1 Şubat 2013

Düşünüyorum da…


Düşünüyorum da insanın yanında her an sırtını dayayabileceği birinin olması çok güzel bir duygu. Sadece sırtını dayamakta değil, gerektiğinde yüksek sesle bağırabileceğin, tartışabileceğin, onun fikirlerine saygı duyabildiğin, yeri geldiğinde seni senden bile koruyabilecek biri olmalı hayatında.

Bir telefon ile seni mutlu edebilecek, uyumadığında ya da uyuyamadığında oda uyumayacak. Belki de seni hissedecek “Şimdi ben sana mesaj atacaktım.” dicek. Her anını yüzündeki ifadeden anlayabilecek biri lazım insana. Yanına oturdu mu bir kaş ile “Tamam.” dicek ve onunla çıkacaksın yola, cesaretini toplayıp belki de yüzeceksin derinlere. Kendine güvenemiyorsan ona güveneceksin. Bilmiyorsan, bilmiyor olacaksın onun yanında. Herkesin bize, “Bilmiyorsan, bilmediğini çaktırma.” demesine inat onun yanında bunu unutacak ve bilmeyeceksin. Salak saçma esprilere gülebileceksin. Ayrıldığında “Beni arama, ben arayınca da telefonlarımı açma” deyip çekip gideceksin hayatından. Sonra bir gün gelecek ve o size dönecek. Tepenin başında gördüğün an mutlu olacak ve ona koşacaksın. Mazereti kahve ya da kek tarifi olacak ama sen gerçeği bileceksin daha doğrusu ikinizde gerçeği bileceksiniz.

Salondan odana koşup telefonuna yetişebilmek için o telaşla koridordaki halıya takılacak, küfrü basacak ama hala mücadelene devam edecek seke seke odana varacaksın. Tam telefonu eline aldığında telefon kapanacak. “Tüh! Yetişemedim.” diceksin. Önce “Noldu, yetişemedim.” yazıp mesaj atacak sonra için içini kemirdiği için belki de sesini duymak istediğin için arayacaksın. “Efendim?” diceksin. Aslında 30sn konuşacaksın ama sana o kadar uzun gelecek ki kapatmak istemeyeceksin. Konuşurken yüzün gülecek, kızaracak, kıkırdayacaksın ve mutlu olacaksın.

Düşünüyorum da mutlu olmak için sadece yanında insan olmamalı. Bir hayvanın olmalı. Kuş olur bu, köpek ya da kedi fark etmez. Birinin sorumluluğunu alacaksın. Onu seveceksin. Boynunu sevecek ve onun sıcaklığıyla stresinden kurtulacaksın. Seni gördüğünde yanına gelmesi ve başını okşatmasıyla mutlu olacaksın. O kadar mutlu olacaksın ki gözlerin dolacak. Seni özlediğini bilmek, ona olan bağlılığını arttıracak. Bir gün bile ayrı kalmak istemeyeceksin. Arkanda bıraktığında, yol boyunca ağlayacaksın. Onun seni safça sevmesine karşılık vereceksin. Zamanla yumuşayacak ve bunu hissedeceksin. Bağ kuracaksın.

Düşünüyorum da birini kaybetmek çok acıydı. Ağlamak, hüngür hüngür belki de anırarak...

Utanılmamalıymış. Utanmamayı öğrenecekmişsin. Kapıda bekleyebilmeliymişsin. Yeri geldiğinde o en sevdiğini, en kıymetlini, sabahladığın, dualar ettiğin, inancının en üst seviyesindeki kişiye yalvardığın, yaşaması için her şeyi yaptığın canlıyı yeri geldiğinde gömebilecekmişsin.

Düşünüyorum da olmaz olmaz demeyeceksin. Dakikaları değil aslında saniyeleri düşüneceksin. Saniyeleri, olanları, olmayanları ve nicelerini düşüneceksin ama kafana takmayacaksın. Kimin ne zaman, kiminle, nerede, nasıl karşılaşacağını bilmeden yaşayacaksın. Yıllar geçse de buluşup konuştuğun kişiler olabileceğini bileceksin. Kıymet bileceksin. Okuyacaksın, yürüyeceksin. Yürürken düşüneceksin belki de şükredeceksin. Seveceksin, âşık olacaksın, ağlayacaksın ve sahipleneceksin. Öleceksin ve her şeyin bittiğini sanacaksın. Kimse daha sonrasını bilemezken, ahkâm kesenlere işte o zaman sen güleceksin.

Düşünüyorum da bu yaşıma, o kadar çok şey sığdırdım ki bu gece bunu bomboş yollarda araba kullanırken anladım. Sevdim, aldatıldım, ayrıldım, reddedildim, başardım, başaramadım, ağladım, sahiplendim, en sevdiğimi kaybettim ve onu gömdüm, tanımadığım kişilerin göğsünde ağladım, yolda oturup düşündüm, otobüse binip bilmediğim duraklarda indim. Sapıklarla konuştum, kimin ne mal olduğunu bilmeden onları hayatıma soktum ve çıkarırken hasta oldum, çocukluğumu özledim, anılarımı canlı tutmak için kendimi zorladım. Başarının anlamını yeniden yeniden yeniden değiştirdim durdum. Gözüme birini kestirdim, onunla çoğu şeyi ilk kez yaşadım, utanmadım, bağırdım, kavga ettim ve tartıştım. “Benim fikirlerim, benim düşüncem.” dedim yıllarca. Bu bendim ve bu benim hayatımdı. Çok şey sığdı 21 yıla. Bir bu kadar daha sığacak biliyorum. Nasıl biliyorum onu da bilmiyorum ama bir bu kadar daha sığacak işte.

2 yorum:

  1. düşündüğün herşeye hak verdim. ah ben bloguna girince hüzün de olsa mutlu oldum.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Bende yarın ilk iş olarak senin sorularını cevaplıcam ;) ++Senin cevaplarınıda çok beğendiğimi belirtmek isterim :))

      Sil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)