31 Mayıs 2013

Yalan Dostum!

Oturdum düşündüm hem de ciddi ciddi. Kahvemi de yaptım. Bir yandan içtim bir yandan uzaklara baktım. Sol elim kahve fincanımı tutarken diğer elim bizim serserileri seviyordu. Arada da çeneme götürüyordum.

Kurban ne güzel demiş ya
“Yalan dostum aşk diye bir şey yok. Aşk dediğin üç günlük eğlence.” =))

Harbiden öyle ama bak. Düşünüp düşünüp bunu mu buldun diyeceksiniz evet, bunu buldum. Bu zamana kadar size hep sevgililerimden bahsettim dimi, bahsetmedim mi bahsettim.

Hangisi normaldi, hangisi uzun sürdü?
Hiç biri!
O zaman neyi arıyorum, neyi arıyoruz?!

Sende dön sor bi kendine. İnsanlar ikiye ayrılır (bence): İlki aşkı arayanlar (Ben bu sınıfa giriyorum), diğeri mantığıyla yaşayanlar. Bir de iki sınıfa da girmeyip herkesle takılanlar var ki onları hala çözemedim. Arkadaş mısın sevgili misin adamım sen?!

İnsanın çok fazla flörtü olunca zamanla iki fikir oluşuyor. Önce aşkı aramayı bırakıyorsun sonra karşına bir başkası çıkıyor bu düşüncenden vazgeçiyorsun ve o kişiden de ayrılınca aklına ilk olarak nasıl biri aradığın düşüncesi geliyor. Yavaş yavaş o olmasın, bu olmasın, şöyle olsun, böyle olmasın demeler çoğalıyor ve zamanla bir bakmışsın ahhaaa etrafında adam kalmamış. Sonra bide size “Bu kimseyi beğenmiyor zaten” diyenler çıkacak, kendimden biliyorum. Mesela benim meleklerim bana artık böyle diyorlar. Geçen gün ders çıkışı kızlarla kafa dağıtmaca kafemize gittik. Klasik tatlı siparişlerimizi (Kız buluşmasında rejimi kim takar yahu!) verdikten sonra konu sevgililerimize geldi. Herkes kendi isteğini sıraladı durdu derken “Ee Z.S sen neden susuyorsun, içimizdeki en tecrübeli adam sensin. Konuşsana sırala isteklerini.” dediler. Oldu paşam dedim hahaa =)) Sıralatmayın bana şimdi desem de içten içe sıralayayım öhöm öhöm dedim.

Aslında nasıl birini istediğimi yazdıklarımı okuyanlar bilecektir. Ama en beğenilen erkek davranış/tiplerimi sıralamak istiyorum. Bunların hepsini barındıran erkeği bulduğumda şarkıdaki gibi üç günlük eğlence olarak görmicem söz!  Ahanda buraya yazdım. Dönen ne olsun?! ;)

* Sevgilimle yolda yürürken karşıdan herhangi bir erkek grubu geliyorsa beni diğer tarafa alacak.
* Kalabalıkta vıcık vıcık davranmayacak hatta elimi bile tutmayacak (Cümbür cemaate ilan etmiyoruz dimi ya da kamuoyu benim sevgilimi öğrenmek zorunda değil. Bakalım ben o adamdan emin miyim. Belki sadece tanıyorum.).
* İyi araba kullanacak.
* Bana güzel parçalar yollayacak ya da tanımadığım bir sanatçının albümünü alıp verecek (Çok mu demode ve eski oldu bilemedim şimdi. Amaan ben eskiyim bu konuda.).
* Sanata, spora ilgi duyacak. Hep diyorum maça bilet alacak, beraber gideceğiz hatta onun yanında bağırabileceğim. Nerde böyle erkek ahh nerde?! (Kızlardan sadece biri basketbola ilgili olduğu için diğerleri benim böyle birini bulamayacağımı düşünüyor.)
* İkimizin de ayrı hayatları olacak. O gitsin ps oynasın ben gidiyim yazılarımı yazıyım, ara sokaklara girip eskicileri geziyim puff falan filan.
* Benim meleklerle iyi anlaşacak (Uzaktan izlendiğimizi bilen ben, bunu ona çaktırmamak için neler yapıyorum bir bilseniz. Kızlara bunu söylediğimde “Arada takip ettik.” dediler. Böylede dürüstler işte. Zor işler zoorr hahaa).

Bu maddeleri sıralarken M. nin, ben sevgilimi özledim demesiyle muhabbet bambaşka bir yola saptı.

M: Sevgilimi özledim ben. Hep onun yanında olmak istiyorum. Sizde de öyle oluyor mu?

Z.S: Bu zamana kadar hiç bir sevgilimi senin özlediğin kadar özlemedim. Sorun bende mi acaba?

M: Kızım sen romantik olup romantizmini göstermeyen birisin. Özlesen bile özledim demezsin ki.

Z.S: Bu ne biçim laf şimdi? Ne demek istiyon kızım sen bana =)

M: Öyle ama. Özledim diye mesaj attın mı?

Z.S: Attım tabi. Ama öyle durmadan atmam ben. Genelde akşam 8’den sonra falan özlerim. Cem YILMAZ’ın esprisinden sonra gecede mesaj atamıyorum. İkilemdeyim ondan oluyo bunlar.

M: Senin niyetin gece bozuksa ben napıyım hahaa =D

Aslında M. nin dediği doğruydu. Benim dediğimde gerçekti. Akılımdaki bin bir fikir, olay, gerçekleştirmek istediğim sürprizler varken bunları hayata geçireceğim adamı bulamadığım için kızlar arasında yavaş yavaş realist hatta romantizmden uzak “Odun” olma sıfatını almaya doğru açık ara önde gidiyorum. Belki de aradığım romantik bir erkektir hani beni harekete geçirecek biri.

Aklımdaki sorularla hem de finallere 3 gün kala yapılan bu muhabbet bana bir moral oldu bir moral oldu ki anlatamam. Geçen ders çalışırken bu konuyu düşündüm de bütün kalıp hesaplarım yanlış çıktı. O zaman ne yapacakmışım; ders çalışırken ful konsantre bütün bu konulardan uzaklaşıp ders çalışacakmışım. Olur ya eski sevgililerimden biri denk gelirde yazılarımı okursa (Dünya küçük hele ki net alemi. Olur mu olur!) üzülebilirler diye düşünüyorum. Hiç sevilmemişim ya da beni hiç özlememiş gibi. Ay alınmayın öyle bir şey yok falan diyemeyeceğim. Özlesem, çok sevsem şu an seninle beraber olurdum dimi (Dürüstlükte sınır tanımayan Z.S bu alanda da açık ara farkla önde sayın okuyuculaarrr hehee ).

Çenem açıldı gene. Allahım neden bu güzel İzmir sıcağında evde kalıp ders çalışmak zorundayım ki?!
Benim için gezin, tozun ve sinemaya gidin, güzel filmler vizyondaymış diye duydum.
xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)