30 Mart 2014

İntikam = Sürün!


Bugünün geleceğini biliyordum! Aldatıldığımda da hissetmiştim. Ayrıldığım sevgililerimle de hep olur bu. Gün gelecek ve bu konuyu ilk o adam açacaktı. 25 Mart biliyorsunuz doğum günümdü. Size bu yazıyı aslında iki ya da üç gün önce yazmam gerekiyordu ama onunla konuştuktan sonra sinirden kendimi işlerime vurdum, ofiste koşturdum, İspanyol müşteri temsilcimize fabrikamızı anlattım (İspanyolca birkaç kelime bile öğrendim.), eğlendim, arkadaşlarımla Küçükpark’a gittim, yeniden yeniden doğum günümü kutladım, bitirme ödevime yoğunlaştım. Bunların hepsini onu ne kadar unuttuğumu anlamak için yaptım.

Sonuç mu?
Unutmuşum!

Hem de içimde ufacık bir duygu bile kalmadan. Günler sonra tek düşündüğüm cevaplanması gereken sorulardı. Seni sevmeyeni neden sevesin ki hem de böyle kişiliksiz, yüzsüz biri olduğunu gördükten sonra?!

NOT: Olayı bilmeyenler için ilk önce bunu daha sonrada bunu okuyabilirsiniz.

Doğum günümden bir gün sonra duvarıma yazı yazmış ve doğum günümü kutlamış, onun doğum gününde hazırladığım sürprizi kast ederek. Ben ve G. tabi ki de bekliyorduk böyle bir şey yapmasını. Kadınlar tehlikelidir. Ondan haber almayı keser ama gene de en yakınında tutar. Eğer sevgilinizden ayrıldıysanız ve onun acı çekmesini istiyorsanız sizde öyle yapın. Onu arkadaşlarınıza sormayın, konuşmayın, hayat devam ediyor imajı çizin çünkü gerçek bu yani hayat gerçekten devam ediyor. Ne bekliyorsunuz ki aşk acısından ölmeyi mi ya da aldatıldığım için kararlara bağlayıp kendime olan özgüvenimin kırılacağını mı? Aslında bana mesaj atması, şu birkaç gündür kaybolan zayıflama hırsımı da canlandırdı diyebilirim.

Onun mesajı, benim yüzsüzce ve sanki hiç bir şey olmamış gibi cevap atışımla başladı konuşma. İlk cümlesi (Sapık ve yüzsüz olduğunu söylemiş miydim!) “Annenleri yollarsan eve gelirim.” oldu!!! Kimsin sen ya! Hayır nasıl bir mal, kişiliksiz ayy ben gene sinir oldum kelimeleri bulamıyorum! Benden direk cevap “Sevgilin var oğlum.”. Acaba ne diyecek dedim. Sırf konuyu açabilmek için giriştim. Artık utanma, konuyu kapatma, geçiştirme olamazdı ya bugündü ya da hiç! O ise yüzsüzce “Olmasa tamam gel sıkıntı yok diyorsun yani.” yazdı. Aralardaki küfürleri ben yazmak istemiyorum çünkü bu yazıyı yazarken bile sesli sövüyorum. Siz benim için okurken edin hakaretleri. Toplu beddua edicez. Belki tutar gider ona! Devam ediyorum ve bundan sonrasını konuşma olarak yazıyorum.

Z.S. : Sevgilin olduğunu daha önce söylememiştin. Bilseydim tabi ki de geri dururdum. Yazık kıza.

Kişiliksiz Adam: Daha önce yoktu zaten.

Z.S. : Bilemiyorum Kişiliksiz Adam. Bir anda sevgilin var oldu. Tabi sen bilirsin. Sana karışacak halim yok.

*Sanki umurumda değil gibi görünüyor dimi mesajım. Aslında %50 diyelim biz ona. Bir yandan “Allahından bulsun.” derken bir yandan “Evlerine ateş düşsün.” diyordum!

Kişiliksiz Adam: Aynen dediğin gibi bir anda. O sende olabilirdin.

*Burada ne demek istediğini anladım ama anlamak istemedim. Ve gece yarısı olmuştu, uyudum. Sabah uyandığımda mesaj atmıştı. Bunun üzerine bende ona yazdım ve konuşmamız sabahın 07:05’inde yeniden başlamış oldu. Ne onu aramak istiyordum ne de mesaj atmak. Bir gece önce ondan telefonumu kapatıp uyumuştum. Ama kalkınca bir yeni mesajla bütün konuşma yeniden başladı ve içimdeki o iyi Z.S. bir anda yok oldu.

Z.S. : Neden olmadığımı sorgulamadım değil. Ama biliyor musun aynı anda görüştüysen hoş değil!

Kişiliksiz Adam: Neden olmadığını ben söyleyeyim.

Z.S. : Söyleyecek hiç bir kelimen yok.

Kişiliksiz Adam: Neyse.

