13 Ağustos 2015

Dağlar Mı Yollar Mı?!


 “Zaman”
Zaman ne kadar çabuk geçiyor dostum!

Sevgilimden ayrılalı 25 gün olmuş bile. Evet, ayrıldım ben. Yeniden bitti. Bitiyor ama hayat devam ediyor. Bir sürü “ama”lı cümleler kurup asıl söylemek istediğimizi ilk cümlede söylüyor sonrada inkar ediyoruz. İş yeri stresi, arkadaş dırdırı kaprisi, patron istekleri, sporuydu, eviydi derken iyice bin parçaya bölündüm. Yazılarımı bile adam akıllı aklımı toplayıp yazamıyorum. Yazdıklarımı yayınlayamıyorum.

Dün Karşıyaka’daydım. İzmir’i bu seferde oradan izliyim dedim. Her gece ışıklarıyla biraz daha güzel olan şehrimin her yerinde bir anım olduğunu fark ettim. Zamanla İzmir’de köy gibi geliyor. Herkesi tanıdığın şehir görünümlü köy. Her kafesi, balıkçısı, kayalıklarıyla karış karış gezdiğim bu yerde çevrem genişledikçe kiminle takıldığım, kiminle konuştuğum, ne yaptığım iyice izlenir oldu. Rahatsız mıyım?! Eskiden olsa hayır derdim, izlenmek hoşuma giderdi çünkü.

Ama şimdi?
Şimdi istemiyorum. Bütün bu kalabalıklardan, farkında olmaktan kaçmak istiyorum. Sanırsam hayatım boyunca da hep bunu isteyeceğim.

KAÇMAK!

Bunun peşinde hep arayış halinde gezineceğim. Bulur muyum? Belki.
Bulamazsam da bu uğurda savaş vermiş olacağım.

Günler geçiyor işte. Keşke diyorum gene bir sırt çantasıyla yollara düşebilsem. Zaman, yürüyerek geçse gitse bitse. Korkuyorum hem yıllarımın bu kısır döngünün etrafında geçmesinden hem de korktukça hırslanıyorum. Yanında ben, gerçek Z.S. olabildiğim kişiden ayrılınca bu kısır döngüye yeniden dönmüş oldum. Belki de bundan bütün korkularım ve yeniden ortaya çıkan bu durumdan rahatsızlığım.

Saat 08:14.
Mesai başlar.

xoxo