15 Mayıs 2015

Dayanamıyorum!


Ne yapsam bilmiyorum.
İnsanlar bir şeylerden ya da birilerinden güç alır, bir şeyler başarır.
Hedefler koyar.
“Düşsem de kalkmam için bana el verip, kolumdan tutacak insanlar var etrafımda.” der.

 Ama benim öyle bir durumum yok! Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşıyorum. O gücü hissedemiyorum. Hiçbir zamanda hissetmedim. Ya kendim vardım ya da benim hedefim.

“Aile” diyoruz, onları düşünmek istiyoruz. Ama bir şeyler zorla olmuyor işte. İyiymiş gibi davranmak bir zamanda sonra patlıyor. İşin stresini yüklenmişken artık kimsenin nazını, tavrını, tribini çekemiyorum. Bu ailemde olsa aynı şey geçerli. Onlar beni “ben” olarak görmek istemiyorlar. Hep bir yalan, hep bir duvar var aramızda. Benim onlara karşı tavrım, onların bana karşı düşünceleri derken artık eve geldiğimde başkası olmaktan yoruldum. En yakınım dediğin kişilerle konuşup mutluluğunu paylaşabildiğini düşünüyorsun. Ama onlarda sana sırt dönüyor.

Seni, sen olduğun gibi, konuşmanla, davranışınla, sözlerinle kabullenen biri olduğunu düşündüğün arkadaşın bile sana yeri geliyor “Bunu ikinciye yapıyorsun, uyarmıştım. Üçüncüde cidden sana tepkim çok farklı olacak.” diyebiliyor. İster tehdit de ister uyarı ama ben kırıldım arkadaş! Uyarmak nedir? Neden birini uyarırsın? Herkesin hayat gayesi var. Mesajı gördüğümde çok üzüldüm, şaşırdım. Ne demek ister diye düşünmedim çünkü açık ve netti. Anlamamak için salak olmak gerekiyordu. Bitecekse bitsin dedim içimden. “Sen bilirsin. Bir şey diyemem.” dedim ona karşı.

İnsan annesine karşı neden seviyeli olur? İnsanın en yakını annesi olmalıdır diye biliyorum ben. Her şeyini paylaştığı, dizinde ağladığı insan değil midir annesi? Benim neden öyle değil acaba? Çocukken bütün sert tavırlara, bağırmalara, şiddete dayanıp hırs ediyorsun. İleride bunları yaşamayacağım ve çekip gideceğim diyorsun. Zaman geçiyor ve bu hırsla mesleğini seçiyorsun. İş yerindeki her türlü muameleye dayanıyorsun. Ne için? İlerideki yaşantın, o küçük kızın acılarını dindirmek için. Ama bir zamandan sonra dayanamıyorsun. Sıkıntılara değil, bu tavrın yıllarca sürmesine. Artık kaldıramıyorsun. Büyüdün çünkü. Yaşlandıkça insanların alıngan olmasına alış diyorlar ama alışamıyorsun çünkü onların bu tavrını sen yıllardır yaşıyorsun. Annemin her kavgada ona aldığım hediyeleri başıma kakmasından, “Al bunları, sana ait bir şey istemiyorum.” demesinden, çocukluğundan, kendini küçümser tavrıyla konuşmasından, karşımda yüzünü büzüştürüp taklit yaparcasına beni kızdırmasına, artık her kavgada rest çekmesine dayanamıyorum.

Dün gene o büyük kavgalarımızdan birini yaptık.
Duyarsızlaşan Z.S. artık yoruldu.
Gitmek istemek bu kadar içten olmamıştı benim için.
Hatalarımla, kararlarımla bambaşkayım artık.

3 şeye kızarım hayatta;

* Emrivakilere,
* Bana sorulmadan benim adıma bir şeyler yapılmasına, alınmasına ve sonra kabul etmemin beklenmesine,
* Son dakika planda değişiklik yapılmasına dayanamıyorum. Çok kızıyorum!

Bunları yapma, gel ciğerimi ye!


xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)