*Şu “Neyse” kelimesine kızdığım kadar hiçbir şeye kızmıyorum! Ne demek neyse?! Ne salak bir kelimedir ya! Resmen karşındakini sinir etmek için türemiştir.

Z.S.: Söyle..

Kişiliksiz Adam: Benim için mi kendin için mi dedin onu?

*Ay gerizekalı ya! Vallaha gerizekalı! Hala pişkince soruyor, yazıyor! Vur beynine bir tane!!
Kişiliksiz Adam: Bir şey sordum.

Z.S. : Hangi cümlem için sordun?

*Alttan alıp sessizliği korumak iyidir bazen. Cevap almak istediğiniz her işte alttan alın, melek yüzünüzle yaklaşın. Şeytanca bir gülüş ya da ifade bütün cevaplarınızı siler atar ve geri dönülmez bir yola sizi sokar.

Kişiliksiz Adam: Söyleyecek hiç bir “Kelimen” yok.

*Beyefendinin takıldığı kelimeye bak! O kadar olay olmuş hayvan herif buna mı takıldın? İşte erkekler özelliklede böyleleri bütüüünnnn olayları görmezden gelip zeytinyağı gibi yukarı çıkabilmek için hemen konuşmadan bir kelimeyi çeker ona takılıp kalırlar. Ay yesinler senin kelimeni!

Z.S. : Senin için. Hiç bir şey demedin bana. Bir anda sevgilin olduğunu öğrendim. Bir şey söyleyebilirdin. Ben bunu anlamıyorum işte!

Kişiliksiz Adam: Sevgilim yoktu kızım. Facebook da kızın adı, soyadı, profili var. Gir sor kendisine. Zaten benimki hoşlanmadan öte bir şey değildi. Ki seninki de öyleydi. Haa olsak olur muydu gayet de güzel olurdu. Benim sıkıntı, kasmaya uzatmaya gelemiyorum. Sende pek bir kastın, muhabbet uzadı. Bende soğudum. Arkadaşlığın daha güzel gelmeye başlamıştı. Sorun bu.

*Hadi hep beraber kadınlar erkekler gelin şu cümleyi yorumlayalım. Olayımız aslında bu!

Sevgilisi yokmuş benimle görüşürken tamammm. “Facebook da kızın adı soyadı var.” kızı ne kadar taktığını aslında bu cümleden anlayabiliyoruz. Kızın bir adı var ki ben bile öğrendim: Yeşim! “Yeşim’e sor istiyorsan.” de dimi?! Yüzsüzce bir de sor diyo! O kadar gez, yanıma gelme planları yap, uçak bileti ayarla, yurtdışı tatili için bana en güzel yerlerin mailini at vs vs sonra “hoşlantıydı.” de. Gerçekten kişiliksizsin adamım!

Kasmaya gelemiyormuş. Onu da söyleyeyim. Madem açık o zaman en açık bu: Benim eğitimimi, arkadaş çevremi, sosyal ortamımı kaldıramadı beyefendi! Onun sevdiği yerleri sevmiyor, en iyi mekanlar varoş yerlerde olmasına rağmen gitmiyor ve onunla sevişmek istemiyorum diye kasıntı oldum! Doğru üçüncü buluşmamızda sevişseydim kim soğurdu acaba?! “Sen benim ihtiyaçlarımı karşılamadın.” moduna girip zeytinyağı olmuyor mu bu adama o zaman daha çok kızıyorum!

Z.S. : Aman ne sorcam! Asıl muhatabım sensin. Kızın bilmesine gerek yok ayrıca.

*Kız gerçekten bilmiyor. Yazık!

Kişiliksiz Adam: Kızın, bilmesine gerek olmayacağı ne oldu ki. Ayrıca ondan öncesi zaten onu ilgilendirmez.

*Hala “Kızın” diyor. Ben derim ama sen diyemezsin. “O” diyor. En sevmediğim erkek hitabı. Adını söylesene sevgilinin! Demin yukarıda anlattığım durum olmadı işte. Pişkinlik tavanı geçmiş durumda!

Sonrasında “Uğraşamıcam seninle.” deyip “İşe gidiyorum.” dedim ve bitirdim konuyu. Gerçekten de o gün işe gittim ve dediğim gibi eşek gibi çalıştım. Dünde sonunda boynum tutuldu zaten. Bütün bu yorgunluk ve sinire gelemedi boynumcuğum =(

Ahh işte. Hayatım nasıl mı gidiyor? Aynen böyle gidiyor. Bir günüm diğerine benzemiyor. Benim gündemim ülke gündeminden daha hızlı değişiyor.

Mesela, haftaya Çarşamba (03.04.2014) bu sefer Antalya’da düzenlenen XIII. Uluslararası İzmir Tekstil Ve Hazır Giyim Sempozyumuna katılıyorum. Bütün Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği son sınıf öğrencileri olarak gidiyoruz. Benden size ufak bir bilgi olsun ;)

Haftaya yokum.
xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)