20 Temmuz 2015

Başarısız Deneyimler


Ne kadar oldu ya da ne kadar zamandır bu moddayım bilmiyorum.
İnsanlar ilk seferinde ya da en fazla üçüncü seferinde bulur aradığını ama ben?!
Bu kaçıncı oldu artık saymıyorum.
İğrenç bir insanım zaten bunu da kabul ediyorum.

Karadeniz turum bitti (Size ayrıntılı gezi notlarımı yazacağım. Öncelikle fotoğraflarımı düzenlemem gerek tabi. Ya da ilk ilk önce bunun için zaman bulmam gerek.). İşe geldim. Üç gün çalışıp yeniden bayram tatiline girdim. Tatili, sıcak kumları, denizi, kitaplarımı, gece hayatımı, arkadaşlarımı ve PİKO’mu oralarda bırakıp işe gelmek bu sabah çok koydu bana. İşin tuhaf yanı yapacak çok işimin olması. Doktorlara gideceğim, alınacak malzemeler, PİKO ve NAZ’ın alınacakları, evin toplanması, yıkanacaklar ve tabi fasonlara gitme durumu. İşim var da var yani anlayacağınız.

Bütün bunların yanında bir insanı bir haftada tanıyamayacağınızı da anlıyorsunuz. Ben anladım. Hayat birisiyle eğlenmekse ben onu iyi yapıyorum ama ona kapılıp yol almaksa bütün maddelerini inceliyorum. Eskiden incelemezdim ama baktım top ayaktan ayağa yuvarlanır oldu, direksiyonu elime aldım genç!

Yavaş yavaş “Z.S. abla” olmaya başladım. Yalnız. İç dünyasında fırtınalar kopan. Yazılar yazan ama aklını toplayamayan. Monoton hayatında bir yer bulmaya çalışan Z.S.

Öldüğümde taşıma “Hayatı kafasının dikine göre yaşardı.” yazsınlar istiyorum.
Çünkü tamda bu şekilde yaşıyorum.

Evlenmek? Bana ne kadar uzak bir terim. Ama hiç düşünmeden yurtdışına gidip de yerleşebilirim.

Yalnızlık var orada diyorlar. Sanki burada yok!
Yeni bir hayat kurmak daha zor diyorlar. Sanki burada kolay.
Kendini ispat etmek zorunda kalacaksın diyorlar. Burada daha fazlasını yapmak zorunda kalıyorsun.

Gitmek mi kolay kalmak mı inanın bilmiyorum. Şu beş ayda hayatıma soktuğum, çıkardığım, flört ettiğim erkeklerin biride normal değildi. Ya dinleri, ya mezhepleri, ya düşünceleri, ya çocukları, ya sevgilileri vardı. İnanın özenle seçmiyorum ama bendeki dengesizlik etrafıma da yayılıyor bence. O ışık neyse kıramıyorum onu.

Şöyle kocaman kahkaha atmaya ihtiyacım var. Şuh ya da mutlu kahkaha hiç fark etmez. Eğlenmek istiyorum. Bütün bu adamları unutmak, aşkın bir gün son noktaya geldiğini bilip bilmemezlikten gelmek, ilk günkü tutkuyu istiyorum. Keşke her şey o ilk günkü tutkuyla kalabilse. Bir şey biterken bittiğini hissediyorsun ya işte en çok o koyuyor insana. Elinden bir şey gelmiyor. Sevgin azalmıyor ama saygı, sevginin yerini alıyor. Uzaklaşıyorsun o kişiden, o hayattan. Ama bir yandan da şehrin her sokağı sana onu hatırlatıyor. Bu kadar uzun, bu kadar dolu yaşamak belki de sonu daha da hızlandırıyordur kim bilir?!


xoxo