17 Ocak 2013

M. İle Kız Kıza

Finaller biter, gece oturmaları, arkadaş buluşmaları, eğlenmelere çıkmalar, bira içmeler, bir arabaya kaç kişi sığabilir durumları yaratmalar (eğlenceli oluyor =) ) ve daha nicesine başlanır ;)

Aynı şehir, aynı kampüs ve yılların getirdiği dostluk. Sonuç olarak özlem, hasret, dedikodu, çapkınlık ve bol bol kahkahanın beni beklediğini biliyordum. Hemen M. ile bir buluşma ayarladık. Kızlar gecesinden sonra araya kaç sınav girmişti. Bendeki 11 dersin yarattığı beyin sulanması, onun kendi dersleri + açık öğretim sınavları derken ikimizde etrafa manyak gibi bakıyorduk. En iyi çözüm buluşmak ve kafa dağıtmaktı. Bunun için benim tek ihtiyacım olan M. dir. Onun içinde ben olmalıyım ki aynı anda aramışız birbirimizi ;)

Buluştuğumuzda ilk işimiz Alsancak’a gitmek oldu. Kampüs zamanı Küçükpark’da takılmak zaten fix iken biz biraz geçmişi iade etmek amaçlı Alsancak’a yol aldık. İner inmez ise durakta kimle karşılaştık bilin bakalım (İzmir küçük yer. Özellikle de böyle durum ve karşılaşmalarda.) A.B.Y.A. Kahramanı ! Aynen öyle oldu. Biz böyle kız kıza, güle oynaya giderken bir anda karşıma çıktı uzun boylu! İki muhabbet ve sonra görüşürüz ile ayrıldım yanından ve daha iki adım atmadan hemen,

M: Hoş çocukmuş. Tam senlik. Yakışıklı ve tatlı. Ne diyordu D. bunlara dur hatırlıcam… Hmm… Hatırladım “Gideri var!” =))

Benim ona yan bakışlarım ve kolundan tutup “Hadi hadi yürü duycak şimdi” şeklindeki tavrımla Kordon’a geldik. Sözde kafe seçme görevi bu sefer M. nin olmasına rağmen o hala A.B.Y.A. daydı.

M: Hadi amaa… Doğruyu söylüyorum biliyorsun ve bana öyle Bihter gibi bakmayı da kes valla giderim.

Kıramayacağım bir insan işte, tamam tamam deyip unuttuğu görevi ben devralıp bir kafeye oturttum onu. Klasik kahvelerimizi söyleyip birbirimize baktık. Bu birazdan başlayacak olan muhabbetin aslında ikimiz tarafından ateşinin ortak olarak yakılma adımıydı.

M: Ee Z.S anlatmıcan mı? Sınav zamanı içine kapanmıştın da bu sefer daha da kapandın. Valla bu çocuk yüzündense hiç ona kızamıcam. İlk benim karşıma çıksa bende senin gibi olurdum (Bendeki sus pusluk halime sinir olduğunu biliyordum.). Valla çekilmiyorsun (der ve 30 saniye geçmeden) romantik mi? (diye sorar hehe =) ).

Z.S: Nerden bileyim. O kadar samimi değilim. Sadece iki muhabbet o kadar. Sende gördün ayaküstüydü.

M: Saçmalama. O demindi. Kesin araştırmışsındır sen onu. Ayrıca sadece iki muhabbet olmadığını cümle kuruşundan anladım. Sen kimi kandırıyorsun kızımmm. Kaç senelik arkadaşınım ben senin.

Bendeki tuhaf sırıtma (Bu sırıtmalar benim başıma bela olacak anlaşıldı).

M: Biliyordum, evreka! Haha ee sonuç? (Cin cin bakışlar.)

Z.S: Çok fazla disko tarzı parçaların kliplerini yayınlıyor birde duygusal damar parçaları hem de sık sık. İki arada bence ya kop kop modu ya da damar damar üstüne modu. Anlamadım be kuzu.

M: Nolmuş yani, ne bu sıkkın surat şimdi?

Z.S: Ne mi olmuş? Olan çocuğun yeni sevgilisinden ayrılmış imajı çizmesi. Hem severim hem Demet Akalın ile intikam alırım modu olması. İstersen Serdar Ortaç’ta ekliyim ben ona. Al sana aşk acısı çeken ve ne yaptığını bilemeyen insan modeli.

M: Uff kızım bu kadar ayrıntılı ben bile düşünmüyorken sen hangi ara böyle düşünmeye başladın söyler misin? Belki romantiktir olamaz mı ya da ya daaa kop kopcudur!

Z.S:

M: Kop kopcu kötü oldu kabul #) Tamam öyle olmasın sonra arabadan kafa dışarıda dans eder falan valla ön koltuktan herkes görür seni =))))

Z.S: Haha =)) Hayal gücüne hayranım ;)

M: Ahanda güldün, güldürdüm seniii =)

Z.S:

M: Saniyede dumur oldun!

Muhabbet burada bitmiyor ama şimdilik ara veriyorum =)
M. bu işe elini attı mı?
Sorunuma (ona göre büyük bir sorun vardı) çare oldu mu?
Vee tabi biz bu yazının sonunda neye karar kıldık hebiciği bir sonraki part da ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)