12 Haziran 2014

Sen Âşık Olmuşsun!


Nereden başlayacağımı da bilmiyorum ne yazacağımı da.
Gene ben yazıyım ve siz bir yerlerden tutun, bırakmayın, düzenleyin vs.

İnsan hayatında her şeyini konuştuğu arkadaşı ayrıdır, aşklarını anlattığı ayrı, kariyer hakkında fikirlerini aldığı ayrı. Benim mi anam bende hepsi var hangisini anlatıyım =))

Geçen gün İtalya’daki arkadaşım G. ile konuşuyorum daha doğrusu derslerimiz, finallerimiz olduğu için mailleşiyoruz, ona destan yazdığım sırada (Evet buraya yazamadığım sürede mail yazıyorum. İçimdeki yazma aşkını frenlemeden yola devam. Allah sonumu hayır etsin.) fark ettim ki ben içimi döktükçe hep aynı şeyi anlatır olmuşum.

Konum O, olayım O, aklımdaki O olmuş!
Daha ne olsun.
Bugün sonunda garibim dayanamadı ve “Z.S. sen aşık olmuşssun kızım, geçmiş olsun!” dedi.

S. olsa kesin “Kızım ben anlamıştım sendeki bu çenenin nedenini ama bu sefer ben söylemiyim sen anla istedim. Hadi bakalım bize geçmiş olsunnnn!” der ve hasta bakıcı moduna kendisini ve meleklerimi sokardı. Dedikodu yapmaz ama nasılsa bu haberi hepsi aynı anda duyardı hahaha =))) Ulan hayatımda bi tane normal arkadaşım olsun dermişim. Yok, böyle hepimiz sorunluyken hayat daha düzel. Ne o öyle durağan, süregelen arkadaşlık hehehee =))

Tek bir ileti benim bütün o destanların altında PAT diye yüzüme çarptı tabi. “Acaba fazla mı anlattım?” diyorum hala salak modundayım ama olay o değildi ve G.’nin dediği de sonuna kadar doğruydu. Ekranda kocaman yazılmış bu mesajı görünce şöyle düşündüm; yıllarca aptal saptal ilişkiler yaşadın, bazılarında sen sevdin, bazılarında seni sevdiler, bazılarında sen koşturdun, bazılarında koşanlardan kaçtın. Sana geri dönenler oldu, dönmek isteyenler… Arkadaş kalmak isteyenler, yüzsüzce yanına yanaşmaya çalışanlar…

Sonuç???
Elin, etrafın şimdi bomboş Z.S.!

Bütün beklentileri bir seferde karşılayamam ki bende insanım hem de uçarı kaçarı bir insan. Kaçak bir şekilde bir yere girer, eğlenirim ve sonunu düşünmeden yaşarım. Konuşmam. İşin aslı çok da bir şeyimi paylaşmam. Yargılanmaktan korkarım. Gerçekleri bilirim ama onları duymaktan kaçarım. Yazarım, çizerim ve konuşmuş kadar olurum. Önceki hayatımda neydim bilmiyorum ama asi, cesur biri olduğumu düşünüyorum. Benden prenses olmaz, sosyetik tiki tiki gezinen biri çıkmaz ama benden yanında gülmeyi yeniden öğrenebileceğin biri olur. Kibar ve saygılı davranırım. Susmasını iyi bilirim. Bakmasını da. Dokunmasını da. Öpmesini de.

Bunlar bana yetiyor mu?
Evet, yetiyor.

Bir anda parlarım. Sert kalkanlarımı kaldırdım mı biter orda her şey. Mücadele etmeyi severim. “Beni seçen olmasın.” derim inatla! Salağım çünkü ben! Salağım çünkü benim istediğim olsun diye yaşıyorum. Bunu hayatımın her alanına ilke olarak sokuyorum sonrada savaşı ben başlatıyorum. İlk başlatan kazanır mantığı ile yaşıyorum. Olanlar ondan sonra bana oluyor. Hayatım, her zaman kazandığım savaşlarla sonuçlanmıyor.
Yıllar içinde büyümüş bir kızım ben. Şimdi yeniden âşık olduysam benim için savaş başlamış demektir. Bu savaşta yalnız olmaktan korkuyorum. Bundan sonra O’nu anlatmamaya karar verdim. Bu G.’nin ya da S.’nin söyleyeceklerinden korktuğum için değil, benim artık bir karar almam gerektiğinden. Okul bitiyor hatta haftaya Cuma son finalime gireceğim. Beş yıllık eğitim hayatım bitiyor. İşe başladım. İşe gidiyorum ve bu sürede önümde bambaşka bir hayat var. Kendimi liseden mezun olurken ki Z.S. gibi hissediyorum. Acaba o zamanki gibi mi duygularım diye düşünmeden edemiyorum. O zamanlar gençtik şimdi yetişkin. O zaman önümüzde üniversite vardı şimdi iş – kariyer – askerlik - yurtdışı vs. O zamanlar uzaklar yakındı şimdi uzaklar, kilometreler ve “Güven” demek. “Beklemek” demek.

xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)