var, sevmediklerim, başarmadıklarım, başaracaklarım var en önde duran.
İsteklerim, arzularım, umutlarım var bunların yanında.
Bir günlük doğum günü aslında yıl içinde yeniden başlamak için bir araç.

Yavaş yavaş büyüyoruz. Geçen gece konuştuğum arkadaşım “Sende beni çeken bir şey var ama nedir?” diye sordu. Düşündüm. Kendime göre bir cevap verdim içimde. Karşılıklı biraz düşündükçe “Senin farkın birlikte büyümemiz herhalde.” dedi. Evet öyleydi. İşte en güzel olan bu. Ben seviyorum. Ve geçen gün eski ama çok eski 2 arkadaşımla bir şeyler yapma fikrini düşündüm. Hepimiz ayrı uçlarda da olsak bunu yapacak kişi bendim ve hemen işlere yoğunlaştım. Vizelerim bitsin bunu hemen halledeceğim.


Cuma günü ise bölümdeki tek dersim ekonomiydi. Laboratuvarım bu hafta yoktu. Bizde arkadaşlarla Alsancak’a gittik. Kız kıza eğlendik, güldük, açıldık, moral depoladık ve tabi kız kıza dedikodunun dibine vurduk  =)) olmazsa olmazdı zaten ;) eve geldiğimde ailemle yeniden kutladım. Masanın başına geldiğimde düşündüm bunları. Cuma günü uzun uzun baktım insanlara yeni bir ben doğarken bir adım sonra herkesi kaybedecekmişim gibi izledim onları. Gençliğimin geçtiği sokaklara baktım. Yaşlandığımı düşündüm. Hüzünlendim. Bir gün de olsa hayata her zamankinden farklı baktım. Fark edenler oldu bunu ama onlara da açıklayamadım. Nasıl açıklarsın ki içinden geçenleri. Bu kadar uzun konuşsam dinler mi ki beni?

Yoğun tempoda biraz nefes almak insanı harika hissettiriyor.
Sabahlamak ve günün ilk ışıklarıyla “Yeni bir gün” ü karşılamak.

Evet, doğum günüm geçti ama bu sefer çok anlamlı oldu =)

Hayat o kadar da kolay değil.
Bu zor yolda herkesin sevdikleriyle olmasını diliyorum.
Yanınızdakilerin kıymetini bilin.
Benim yaptığım gibi kıymetini sonradan anlamayın.
Pişmanlıklarınızla yaşamayın.
Çok sıkılırsanız deniz kenarına gidin bağırın ağlayın…



"Sage einen Menschen so oft wie du kannst; das du ihn lieb hast; denn der Tag wierd kommen an dem es zu Spät ist."

11 Mart 2011

Bıkana Kadar Müzik ♥ ♥


 

Şu sıralar yeni çıkan albümleri takip edeyim derken kayboldum.
Onun yerine birkaç parçada takılı kaldım gidiyorum =) artık bıkana kadar gider bu böyle…
İlk takıldığım parça Gökhan Özen - Sitemkar. Pek bi sevdim bu parçayı ben ya. Her duyduğumda uzun uzun dinliyorum. Bide Mp3’üme attım ki daha çok dinleyip bıkayım =))  Pek Gökhan Özen takılmam ama bu şarkısının hafif hüzünlü hafif de eğlenceli hali beni şarkıya bağladı sanırsam.

Gelelim ikinci parçamıza; Serdar Ortaç -  Haksızlık.

Üçüncü parçam; Sıla - Kafa. Aslında ben pek Sıla’yı sevmiyorum. Çünkü biraz fazla platonik takılıyo. Ama bu şarkısının,
Hadi kalk gidelim hemen şu anda
Kapa telefonunu bulamasın arayanda
Açarız radyoyu yol nereye biz oraya
İyi gelmez mi hiç deniz havası
Bi göz oda bulur sokarız başımızı
Bide koyarız iki kadeh
Kafa nereye biz oraya…
Sözlerine bitiyorum. Tam benlik sözler. Beni benden alıyo çok hoşuma gidiyo =))

Dördüncü parçam; Petek Dinçöz – Yalanı Boşver. Bu şarkının sözleri bana eskilerden bir olayı hatırlatıyor. Aynısı diyebilirim. Bu şarkıya takılmamdaki sebep bu galiba =)) Tabi bunların yanında şarkının temposu da hareketli olunca bir yandan dinleyip diğer yandan oynuyorum. Tam stres ve geçmişi atmalık bir şarkı =))

Beşinci parçam; Ajda Pekkan & Eren Sandal – Sev Beni.  Enbe Orkestrası’nın başarısını bilmeyen yok artık. Her parçaları resmen hit olma yolunda ilerliyor. Bunlardan biride hareketli temposuyla bu şarkı. Ajda Pekkan’ın cilveli bir şekilde “sev beni yine, öp beni yine, tap bana yine delicesineee..” deyişi çok hoş =)) bence sizde indirin, dinleyin hatta müziğe kendinizi bırakıp dans edin. Şöyle alttan üstten kıvırma ve çalkalama şeklinde olsun ;)

