9 Nisan 2016

Yalnız Cumartesi Keyfi



İş kadınıyım.
Öyle derler ya zamanla;
“Ben güçlü bir iş kadınıyım!”.
“Oldum dostum ben!”
Ahahaha!!

Hepsi koca bir yalan. “Oldum.” dediğin an kaybediyorsun. Her zaman bilgiye, heyecana, yeniliğe ve iletişime aç hatta açık olduğun zaman kazanan sen oluyorsun. İşin ilginç yanı ben böyleyken, bu bakış açısıyla yaşarken çevrem değişiyor, değiştikçe de “Ben oldum!” diyen insanlar çoğalıyor. Onların çoğalmasını dert etmiyordum da nasıl baş edeceğimi artık bilemiyorum. Öyle yapıyorum olmuyor, böyle yapıyorum olmuyor, konuşuyorum olmuyor, susuyorum anlamasını istiyorum ama o başka bir evrende yaşadığı için karşılaşmıyoruz bile. İletişim dediğimiz şey tek taraflı olmaz. Biz böyle gördük. Böyle yaşadık, böyle kurduk bağları.

Ne zaman bu kadar yalnız olduk?
Bu kadar çevremize kapalı?
Duyarsız!

Bir şeyleri kaçırıyorum ve bu bende zamanla sıkıntı oluşturmaya başladı. Üzüntüden hasta oldum inanır mısınız? Üzüldükçe bağışıklığım düştü. Burnumu çeke çeke işe gidiyor, kulaklarım tıkalı duymaya çalışıyor ama deli gibi de çalışmaya devam ediyorum. Aslında ben işimi seviyorum. Ondan bütün bu katlanmalarım. Saygısız davranışlara, seviyesiz muhabbetlere, gördüğüm insanlara.

İş hayatı zor. Aslına bakarsan sabah yedide evden çıkıyor, akşam mesai yapmazsan eve yedide geliyorsun. Yemek ye, otur, ailenle ya da arkadaşlarınla ve benimki gibi bütün gün aşkla bekleyen bir PİKOn varsa onunla zaman geçir derken koltukta sızıyorsun. Yani demek istediğim iş hayatına atılınca ailen iş yerindekiler oluyor. Sen onların hayatının bir parçasısın onlarda senin. Böyle baktığın zaman bir de buna profesyonellik eklediğin zaman çözülmeyecek sorun yok.

Yeni iş yerimde başladığımdan beri altı ay oldu. Zaman geçiyor. Kadın olduğum için, genç olduğum için, mühendis olduğum için altımda çalışanlar beni benimsememek için direniyor. Benimle konuşmuyor, şikâyet ediyor(muş).

İletişim dediğin okumakla alakalı mı?
Evet alakalı.

Bizler kimlerle konuştuk, neler yaptık. Sonra sen gel külhanbeyi ustaya çat kal! Biri falçata çeker, diğeri kapıyı çarpar, sesini yükseltir. İnsanların öfkeleriyle sorunu varsa bunu bana kusmadan yapmaları gerekiyor. Ben neler yaşıyorum, yaşadım, kavgalarım, kayıplarım ve kızgınlıklarım olmuyor mu oluyor ama hiçbir zaman elemanlarıma yansıtmadım.

Benim cool ve sakin oluşum ona “Hava atıyor.” “ Neyin cakasında?!” demesine sebep oluyorsa kimse kusura bakmasın ama profesyonellik bu değil!!

Geçen gün yemin ettim. Belki de iki tane büyük laf ettim:
“İntikam soğuk yenen yemektir.”
“Allah onlara öyle bir dert versin ki beni unutsun.”

Zor dostum çok zor! Cahille uğraşmak çook zor!!
Lütfen, beynimizi örümcek ağlarıyla ördürmeyelim.
Lütfen…


xoxo

8 Nisan 2016

Aldatıldım! Yeniden!!


Her şey basit geliyor. Ama ayrıldık demekle hemen unutulmuyor. Hayatının merkezine koyduğun adamı öyle pat diye çıkaramıyorsun işte hayatından. Sonra aldatıldığını öğreniyorsun ve yıkıldığın an yeniden ve yeniden yaşanıyor. Anılarını hatırlıyorsun.


