13 Aralık 2009

"Domuz Gribi" Sende Hastalık Mısın Be!

Soğuk ya da sıcak benim için hiç fark etmiyor valla. Bu soğuk! havalarda derslere kısa kollu hatta abartıp askılıyla giden ben, biliyorum ki kampüs içinde "Manyak" gözüyle bakılıyorum ve bunun sonucunda annem korktu ve bana domuz gribi aşısı yaptırdı. Neymiş efendim ailede bir tek ben olmamışım, bide böyle ince giyiniyormuşum, kesin hasta olcakmışım ve hasta olunca da bana bakmıcakmış falan filan yani. Neyse işte tuttu zorla götürdü beni ve aşılattı.

Peki, ben bu aşıyı ne zaman oldum? İşte söylüyorum; 1 Aralıkta!

Şimdi diceksiniz "Ee kardeşim o zaman oldun da şimdi neden söylüyorsun?" Şu yüzden, 10 günlük bir gözlem süresi varmış bu aşının yani 10 gün risk altında oluyorsunuz. Ben bu 10 günü doldurdum ve yaşıyorum =)) Hiç bi etkisini görmedim. Genelde insanların vücutlarında özellikle de lenf bezlerinde şişme olurmuş ki annem ve abim de de göründü ama bende yok cık yani =))

Allahım maşallah deyin.
Hala yaşıyorum ve sapasağlamım.
Ne sınav haftası beni yıldırdı ne de aşı.
Domuzmuş mozuzmuş hepsi için tek slogan şu "ÇOKTA TIN!"

Aşımı oldum ya artık buradan herkese sesleniyorum: "Gidin olun". Ayrıca aşı olunca hastalığa yakalanmama gibi bir durum yok ya da "Ben aşı oldum artık, hiç hasta olmam." düşüncesi de yanlış. Hasta oluyorsunuz ama hafif geçiriyorsunuz. 8.sınıftan beri her yıl grip aşısı olurum ben mesela ve bu kadar sene sonra vücudum alıştı ve kışları hiç hasta olmuyorum. Bir günlük boğaz ağrısı olursa oluyor o kadar. Hafif geçiriyorsunuz, anlamıyorsunuz bile. Öyle yataklara düşmek, burun çekmek yok (En sevdiğim yeri de bu zaten). Nefret ediyorum burun çekmekten ve silmekten zaten.

İşte böyle arkadaşlar. Nedense kendimi böyle bir bilgi yazısı yazmak zorunda hissettim.
Şimdi düşündüm de; evet, iyi ettim =))

Herkese sağlıklı günler ;)

16 Kasım 2009

SIKILDIIMMMM....!!!



şu ingilizce hazırlıktaki Reading dersinden,
dersi veren hocadan,
Müjde Ar'ın saçma sapan açıklamalarından,
Hadise'yi her yerde görmekten-özelliklede poposunu-,
kampüsteki tiki gençlikten,
yolda yürürken sanki seni tanıcak gibi bakan bi grup insandan,
şapkalarıma laf edenlerden,
saçma sapan şarkı dünyasından ve gereksiz kliplerden,
Zerrin Özer'in yıllardır süre gelen "bana biri tecavüz etti ama ismini söylemem" demesinden ve bunu bi kaç yılda bir yeniden gündeme getirmesinden,
diyetle kilo vermesini ballandıra ballandıra anlatmasından-ki kilo vermek önemli ama onu koruyabilmek asıl önemli olan şey bence-
Aşk-ı Memnu dizisinin iyice uzamasından-ki bu dönem bitiyomuş-
Yaprak Dökümü'nün ise her bölümde daha da dramatik hale gelmesinden.-buda haziranda biticekti ama yeniyıl dendi.şimdi yeniden haziran ayı deniyo bakıcaz-
durmadan diziler yayınlanıyo ve yayından kaldırıyo. bu durumdan,
"dizi Atv'de izlenir" sloganından -kesinlikle yalan!!!NEFES ve AİLE SAADETİ, ELVEDA RUMELİ dizilerini kaldırdı [SON DAKİKA: Canım Ailem'de kalkıcakmış]-
msn.com.tr deki durmadan çıkan seks haberlerinden,
mail kutuma dolan reklamlardan,
terlik giyme işkencesinden,
herşeyi bildiğini sanıp aslında hiç bişey bilmeyen insan grubundan,
1 yaş büyük olduğunu bilen kişilerin size ablaymış gibi davranmasından,
"seni dışlıyoruz -dıışş" gibi saçma sapan bi espiriyi hergün duymaktan,
farklı olmak adına aval aval dolananlardan,


ÇooooooooooOOOoooKKKkkkkk  Sıkıldım...