Altıncı parçam; Toygar Işıklı – Sen Bilirsin. Toygar Işıklı dizi müzikleri derken bu işte bayağa bi ilerledi farkındaysanız. Güzel parçaları var. Özelliklede yeni albümündeki parçaları çok beğendim. “sen bilirsin” in yanında “ben hayatın mağlubuyum” da güzel parça. Biri ne kadar hareketli ise diğeri o kadar yavaş. Bu parçanın da,
Son gelince elden gelen koca bir hiçtir anlarsın
Yok yere beni nasıl kırdığın aklına gelir ağlarsın
Sen bilirsin
Gelme bitsin
Yol çok uzun demiştim
Ben ki hayata zor yetiştim
Sözleri çok hoşuma gidiyo =) çok gerçekçi… ben bu şarkıyı bağıra bağıra söylüyorum tam deşarj oluyorum =)) _tavsiye edilir_


Yedinci parçam; Deniz Seki – Suya Hapsettim. Deniz Seki ne kadar da uyuşturucu olaylarından dolayı gözümde değer kaybetse de bu albümündeki şarkılar harika. Özellikle de bu parçası… Albümden ayrıca “Aşk Müzikali” ve “Bugünlerde” parçalarını da dinlemenizi tavsiye ederim. Deniz Seki, o kadar çok medyanın gözü önünde yaşadı ki özel hayatını, bu albümü dinlerken ne anlattığını ya da yeri gelince kimi! anlattığını hemen fark edeceksiniz. Çok içten ve doğal bir albüm olmuş.



Sekizinci parçam, Hande Yener – Bi Gideni Mi Var? Duygusal ve yavaş bir parça. Yalnız bir şekilde otururken çok dinliyorum bu parçayı. Kütüphane, bölümün bahçesi…hiç fark etmiyor anlayacağınız. Gene geçmişi hatırlatan bir parça bu. En sevdiğim yeri ise,

Bi gideni mi var bu aşkın?
Bi küseni mi var da yoksa
Senin haberin yok
Ya da kederin yok
Hiç olmadı olmasın da zaten

Dokuzuncu parçam, Pinhani – Yitirmeden. Bu parçayla Kavak Yelleri’ni izlerken tanıştım. Dağhan hayranı olduğumu daha önceki yazılarımda belitmiştim. Şimdi sadece onun için diziye bakıyorum. İşte geçen haftalarda Efe, Aslı’ya bir sürpriz yaptı ve çok hoş bir şiir okudu. Fonda da bu şarkı vardı. Biraz araştırdım ve buldum. Bıkmadan usanmadan dinliyorum. Klibide çok güzel =) aslında bu parçayı dinlerken içimde hem aşk hem sevgi hem arkadaşlık hem de kaybettiklerimin bende oluşturduğu duygular birleşiyor. Bu yüzden bu şarkıyı hep yalnızlken dinliyorum. Genelde de gözlerim doluyo. Ağlıyorum biraz ve rahatlıyorum. Parçada en sevdiğim yer bir değil bu sefer.
Hepsi =)

Durup düşünmeye zamanın olur mu?
Yitirmeden anlamaz insan
Sevdiklerin yolun sonunda
Sarıl her fırsatında o insana,
Arkasından ağlayan olma
Geri getirmez çok ağlasan da
Durur, durur belki başucunda
Annen baban kendi çapında
Abin bile kırk yedi yaşında
Ömür, ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Güzel günlerimizin bittiğini sanma
Belki bir daha böylesi olmaz
Ama her bi gün güzel aslında
Yakın durmanın zor olduğu ortada
Uzak olmak her zaman en kolay
Ama en zoru yalnız olunca
Uyur… Uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür… Ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Uyur… Uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür… Ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Benim hayatımın biraz özeti gibi bu şarkı zaten…


Çok alakasız ama Müslüm Baba’nın yeni albümünü dinlediniz mi? Çok farklı olmuş =) Şu sıralar radyoda en çok “Sensiz Olmaz” parçasını çalıyorlar. Yavaş yavaş söylemiş. Güzel gitmiş bence ona. Ama Şebnem Ferah’ın “Sigara” parçasını söylemeseymiş olurmuş ;) Bir Şebnem sever olarak bende “Sigara” şarkısının yeri ayrı değil apayrıdır ve başkasından duymak istemem =)


NOT: Bunların çoğunu Radyo Moda sağolsun oradan dinliyorum. Bütün gün çalıyorlar. Ee bende bulmuşum tabi frekansı çevirmiyorum =))

5 Mart 2011

Yasaklar!

Yasaklar Türkiye’sinde yaşarken Blogların kapatılmasına şaşırmamalı aslında.
Niye şaşırıyoruz ki? Her gün bir sitenin yasaklandığı ülkemde düşünce, fikir özgürlüğü o kadar da önemsenmiyor bence. Yazılan yazılardan, söylenen sözlerden korkan bir millet olduk çıktık.

