18 Eylül 2010

Thank You Everybody

**Blogger yeni bir sekme koymuş, yeni değilse bile ben yani fark ettim.
Adı : İstatistikler.
Girdim baktım ve şok oldum.
Hangi ülkeler benim Blog'umu takip ediyo diye bakınca çıkan ülkeler beni şaşırttı.

İşte ülkeler:
Türkiye
Almanya
Hollanda
ABD
Birleşik Krallık
Avusturya
Bulgaristan
Fas
İsviçre
Tayland
Mısır
Azerbaycan
Kanada

Vayy çok evrensel olmuşum. =)))


Thank you everybody =)))

Yetkili Servisler! ...2

Uzun zamandır ne nete girebiliyorum ne de bilgisayarıma.

Ayrıca şu sıralar gene teknik servistekilerle muhatap olma durumundayım. Zaten bilen bilir benim şu teknik servislerden çektiğim kadar hiç bir şeyden çekmediğimi. Bu ne biçim iştir anlamadım ben. Şuan sağolsun abimin bilgisayarından giriyorum ama bu da zor iş. Çünkü kendileri bütün gün bu bilgisayarın başında olunca, insan girecek zaman bulamıyor. En son laptopumun teknik servise gitme sebebini söylüyorum: benim bilgisayarın fanı bozulmuştu ama bunun yerinde çookk zeki servistekiler! bozuk fanı temizlemiş, onunda parasını almış sonra ana kardını değiştirmiş gene olmayınca da İstanbul'daki servise yollamıştık. Ordakiler direk durumu fark etmiş ve fanı değiştirmişlerdi. Bunun sonucunda bende gereksiz bir fan temizliği parası alındığını söylemiştim. Bunun üzerine ya garantisini uzatmayı ya da parayı geri ödemeyi  teklif etmişler, bende garantisini uzatmayı kabul etmiştim.

Peki, bu süre zarfında ne oldu diyebilirsiniz. Bu anlattıklarım sadece bir özetti. İlk verdiğim İzmir/Çankaya'daki servis, bilgisayarın kartını değiştirirken farklı bir kart takmış. Bu kartta bilgisayarımdaki bluetooth programını desteklemeyen bir kart. Ayy resmen yazarken bile adamlara sövürüyorum şuan ama buraya sövürdüklerimi yazamıyorum. O kadar kızgınım yani!! Ayy gerizekalılar nasıl garanti süresinde olan şeye başka bir şey takarsınız! Bide bizi salak yerine koymuyorlar mı, en çok da ona sinir oluyorum.

Neyse işte şimdi bayramdan sonraki pazartesi kargoyla yolladım. UPS ile yollamamı istediler. Onlarda grevdeymiş. Benim kargo onların eline çarşamba günü ulaşmış. Bu da demek oluyor ki gene bana sayılı günler göründü. Laptopum olmayınca kendimi çok yalnız hissediyorum. Benimle bir parça olmuş onu anladım. Eskiden aklıma gelen şeyleri direk açardım laptoumu, nerede olursam olayım yazardım. Ama şimdi öyle değil. Düzenlicem de yazıcam. Bekliyorum yolunu, bekliyorum bilgisayarımı.

Derslerde başlayınca bi tek hafta sonlarım kalıyor. O sürede yazabilirsem yazıcam artık. Bi kaç yazım zaten yazılı ama düzenlenmeyi bekliyo. Onlarda geç yayınlanacak ama ben napıyım. Yaslardayım =((

^ Kampüs ^ ...3

İşte uzun bir yaz tatili ve tabi bayram tatilinden sonra İzmir'de, evimdeyim.

Harcımı yatırdım, kaydımı yaptırdım ve pazartesi ilk ders günüme hazırım. Herşeyin yolunda gitmesini çok istiyorum. Bundan çok ümitliyim. Sorunsuz bir şekilde yılı bitirmek en büyük isteğim herhalde. Arkadaşlarımla konuştum da içlerinden en yakın arkadaşım hazırlıkta kalmış. Çok üzüldüm ona, ki ne kadar çalışkan olduğunu da bilirim ama kalmış işte. Bu sene hazırlığı tekrar edicek.

