1 Nisan 2013

Oh Be Diyelim!


Ohh bee! Bunu demeyi hak ettim sanırım =)) İyisiyle kötüsüyle geçen haftayı bitirmiş ve SÜPER bir hafta sonu geçirmişken, nisanın ilk gününde işler yoluna girdi. Mutlu haberi aldım. İşlerin peşinden koşturmalı, bir şeyleri istiyorsan sözünü sakınmamalı. En çok istediğim yerde staj imkânı kazandım dostlar =)) HB sen benim kıymetimi bilmiyorken peşimde koşan firmaları sana söylemicem. Hayat mutlu haberleri alınca daha mı güzel ne?! Ay çok sevindim yaa =))) Hohohooo vur patlasın çal oynasın!

Hadi en başa yani geçen haftaya dönelim. Asıl hikâyem geçen hafta olanlardı. Hatta bu yazıyı yazarken bunu anlatıyordum sonra bir telefon, bir telefon daha derken o karmaşada mutlu haberi duymam ile “Yeaa!” demem bir oldu. En cool halinizle “Teşekkürler, iyi çalışmalar.” dersiniz ve telefonu kapattığınızdan emin olunca da oldu bu iş deyip tuhaf tuhaf dans edersiniz. Bende bunu yaptım. Radyonun sesini sonuna kadar açıp dans ettim ;)

Geçen hafta bir önceki hafta yaşadığımız sorun nedeniyle hazırladığımız sunumu sunamamış ve gruptaki kızlarla moralimiz bozulmuştu. Bende hemen olaya el atıp (Atmadığım da neler oluyor görüyorum.) bütün sunumu üstlendim hatta Word halini de üstlendim. Bu hafta Word halini bitirip kızlardan birinin CD’ye çekmesini isteyip, ödevi teslim edicem ve bu işte burada bitecek. İnsanların ben yaparım, ben ederim dedikten sonra FIS! çıkması neden her seferinde beni şaşırtıyor hiç anlamıyorum. Aklınızda olsun yanınızdaki kişi çok konuşuyorsa bilin ki aslında hiçbir şey bilmiyor ve bir b*k da yapmıyordur. Boş konuşuyordur, bizim gruptaki adamda bunlardan biriymiş. Acı bir şekilde öğrendik. Aklıma geldikçe sinirim bozuluyor. Ki biz geçen dönem çıtayı yükselten gruptuk ama şimdi bizi dibe çekmek için gruba girmiş gibi bir hali var. Ama ben buna izin vermedim ve dizginleri ele aldım. Adamdaki güvene bakın ki, sunumu yollamama rağmen “Tamamen değiştirmişsin.” dedi! Hem de sunum sırasında! Neymiş yoksa çalışmışmış. Hadi be oradan. Sen çalışsan sunum sırasında doğaçlama yaparsın. Öncesinde ne yaptınız dersin! Ama yok, bir gün hasta, bir gün hastanede. İnanmak isteyip inanmıyorum, inanmayacağımda!

Bir diğer olayım ise bitirme ödevimi almış bulunuyorum millet. Ama konumu hala toparlama aşamasındayım. Bütün bu salaklıkların içinde ona da zaman ayırayım derken sol gözüm gene kanlandı ve davul gibi şişti. Asıl olayımıza gelirsem gözüm davul gibi şiştiği gün günlerden Salı ve çarşamba (yani bir gün sonra) günü ise bölüm topluluğu olarak 1. Ege Tekstil Günü’nü düzenliyorduk.

Sunucu kim oldu? Ben!
Kimin güzü kanlanıp şişti? Benim!

Konuşma, sahne, ışık, ses provası aldıktan sonra eve geliş saatim akşam 7’ydi. Direk yarım saate bir damlalar damlata damlata erkenden yattım. Sabah olunca da güzelce giyindim (Kimseye de bir şey demiyorum hani telaşa sokmıyım diye.) ve sabahtan bölüme gittim. İyi bir giriş ve güzel bir organizasyonla günü başarıyla tamamladık. Kimler yoktu ki;

* EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Işın YILMAZ
* Yeşim Tekstil Kurumsal İletişim Müdürü Dilek CESUR
* Sun Tekstil İnsan Kaynakları Yöneticisi Deniz KÖKSAL
* ÜNİTEKS ARGE Müdürü Maşuk PAMUK
* Modacı Dilek Hanif

Sorular soruldu, cevaplar alındı ve ben en sevdiğim hocamla aynı sahneyi paylaştım hohoheee =)) Hanfendiciği o gün çok beğenildi ve hafta sonu nazar değdi. Hafta sonu yazlığa kaçtım ya ben, kafam gibi sivrisinekler çatır çatır yemişler bacaklarımı, kolumu ve tabi suratımı. Bari suratımı yemeselerdi uff =(( Sinekler yese de, yüzüm güneşten yansa da genede mutluydum. Bi kere köpeciklerimle zaman geçirdim, diğeri ailemle böyle güzel bir havada zaman geçirmek hepimize iyi geldi. Şehir hayatının kalabalığından kaçtıktan sonra dönüş yolu biraz hüzünlü olabiliyor. Birde benim PATİ'nin adı ROZA'ymış yani ona ben yokken öyle sesleniyorlarmış. Kızım adını anlamıyor ama olsun. Bakışarak anlaşıyoruz. Hala patisini veriyor ve hamile olduğu için bana daha çok bağlandığını bu sefer hissettim. Kıyamam ona yaa. Vitaminler, mamalar götürdüm bıraktım oradaki kişiye. Bir sonraki gidişimde herhalde karnını daha şişmiş bulcam =)

Bu arada unutmadan, yavaş yavaş aşık olmak diye bir şey var. Her şeyden elimi ayağımı çektiğim sırada karşıma çıkan, aslında çıkmayıp hep yanımda olan biri. Az ve Öz olsun, benim olsun ;)
xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)