5 Ocak 2013

Kızlar Gecesi?!


Final haftamdayım diye insan eğlenemeyecek mi canım aaa =)

Kızlar gecesi oldu “Kızlar + Erkekler Gecesi”. Eğer arkadaş grubunuzda Yaşar gibi biri varsa çok şanslısınızdır. Kızlarla yapılan iş bölümü sonucu benim görevim M. ile alışverişe çıkmaktı. O, abur cuburla ilgilendi (aman aman beni onların olduğu reyona sokmayın, çıkamıyorum sonra.) ben ise daha çok şarap, makarna vs vs.

Neyse efenim asıl görevimiz tabi ki de kız kıza eğlenmekti. Gece öyle başlamıştı, amaç buydu hatta muhabbette koyulaşmıştı derken şarabında etkisiyle “Neden bizimkileri aramıyoruz ki?” dedik (Bak bak bak! Nasılda birbirimizi kudurtuyoruz.). Her neyse efenim, bu kurdurtma cümlelerini geçelim ve olayımıza dönelim. Tabi grubun çıldırtanı ben olduğum için direk “Evet evet evet!” diye koltuğun üstünde hoplamaya başladım =) Aramızdaki mantıklı insan S. ise “Hayır yaa çağırmayalım.” dedi (Biliyor çünkü onun arayacağı kişi gelmeyecek. Çakalll… Bizden kaçar mı?! ;)). Bu sefer onu kırmamak için kendi aramızda belirlediğimiz isimleri küçücük kâğıtlara yazıp kura çektik.
Bana yazının başında sözünü ettiğim Yaşar’a benzeyen Y. çıktı ;) İşim kolaydı. Ne zaman arasam gelmeye, çıkmaya dünden razı olan bu çocuk ilk çaldırışımda telefonu açtı:

Z.S: Naber Y., nasılsın?
Y: İyiyim Z.S.
Z.S: Sesin biraz tuhaf geliyor, müsait miydin? Rahatsız etmiyim (Hedefe yavaş yavaş emin adımlarla ilerlemekteyim.).
Y: Yok yok ne rahatsızlığı (Bu cümleye de hayranım. İnsanda, aramanı asırlardır bekliyorum imajı çiziyo).
Z.S: Oo çok güzel o zaman. Hadi M. lere gel tabi gitarını da al. Seni bekliyoruz. Geliyo musun?
Y:… (Y’nin sinir bozucu olan 30snlik sessizliğinin ardından gelen o güzel cevap) Adresi tekrar söylesene.

Elde var biiiirr ;)

Sırasıyla M., R., derken sıra geldi S. yee =))) Kıyamam yaaa.. Ona, her gördüğünde “Merhaba” dediği ama konuşmak istemediği çocuk çıkmıştı #) Neyse, zorla bizim “Hadi ama oyunbozanlık etme kızım” gibi yalvaran büyük gözlerimiz ve birkaç göz kırpışımız sonucunda tamam tamam üff haliyle aldı telefonu ve tuşladı tuşları. Bir yandan telefonun açılmasını bekliyoruz bir yandan S. nin bize atarlı sözlerini dinliyoruz derken telefonu bir bayan açtı.

S: Kadir ile görüşecektim.
Kız: Kadir mi, Kadir’de kim?
S: Kadir işte?! (Burada yeniden adını söylüyor garibim.)
Kız: Maalesef yanlış numara. Bu telefon sevgilim Kemal’e ait. Kadir diye birini tanımıyorum.

Dedi ve PAT kapattı kız. Biz telefonun ekranına bakıyoruz, S. bize derken ben “Yeniden ara.” dedim. Nasıl olur ya? Daha dün çocukla ders notları için görüştüm. Ara kızım şunu dedim. Bu sefer bizi aldı mı bi merak, noluyo lan dedik. 4 senelik Kadir, bir gecede Kemal mi oldu ya da bu çocuğun ikinci ismi vardı da biz mi kaçırdık ya daa… (Bu üç noktanın devamını tahmin edebiliyor olmalısınız) devamını yazıyorum;
Dıt dıt dıt dıııtt… (Açan yok derken gene aynı kız açtı telefonu)

Kız: Efendim?
S: Affedersiniz. Demin yanlış söylemişim. Siz haklıymışsınız. Kemal ile görüşecektim.
Kız: Kimsin sen? (Ne kadar kibar!!)
S: Ben sınıf arkadaşıyım. Ona bir şey sormam lazım. Acil olduğunu söyler misiniz?
Kız:
S: Alo? Orda mısınız?
Kız: Peki veriyorum.
S: Kadir?
K: Evet.

İşte olay buydu. Bir anda birbirimize bakışımız ve bütün bakışların S. de birleşmesi. Heyecan, atraksiyon. Ouvv beybi beybi, seviyorum ulen seviyorum =))

S: Kadir, “Kemal” senin ikinci ismin mi?
K: Bunu sonra konuşalım mı, şu an hiç müsait değilim.

Ve PAT diye kapatma!
Noluyo lan? Sanırsın ki sevişiyorlardı biz bozduk!

En sinir olduğum şey zaten “Müsait değilim!” deyip telefonun PAT diye kapatılması. Bir de bunun üzerine Kadir’in aslında “Kemal” olduğu ya da Kemal’in “Kadir” olduğu gibi bir karmaşayla baş başa bir anlık kalmamız. S. nin bile kıllandığı bu olaya virgül koyup hatta dedikodusunu yapmak üzere not aldığımız konuya ara veriyorum tabi şimdilik =)
Yarım saat sonra…
* Yarım saat sonra ne oldu?
* Kadir kimdi ya da Kemal?
* Y. geldi mi?
Devamı bir sonraki yazımda ;)

2 yorum:

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)