Bizim bölüm içinde "İlk 2 sene zor diyorlar." işte benimde endişem bu yönde. Kalmadan sorunsuz geçebilir miyim endişesindeyim. Mesela matematikten örnek vermek gerekirse, lisede türevim iyiydi ama integralden çakıyordum. Bakalım üni de ne yapıcam. İlk derste bu konulardan başlıcaklarmış. Kendim için söylemem gerekirse, bir sene matematiğe ara verip sonra direk bu konularla başlamak biraz gözüm korktu benim.

Size kayıt olayımı anlatayım bari. Ne garip durumlar yaşadım ki yok böyle bişey. Cumartesi günü İzmir'e geldim ve ilk işim net üzerinden harcı yatırmak oldu. Saat itibariyle en uygunu buydu. Bi de kolay biliyo musunuz ;) Pazar günüde gece yarısından sonra nete girdim, derslerimi seçtim ve DINK! bir uyarı yazısı belirdi ekranda: "Danışmanınızla görüşmelisiniz!" Peki danışmanım kimdi ki benim? Hazırlıkta söylemişlerdi ama işim olmadığı için gidip bulmamıştım. Sitede adı vardı ama resmi yoktu. Peki dedim pazartesi günü annemlerle beraber gider bulurum danışmanımı. Gittim sabahın 9'unda ki kayıtların açıldığı gün. "İşimi bitireyim sonra eve gelirim ve yapacak işlerime devam ederim." mantığındaydım. Gittim bölüme ve aradım bütün binayı hatta kayboldum. Tekstil Müh. binası dekanlıkla iç içe ve labirent gibi. Direk kapılar kapılara açılıyor sanki. Kasvetli ve egzantrik geldi bana. Şahsen severim böyle binaları ben (Çelişkili duygular oluştu binama karşı). Bizim binayı zamanında Almanlar yapmış ve bahçe dizaynı da onlara ait. Kampüste bahçemiz için özel bir bahçıvana sahibiz. Özeliz bu anlamda yani =)) Her geldiklerinde bakıyorlarmış "Nasıl bıraktığımız gibi mi?" diye. Havuzlu mavuzlu çok güzel yaa =)) Ben binamı sevmeye başladım sanırsam. Neyse konu saptı biraz.

Konuya tekrar dönersem, ilk gün gittim kimseyi bulamadım, onun yerine atölyelerdeki kişilerle tanıştım, gezdim, araştırdım. 2.gün gene annemlerle gittim. Bıraktılar beni, gittiler işe. Ben direk karşı sokak bizim binaya. Bu sefer danışmanım kapısına bir not bırakmış ve yerini belirtmişti. "Ohh çok şükür" dedim, gittim danışmanımın olduğu yere. Tabi bu arada her gördüğüm kişi bende potansiyel danışmanım gibi görünmeye falan başlamıştı derken birisi oymuş. Ben tabi bilmeden geçtim yanından gittim. Sağolsun ordaki bir hoca bana yardım etti de tanıştırdı bizi. Danışmanım iyi, güler yüzlü  ve ilgili bir bayan çıktı. Dersleri seçtik ve onayladık. Bir sürü dersin arasında "Yabancı dil" dersini çıkarttı bana çünkü hazırlık okumuş ve sorunsuz geçmiştim. He he he =)) Tam 4 kredilik ders bu şekilde çıkmış oldu. Ayy nasıl sevindim o an anlatamam. Böyle bir sevinç yok yani. Danışmanım da anladı ve güldü zaten =)) Ama genede ders programı çok dolu. Bi öğle aralarından sonra 2 saat boşum var o da 3 gün, 1 günde öğleden sonra böyle boş. Artık o sürede ne yaparım bilemiyorum. Bu yoğunlukta gider kütüphanede uyurum diyorum nasıl olur acaba #) Kışın çok güzel oluyo kütüphane, sıcacık =)