Youtube ve benzeri sitelerin kapatılmasıyla başlayan bu yasaklar gene döndü ve dolaştı blogları yeniden buldu. Nedeni ne olursa olsun, bütün blogların kapatılmamalı.

Özgürlük, başkasının özgürlük alanlarının ihlaline kadardır diye biliyorum ben ve Blog’umu açtığımda karşıma çıkan,

“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.”

yazısıyla resmen şok oldum.

Sanki yasak MP3 indirtiyordum, porno görüntüler yayınlıyordum ya da birini rencide edecek yazılar yazıyordum. Bunların hiç birini yapmıyorum ve yapmayan arkadaşlarımla beraber bu olaya tepkimi bildiriyorum.

Bu yazıyı ne zaman okursunuz bilmiyorum.
Siz bu yazıyı okurken ben gerekli kişilere durumu bildirmiş, tepkimi farklı yollardan koymuş olacağım.

Herkesin Bloglarının en yakın zamanda açılması ümidimle iyi haftasonları.

19 Şubat 2011

Aklıma Takıldı İşte Ne Yapalım


Çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama bu sorunun cevabını 2 gündür arıyorum.

Sorum şu: Balıketli kadın ile kilolu kadın arasındaki fark nedir?

Başta da dediğim gibi çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama ben bu sorunun cevabını merak ediyorum arkadaş =))
  
  
Aslında her şey büyük bir toz bulutuyla başladı deyip konuya girmek isterdim ama oraları hızlıca geçiyorum. Bıla bıla bılaaa… geldik günümüze =))) O müthiş cuma! günümden sonra eve geldim ve TV’yi açtım. İzleyecek bişey ararken karşıma Kanal D’nin yeni yarışma programı “Bana herşey yakışır” ı gözüme kestirdim. Yarışmanın konusu şu şekilde, izlemeyen ve merak edenler için kısa özet veriyim. 5 bayan var ve bu bayanlara bir konsept veriliyor ve tabi bunun yanında 1000TL de para. Bu parayı yetirerek en güzel konsepti hazırlayan haftanın birincisi olup parayı alıyor. Aynı zamanda internet sitesinden de siz de kendi konseptinizi oluşturup, fotoğrafınızı yükleyip internet üzerinden yarışıyorsunuz falan filan. Hayli ilginç bir yarışma. Ben neden bunu ve tabi son gününde izledim, işte oraya geliyorum. Bu bayanlardan 3ü benim tabirimle kiloluydular. Ama onların tabiriyle balıketlilermiş. İşte olan bundan sonra oldu. Balıketli ve kilolu… Fark nedir yani kime balıketli denir? Teyzelerim 44 bedenin üstünde giyindiler ve kendilerine balık etli dediler =S    Bide o kalın bacaklarına bakmadan mini elbiseler denemediler mi? Allah’ım vurun beni yaa…


Yeri gelmişken ulusa sesleniyorum: lütfen kilolu bayanlar, fazlalıklarınızın olduğu yerlere yapışan kıyafetleri giymeyin. Hiç yakışmıyor. Mesela bacaklarınız kalınsa çok mini giymeyin. Diz hizası ya da hafif diz üstü yeterli olur. En kötü, toplayıcı çorap giyip ondan sonra giyinin ki biraz daha düzgün görünsün. Ya da göbeğiniz var ve baseniniz çok kalın ise lütfen düşük bel giymeyin. Hazır yüksek bel modayken gidin yüksek bel pantolon alın. Kemer alın toplayın, dikkati başka bir yere çekin. Ve gelelim en beğenmediğim kıyafet konseptine. Şu tayt ve kazak konsepti. Sevmiyorum ve herkese yakışmadığını düşünüyorum. Yakışana evet harika oluyor ama yakışmayana yorum yok! Giyiyorsunuz o kısa kazakları, hele bir de tayt bedeninize tam oturmamışsa ağı düşük oluyor ya da iç çamaşırı ona göre olmuyor falan filan. Yapmayın etmeyin göz zevkimi bozmayın… Bu kadar ulusa sesleniş yeterli bence =)))


Asıl konuma ve soruma dönersem, ben balıketliyi, arkadaşlarıma sordum ve işte size bir kaç cevap:

-Hafif kilolu kızlar _belki_
-Kilosu orantılı dağılmış bayanlar _sanmıyorum ya_
-Türk kızlarını tanımlayan sözcük öbeği. _bak bu güzel bir tespit_
-38-40 beden bayanlar. _doğru olabilir_
-Balıketli kızlar seksidir ve ele avuca gelebilirler _bu yorumu söyleyen arkadaşın o anki yüzünü hatırladığım için yayınlıyorum_

İşte tespitler bu şeklide ama ben genede tam bir şeye ulaşamadım. Yorum getirmek isteyene kapım açık =))