30 Haziran 2014

Savaşı Kaybettim

 

Pişman değilim.
Peki, üzerimdeki bu isteksizlik neyin nesi?
Üzüldüm çünkü.
Her zaman kazanmayı, denemeyi bilen biriyim ben. Bu nedenle, kaybettiğim için üzüldüm.

Kumsala gittim ve çıplak ayak yürüdüm. Yetmedi denize taş attım. Kumsaldaki bütün taşları atsam bile ağlamam durmayacaktı. Sonunda soyundum ve yüzdüm. Denizden çıktığımda arkadaşlarım beni buldu. Her zaman bulur beni onlar. “Sen söylemesen bu haftada gelmeyeceksin sanmıştık.” dediler. Onlarla oturdum, konuştum ve ateş yaktık, yedik, içtik, çakırkeyif olduk. Geceyi sabaha kumsalda yatarak bağladık. Şimdi eve geldim. Umarım hasta olmam. Hastada olsam canım bir şey yapmak istemiyor. Keyfim kaçık. Dün onlarla içerken “Bütün kaybettiklerimize ve savaşlarımıza!” deyip kadehlerimizi kaldırdık. Bütün ayrılıklarım, kayıplarım, hüzünlerimde bu kumsaldaydım. Teselliyi yanlış yerde aramak gibi bir zaafım var. Bu sefer onu yapmıcam! Bu sefer kendimi bu şekilde oradan oraya vurmıcam ya da karşıma çıkanla sevgili olmucam.
Unutmak gerekiyorsa unutursun. İçindeki dengesizliğini etrafına yansıtmak değildir duygularını paylaşmak. Açık ve net ne hissediyorsan onu söylemektir. İstemediğini gene isteme.

Asıl zor olan arkadaşça kalabilmek de değil.
Asıl zor olan yeniden mutlu olabilmek.
Yeniden sen “Sen” gibi davranırken onun, senin bu davranışlarından başka anlam çıkarmamasını ümit etmektir.
Budur zor olan.

Günler sonra ilk kez rüyasız, deliksiz uyudum. Kalbim çarpmadı, sabahı ilk karşılayan da ben olmadım. Mesaj atmadım mesela. Birkaç saat sonra ne yapacağımı uyanınca planlamadım. Kalktım, eve geldim ve yeniden yattım. Artık başım ağrımıyor, karnıma kramplarda girmiyor. Şimdi anladım: İtiraf ardından gelen ret ile yeniden ben oluyorum. Hiçbir şey olmamış gibi yaşıyorum. Yaşarım da zaten çünkü hiçbir şey olmadı. Aşk yok, ayrılık yok. Ben ona ondan hoşlanmaya başladığımı söyledim o ise unutamadığı biri olduğunu. Gerçek bu! Bütün masal, hikâye, yüksek sesli kahkahaların hepsi bu.

Sabah perdeleri açıp güne “GÜNAYDIN” demek de güzel.
Deriiinnnnn bir nefes al içine, şimdi ver!
Her seferinde yeniden bağlan o âşık olduğun hayata.
Bundan sonraları içinde “Değmez!” de ve çevir kafanı.
“Aşkın en büyük acısı duygusuzluktur.” demiş bir yazar.
Aşkı verdiğin kadar alamazsın.
Ve
Her kadın yaralarının sarılmasını ister.

xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)