24 Şubat 2013

Korkuyorum

Gurur.
Söylerken ne kadar basit bir kelime ama onunla birlikte yaşamak?

Konuşacak halim yok, söyleyecek kelimelerim. Bitmiş gibi hisseden bedenim, düşünemeyen aklım ve ben, şimdi hepsiyle birlikte boşlukta gibiyim. Konuşmuyorum, cümleler kurmuyorum. Uyumuyorum daha doğrusu uyuyamıyorum. Düşünüyorum. Öneriler bekliyorum fakat kimseye olayımı anlatmadığım için bunu da alamıyorum. Karar almak ne kadar zordur biliyorum. Biliyorum çünkü bende çok kararlar aldım fakat yaşanılanlara bir şans vermek! İşte o en zor yolu seçip acı çekmemize sebep olan gururu yendiğimiz zaman olan bir şey. Bir şans daha vermek kolay mıdır ama adam akıllı, içten, hissederek vermekten bahsediyorum.

Fedakârlık ister mi?
Kendi hayatımı düzene sokamamışken bir başkasının sıkıntısını istememek bencillik mi?
Gerçekçi mi olmak gerekir yoksa pembe gözlüklerimizi takıp dünyaya gülümsemek mi?
Polyannanın yaptığı doğru muydu?

Onun gibi olmak ya da en önemlisi en yakınındakileri önemsemeden yaşamaya çalışmak. Hayatıma giren ve sonra çıkan, bu ülkeden giden ve hala ondan haber alamadığım biri bana şöyle demişti: Sevdiğim kişilere soğuk ve uzak davranırım. Çünkü bilirim, benim yanımda olduklarında acı çekecekler.

İlk başta hayır demiştim. Sonra bu acıdan zevk aldığımı fark ettim. Daha sonrasında ise o beni ve her şeyini bırakıp gitti. Beni sevdiği için mi yapmıştı yani bunu. İlk zaman çektiğim acıyı hatırlıyorum. Sonra ne mi oldu. Bende onun gibi oldum. Etrafımdakilere sevgi göstermeyen zamanla da gösteremeyen biri oldum çıktım. Bu durum ne kadar sinirimi bozsa da o lanet olasıca gururumu kıramıyorum işte! Yapılacaklar belliyken konuşamamam ve fikrimi söyleyememem, o iki dudağımın açılmasına bile imkan verememem sırf bu yüzden. İnsan sevdiğinin karşısında gurur yapmazmış. Böyle derler dimi. Benim gibi biri olduğunuz zaman bu cümle sizin üzerinizde 1000tonluk bir cümleymiş gibi hissettiriyor. Etrafımdakilere sahip çıkmak en büyük görevim, bunu biliyorum fakat zamanla bir şeylerden uzaklaşıyorum, uzaklaşıyoruz. Ben mi başlattım bütün bunları ya da benim yüzümden mi oldu onu da bilmiyorum. Her olayda objektif yaklaşım sergileyen aklım artık durmuş durumda.

Korkuyorum evet çok korkuyorum. Bu olayların sonundan, sonucundan ölesiye korkuyorum hem de. Ondan bütün kapanmalarım, dört duvar arasında uyumalarım. Gururluyum, dik başlıyım, inatçıyım ve bütün bunlara sahip olduğum için daha çok korkuyorum. Korkusuz gibi görünmek salaklık, biliyorum. Ama korktuğunu herkesin ortasında belli ettiğin zaman ise kaybetmen kaçınılmaz sonun. Sanki savaştayız gibi yaşanan hayat ve bütün bunların ortasında ben olunca, elimden gelebilecek şeyleri de bilmiyorum, ne yapabilirim ki?

2 yorum:

  1. Hangimiz korkmuyoruz ki!

    Öncelikle bir şans daha vermek kolay değildir elbette. Geçmişte yaşananlar her daim akıldan çıkmayacaktır çünkü.
    Bu durum aslında oranı yüksek olan bir maça bahis oynamak gibi açıklanabilir. Kazanma şansı çok düşüktür ama tutarsa da çok kazandırır.
    Yani diyeceğim riskli bir durum. Genelde ikinci bir şanstan bir halt olmamıştır ama olanlar da sağlam ilişkilere vesile olmuştur.

    İnsan maalesef kendini sevenlere hor davranıyor. Bu konuda benim tavrım daha da kötü ki çekirdek aile fertlerime bile gereken ilgiyi gösteremedim zaman içerisinde.
    Şimdi onlardan uzakta bir hayat yaşayınca anlıyor insan.Onlarla yüz yüze iki kelime bile etmeyen ben, şimdilerde sadece seslerini duymak için bile arar oldum.

    Ağzını açamamak konusuna gelince, hayatım boyunca bazı durumlarda konuşma şansım olduğu halde %90 nında sadece sustum ve hep sonrasında sustuğuma pişman oldum.
    Geri kalan %10 nunda ise ağzımı açtığım için pişman oldum.
    Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumu oldu resmen.
    Ama şunu öğrendim ki, insan pişman olsa bile ağzını açıp bir şeyler söylemeli. Çünkü yarın o anı düşünürken en azından denedim ama elimden bir şey gelmedi der.
    Öteki türlü insanın susarak geçirdiği her an aklına geldiğinde keşke bir şeyler yapmış olsaydım demekten kendini alıkoyamaz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim. Yazını uzun uzun okudum. Bu halimizi kabul edecek ve halimizden anlayacak insanlar olmalı yanımızda, etrafımızda. Bunu bulmak çok mu zor yoksa şans mı ister bilemiyorum. Sana katılıyorum ve yavaş yavaş bu durumumu değiştirmeye çalışıyorum :)

      Sil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)