Her gün çalıştığın iş yerinden ayrılıyorsun çünkü olmuyor yürümüyor. Onu görmek ve yeniden yaşamak… Gizli kalması gerekenler, eskiden sana heyecan verirken zamanla acı verir bir hal alıyor. Dedikodular, konuşmalar, gülüşmeler… Hepsi batmaya başlıyor.

Yaşamadan bilinmiyor.
“Evet, haklısın. Anlıyorum.” klişe cümleleri.

“Unuttum” diyorum. Unuttum öpüşünü ve bana yaşattıklarını ama yaşadıklarına saygı duymak o başka bir şey işte. Adam beni bütün sosyal ağlardan silmiş.

Aslında ne kadar manyak varsa hepsi beni buluyor. İtinayla! itinayla ya?! Nerden geliyorlar ya da nerden beni buluyorlar hiç anlamıyorum. Çözdüğüm zaman zaten işte o zaman… O zaman dönüm noktası olacak. Belki de Z.S.’nin bir dönemi kapanıp bir başka dönemi başlayacaktır. Kim bilir?!
Kaç kezdir değişiyorum. Etrafımdakiler bile söylüyor, “Sen değiştin kızım.” diyorlar. Bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi bilmiyorum. Artık düşünmüyorum. Neydim ne oldum, değişimi hissediyorum.

Her ilişki insanı değiştirir mi?
Değiştirir.
Bendeki gibi.

Yalancı olursun, aşık olursun, seversin, kaçarsın, gizlenirsin, onun yanında olduğunda kör olursun, cahil cesaretiyle her şeyi yaparsın, soyunursun, utanmazsın, safsın, belki de sadece ona karşı çıplaksın ama sen sadece koca bir salaksın!

Bir şeyler veriyorsun, paylaşıyorsun, inanıyorsun ama bittikten sonra ki bitiren sensen geri dönüp baktığında güzel anıların kalmasını bekliyorken adamın iş yaptığın hatta aynı sofraya oturduğun arkadaşınla sevgili olduğunu öğreniyor, kendinden beş yaş büyük o kadını sevdiğini fark ediyor ve o an kalbine bir sancı giriyor, uykun kaçıyor, kime anlatacağını bilemeden sabahı ediyorsun.

İşe gidince tek yaptığın bahçede tur atıp derin derin nefes almak oluyor. Hâlbuki başka bir yerdesin. Yeni insanlarla berabersin. Unutman gerek. Bırakman gerek. Yanlış nerde?

Neyse ki seni seven, yanında olan arkadaşların var ki kolundan tutup uzaklaştırıp seni rahatlatıyor.

Bunların hepsini yaşamak yoruyor. Artık yoruldum. Sıradan bir hayat istemiyorum evet ama uçlarda olmakta karar alırken çok acı verici oluyor. Ayrılırken ağlamadım. Ama bu gerçeği öğrendiğimde beş ay sonra bambaşkaydım. Gerçekler acı evet! Büyüyorum. Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Sevenlerimle oluyorum. Hüngür hüngür ağlamak çözüm değil artık biliyorum. Olaylara kızıyorum ama en çokta kendime kıyamıyorum. Belki de kaybettiğim nokta buradadır.

Düşünme Z.S.
Anı yaşa!
Sen değil miydin bunu savunan. “Carpe diem” diyen.
Şimdi noldu kızım? Kendi kendine soru soran, aşkı arayan o kıza noldu acaba?
Bende bilmiyorum.
Üzgünüm.
Kırgınım.
Sorgulamaktayım.
Kabuğumdayım.


xoxo

10 Ocak 2016

Özledin Mi Diye Sorsana Bir Bana?!



Hey millet nasılsınız bakalım?!

Beni özlediniz mi?
Ben sizi çok özledim. 

Evet, sevgilimden ayrıldım.
Evet, işimden ayrıldım.
Evet, göz ameliyatı oldum.
Evet, 2 ay kafamı dinledim.
Evet, Karadeniz turu yaptım.
Evet, bu arada 2 kişiyle flört ettim ve daldan dala savruldum. Sonunda gene kabuğuma döndüm.
Evet, insanların ayrıldıktan sonraki davranışlarının ne kadar önemli olduğunu anladım.
Evet, reformera başladım.
Evet, yeni bir yerde kumaş depo ve kesimhane şefi olarak çalışıyorum.

Çok şey öğrendim ve bunların hepsini size sırasıyla yazacağım.

Sizi ve kendi cümlelerimi çok özledim.

Beni bekleyin.

xoxo