13 Mayıs 2013

Tatlı Telaşlar Sardı Dört Bir Yanımı


Şampiyonluğunu kutladığım GALATASARAY ım ;)

Bölümdeki dersler, yetişmesi gereken sunumlar, hazırlanması gereken ve teslim tarihi yaklaşan dosyalar, dikilen elbiseler, çıkarılan kalıplar, açıklanan sınav sonuçlarım, deneylerim, kariyer gününde aldığım koşuşturmalı görevim, yazlığa gidişlerim, bahçe dekorasyonuyla uğraşmam, uzun bir aradan sonra bisiklete binmemden kaynaklanan popo acısı, benimkilerle sabah koşularım ve ROZAmın doğumunu beklemem derken oo bayağı bir zaman geçmiş.

Bugün bile kendime iş çıkardım. İş yapa yapa durgun duramaz hale geldim. Yazdığım mailler, yolladığım bir sürü adres ve iletişime geçtiğim onca firma. Uff çok yorgunum. Sırtım tutuldu, belimin arka kasları ağrıyor ve ben hala enerjik bir halde geziniyorum. İzmirim de yağmur var. Neyse ki biz yazlıktayken yağmadı ama bugün sabah 5’de başlayan yağmur yemin ediyorum derse gitmeme sebebim olabilirdi #)

Vizelerim bitti derken hoop finallerin başlaması gelmiş bile. Son iki haftam. Sonra stajıma başlıcam ve mutlu son beni iki ay sonra bulacak yani TATİL! =)))

Bütün bunların yanında şunu anladım ki, ilişkilerimde sorunlu taraf benim! Sorun bende! Nerde sorun, bela, olay varsa çekiyorum. Özellikle böyle erkekleri buluyorum. Bu seferde çok farklı değil durumum. Kimse onaylamıyor. Kiminle konuşsam beni düşündüklerini söyleyip onaylamaz bakışlar atıp ardından “Olmaz o iş!” cümlesini kuruyorlar. Herkes mi aynı şeyi söyler yahu?! Bütün hafta aramadım hatta ne bütün haftası, iki haftadır aramadım. Tek bir mesaj bile atmadım. Aklım gene de ondaydı. Ne yapardı, sesi soluğu da çıkmıyordu. Halada çıkmıyor. Sanırsam yıllar sonra ayrılık konuşması yapmamın zamanı geldi. En kısa zamanda yapmam lazım ama o klasik, sinir bozucu, lanet olası olayı yaşadığım için konuşmaya başlayamıyorum: Onu görünce mutlu oluyorum! Uff!! İç sesimde “Demek ki istemiyorsun.” diyor. Ay çok sinir bozucu.

Bu hafta sonu son kez yazlığa gitmeyi planlıyorum. ROZAm artık doğurmalı. Dün onu doğuma hazırlık halinde bırakınca aklım onda kaldı. Bütün gece onu rüyamda gördüm. Ben hamile olsam kendimi bu kadar düşünür müydüm bilemiyorum #) Kaç yavrusu olacak, renkleri nasıl olacak, onlara nasıl bakacak ve tabi hepsi bizim bahçede koşturunca ben ne yapacağım gibi uzayıp giden sorulara cevap vermek için kendimi paralıyorum. Her şeyi geçtim ROZA’ya bir şey olmasın sonra yavruların sağlıklı doğmasını istiyorum. Cinsiyetleri, renkleri inanın doğum zamanı yaklaştıkça önemini yitiriyor. İlk başlarda beyaz olsun, yok kahverengi olup beyaz kırçıllı olsun diyordum ama dün onun o halini görünce yemin ediyorum sağ salim doğumu gerçekleşsin ister oldum. Anneanne olucam hohoo =)) Size buradan fotoğraflarını çekip yayınlıcam söz ;) Sadece fotoğraflarının olduğu bir yazı olsun hatta. İçim kıpır kıpır. Bu hafta su gibi akıp gitsin istiyorum. Hemen kızıma kavuşayım.

Alakasız ama bu aralar aklımda olan bir şey varsa oda Oben BUDAK’ın “Hayvan” kitabı yani “Falan Filan” olan ilk kitabının ikincisi. Yeni çıktı ve ben hemen alıp okumalıyım. İlk kitabını aldığım gün bitirmiştim. Bunu da herhalde saatler içinde bitiririm. Oben’in ilişkiler konusundaki gözlemleri çok doğru ve duyduğuma göre bu kitabındaki anlatım daha da güzelmiş. Merak ediyorum, biri bana alıp yollasa ya. Ne çok sevinirim bakın ;)

Ben kaçanzi. Anneme söz verdim; bu hafta sonu yazlığa gideceksem finallere şimdiden çalışmaya başlamalıymışım.
xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)