Bu koşuşturmaca da bir arkadaşımla aynı grupta olduğumuzu öğrendim. Diğer arkadaşımla da ayrı olduğumuzu. Üzüldüm tabi. Keşke onunla da aynı olsaydık. Çok isterdim ama olmadı. Gruplar okul numaralarının çift mi yoksa tek mi olduğu ile ilgiliymiş. Kaç gündür şu ayrı grupta olduğum arkadaşımla ilk güne hazırlık yapıyoruz da onda en ufak bir heyecan belirtisi göremedim. Biraz heyecan iyiydi yaa =))

İşte böyle bir kayıt olayından sonra 20.09.2010 günü başlıyorum.
Heyecanlı mıyım: Evet!

Bir bilinmezliğin içinde geçicek bir sene. Kalır mıyım, geçer miyim, hocalar nasıl peki ya da dersler???
Resmen kendi kendimi paniğe sokuyorum.
Aklımdaki karmaşalar içinde yeni dönemi bekliyorum.
Başlasın bakalım, herşeyin devamını burdan yazıcam.
Tekstil Müh. seçecek özellikle de Ege Üniversitesi'ni seçecek olanlara fikir olur ;)

Herkese yeni döneminde başarılar.

8 Eylül 2010

Neler Neler..! ...2

Bugün öğlen gibi yola çıkıyorum ve Bandırma'ya bayrama gidiyorum.2 gün kalıp dönücez.Malum pazar günü referandum var.Bu bizim kuzenim olmadan geçireceğimiz ilk ramazan bayramı olucak.Bu nedenlede ayrı bir önemi var.
Eskiden, çok çok eskiden Bandırma'ya gitmeden önce anneannemi arardım ve ondan tatlı isterdim.Anneannemde 2 tepsi baklava yapardı.biri benim için, diğeri misafirler için olurdu =)) tabiki hepsini yiyemezdim ama her bayram bu muhabbet döner dolaşır ve sonunda yapılır, oraya gittiğimizde ise bayram sabahı dedem, babam, abim namazdan dönmeden önce şerbeti dökülmek üzere mutfağa getirilirdi.onun o dökülmemiş hali bile güzeldi.


Dönmemin başka bir sebebide "13 Eylül ve 17 Eylül" tarihleri arasında ders kaydımın başlıyo olması. Hadi bakalım hayırlısı olsun diyorum kendim için =))
Hazırlığı okumuş, geçmiş ve rahata alışmış bir insan olarak bu sene çok sıkı geçicek gibi geliyo bana.
Harçlar açıklanmış, onu yatırmam lazım ve bu sırada ders programınada baktım. işte o an şok olduğum an oldu.O nasıl bir programdır ya. Kimseninki bu kadar karmaşık değil ve doluda değil tabi.
Saatleri söylüyorum: sabah 08.30 - akşam 17.00'a kadar.
Bildiğim tam mesai yani =S  Annemlerle gidip onların iş çıkışıyla gelirim artık =)) tek iyi yanı bu sanırsam.Ne alaka diyeceksiniz, benim annem ve babam Ege Üniv. Kimya Müh. çalışıyorlar ve binalarımızın arasındaki mesafe 2 araba genişliğindeki bi yol.Başka bir ayrıntı, onların yemekhanesi benim binanın bitişiğinde.Yani böyle bir durumda onlarda gitmem çok doğal =))
Bide bu sıkışıklığın içinde keman dersimi ayarladım. saatini tahmin edin...cuma akşam 19.00.. =)) Yuhh diyorum kendime =)) neyseki haftasonlarım boş. uyurum artık. resmen programı gördükten sonra isyanlardayım. bütün hafta bu kadar nasıl dolu olabilir??? aynı üniversitede olan ama bölümlerimiz farklı olan arkadaşlarımın bu kadar dolu değil programları.bizimki maşallah öğrenci saati değil memur saati mübarek.
Kızdım kızdım hemde çook kızdım.
Allah sonumuzu hayır etsin.