15 Ocak 2017

Değişim Belki de Dönüşüm


Bir şeylerin değiştiğini hissediyorum, kendim için ya da çevrem de.
Yorgunum hem de çok yorgun.
Günlerdir mesai yapıyorum. Yüklemeye çalıştığımız mal için hasta oldum.

Seviyorum hem de çok seviyorum.
Sarılmak istiyorum.
Biraz şefkat biraz da güven. Yeniden aşkı hissetmek istiyorum.
Çırılçıplak kalıp sevişmek, onun kollarında ısınmak ve uyuyakalmak istiyorum.

Güzel bir hafta sonu kaçamağı istiyorum.
Diyetime yeniden başlamak istiyorum mesela.
1 gün boyunca hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Tanımadığım biriyle bir kahve içmek, hayatını dinlemek ve konuşmadan susmak istiyorum. Dedim ya yorgunum diye.

Suçlanarak ayrılıp giden adamlardan uzaklaşmak istiyorum. Kafası karışık insanlarda yordu beni. Bitirmek varken neden kaçtığımızı bile bilmiyorum.
Kafamda deli sorularla yaşıyorum günlerdir.
Eğlenemiyorum mesela birkaç gündür. Gülemiyorum.

Terör olaylarından sıkıldım. Kayıplardan psikolojim allak bullak oldu.
Başkanlık sistemi beni manyak etti.

Üşüyorum en çokta.

Arabayla hız yapmaya başladım. Bu aralar en çok sevdiğim şey bu galiba. Müziği son ses açıp gaza basıyorum.

Bazen aklıma ölüm geliyor.
Ölsem diyorum kim gelir cenazeme?
Bütün o peşimden koşan erkekler gelir mi mesela?! Atıp tutan sonrada ortadan kaybolan insanlar gelir mi? Bana kazığı atıp sonrada bir şey olmamış gibi konuşanlar ya da? Hasta olsam kim gelir başıma? Dün hasta oldum mesela. Kim vardı yanımda?

Yalnız ölmek istemiyorum ama artık kimseye de güvenemiyorum. Bana güvenmesini istediğim insan bile bana deli deli sorular sorarken onun dediği gibi kafama takmıyor akışına bırakıyorum.

Günümüzdeki en büyük sorun bu galiba. Hayat koşuşturmasında yalnız kalmak ve herkesin hayatına anlık girip çıkmak, çıkabilmek.
Ben mi?
Ben anlık giremiyorum. Girdim mi çıkamıyorum. Bağımlı olduğum şeylere var. Biri işim, biri güzellik, aşk vs vs.

Bundan sonra yeniden yazmaya karar verdim.
Kimse için sevdiğim şeylerden vazgeçmeyeceğim. Buna yazı yazmakta dâhil.


xoxo

Gidiyordum. Bu Kez Son!


Ayrıldığının ilk gecesinde deli gibi ağlıyorsun.
Sanki dün yoktu. Sanki dün sevdiğimizi söylemiyorduk gibi oluyorsun.
İnanmak istemiyorsun.
Yavaş yavaş anlam veremediğin günler başlıyor.

Her gün soruyorsun, gülmek istemiyorsun. Pişmanlıkların üzerine çöküyor. Yokluğunu hissediyorsun. Bir şey olduğunda özelliklede güzel bir şey olduğunda “Bunu oda görseydi.” diyorsun sonra boşver deyip içine atıyorsun. Ağır cümleler kuruyor sana. Hiç olmamış gibi silip atabiliyor karşı taraf. En çokta bu koyuyor insana. Bir anda bitmesi!

Sormuyorsun zamanla. Kendine yeni bir uğraş buluyorsun yoksa her çalan şarkıda aklına o geliyor. Gözlerin doluyor. Ağlıyor. Solgun yüzünle görünmek istemiyorsun. Buna izin vermek istemesen de elinden gelen bir şey yok.

“Mutluyken fonda çalan şarkının müziğine, üzgünken ise sözlerine odaklanır insan.”
Sen hep sözlerde kayboluyorsun.

Gitmek istedim bunları yaşarken. Başka bir ülkeye. İş buldum orda. Bir evetime bakıyordu hâlbuki. “Evet!” deyip gidecektim güney yarım küreye. Bu şehri, en çok sevdiğim evimi, hayatımı bırakıp gidecektim. Nasıl o beni hiç yerine koyduysa bende kendimi orada hiç yerine koyacaktım. Ana dilini bilmediğim bir ülkede yeni bir dil öğrenip mesleğimi yapacaktım. Kafam rahat olmayacaktı belki ama olsun sıfırdan başlamak için hiçbir zaman geç değil.

Bir şey beni burada tuttu o anda. Tam gidiyorken döndüm havaalanından. Elimde kocaman bavulum ve biletimle. Şimdi buradayım bu şehirde. İzmir’de.

Her an her şey değişebilir. Bu benim hayatım. Her zaman sıradanlıktan uzak. Nerde uçlar var hepsi benim hayatımda. Ne normali beni bulur ne de ben normali severim. Bu hep böyle oldu ve bundan sonrada böyle olacak biliyorum.

Kime neyi inandırmaya çalışsam inanmıyor.
Güvendiğim insanlar aslında bana güvenmiyor.
Zorlamıyorum ama çok üzülüyorum.

Kararım bu sefer çok net! Bu sefer son. Bir daha ağlarsam gideceğim bu ülkeden. Karşı kıyıyı görmeyeceğim ama onun yerine okyanusa bakacağım. Dilim, dinim o ülkede olmayacak ama kumsalım olacak, bomboş bir evim ve sıfırdan başlayacak hayatım.

Netim. Netsin. Netiz!

xoxo