10 Kasım 2009

10 Kasım

Sabah 8:20
Sabah sabah derse ön hazırlık.
Evet bugün 10 Kasım.
Bugün yataktan farklı bir duyguyla uyandım. İçimdeki burukluk her sabah yaptığım rutin işlere de yansıdı. Belki durumumu değiştirir diye radyoyu açtım ama oda neşemi ve durumumu değiştirmedi. Best Fm'de ki Cem Arslan'ı dinledim. O'da okumaz mı "Elif'in Kağnısı"nı... En sevdiğim, bir o kadar da hüzünlendiğim bir şiirdir (çok da güzel okudu zaten). En sıkıcı ve en iç karartıcı şekilde çıktım evden. Suratım asıktı biraz.

Saat 8:30
Hoca derse girdi.
Yarım saat sonra herkes dışarı çıkar ve saygı duruşu ile beraber İstiklal Marşı okunur.

Saat 8:50
Evet dışarıdayız. Bütün kampüs toplandık ve konumumuzu alıyoruz.

Saat 9:05
Sirenler çalınıyor ve o an geliyor.
Herkes dim dik saygı duruşuna geçiyor ve ardından İstiklal Marşı okunuyor.
Sadece kampüs içinden gelmiyor bu sesler. Bütün İzmir'de yankılanıyo.

Saat 13:00
Gündoğdu Meydanı'nda başlayacak ve Kordon'da yürüyerek bitirilecek olan "Ata'ya Saygı Yürüyüşü" ne yetişmeye çalışıyoruz.
Her yerde Al Bayraklar var, İzmir'im işte ya. Hiç şüphem yoktu. Beklediğim görüntüyü gördüm burada. Her yaştan kişi gelmiş. Özellikle de gençler. Okul üniformalarıyla gelmişler. Ellerinde kitapları, okuldan çıkıp buraya koşmuşlar sanki.

Evet bugün 10 Kasım.

İçimizde ki hüzün ve Atamıza duyduğumuz sevgi hiç yok olmayacak.

ATAM İZİNDEYİZ ve SENİ SAYGIYLA ANIYORUZ !!!

9 Kasım 2009

Elimdeki Tatlı Yaralar


Belki eski, belki yeni ama seviyorum kemanı ya.

Özellikle de kendi kemanımı. Benden bir parçaymış gibi bakıyorum ona. Belkide ondan bu kadar güzel çıkıyor sesi kim bilir.

Notaların ritmi ruhumu oluşturuyor,sesleri ise bedenimi...

Bugün 1,5 saat daha çalıştım. Sağ işaret parmağım morardı resmen. 2 baş parmağım ise kızardı hatta. Boynum ve kolum ise alıştı sanırım çünkü artık acımıyorlar. Galiba bunların hepsi kemanımla bir bütün oluşturmamdan kaynaklanıyor.
Hevesliyim ve seviyorum uleennn =))

Daha başlardayım ama hızlı ilerliyorum ve çook çalışıyorum diyebilirim. Bu sene İngilizce hazırlığın yanında bunu da götürcem. Sonuna kadar, kesin kararlıyım.

Keman çalmak isteyen arkadaşlar için ise;
- Parmaklarınız ve boynunuz uzun olmalı,
- Hevesli olmalısınız (hemde çok, belkide tutkuyla),
- Kemanınızı sevmelisiniz,
- Sabretmelisiniz (hemen şarkı çalamazsınız),
- İyi bir keman almalısınız (ne kadar iyi, o kadar güzel ses demek çünkü.).

* Parmaklarınızdaki yaraları önemsemeyin çünkü bunların hepsi elinizdeki tatlı yaralar olacak. Zamanla onlarda yerlerini bulacak. Kemanın rahatlatıcı sesiyle elinizdeki, boynunuzdaki yaralar size zevk vermeye başlayacak, çalmadığınız süre zarfında bunu isteyecek ve özleyeceksiniz ;)

Tabi bunların hepsi siz istediğinizde ve aşkla sevdiğiniz de olacak.
Çalışmak çalışmak çalışmak!!!
Çalışmaya geri dönüş =)))