10 Kasım 2012

Sıkıcı Kurallar, Oyunlar

  Ne bu oyunda kuralları uygulamak istiyorum ne de bu oyuna “Oyun” olarak bakıp dâhil olmak.
Sadece dursam.
Hiç bir şey yapmadan,
Karar almadan,
Öylece.
Sessizliğimi korusam.
Konuşulanları duymasam.
Önümde söylenen her cümle bana vurmasa.
Onun hakkında olmasa.
En beklemediğim zamanda karşıma yeniden yeniden ve yeniden çıkmasa.

Başımı omzuna dayadığım zaman mutlu oluyorum. Koluna girip gülmeyi seviyorum. Böyle durup şımarmayı (beni şımartmasını) seviyorum ve ayrıca parmaklarımın ucunda olmaya bayılıyorum. Onu görünce bilinçsizce yüzümde oluşan gülümsemeyle, midemden başlayıp vücudumu saran o tuhaf hissi hissetmeyi seviyorum. Her şey birleştiği zaman, ben bu adamı seviyorum diyorum. Ama sevmek istemiyorum. Ya da istiyorum. Sırf inat, geçmiş de benim olan birini yeniden elde etme arzusu, savaşı başlatan kıza karşı içimdeki o yenilmeyi kabul etmeyen kızın savaşı bu! İstemek ile vazgeçmek arasındaki çok ince bir çizgideyim. Korkmuyorum, işin sonunda kazananın ben olacağımı biliyorum. Bunu bile bile itiraf etmek ve arkamda bıraktığım kızı sonsuza kadar kaybetmek. Karşılaştığım zaman tanımıyor gibi yapmak, kafasını çevirmek belki de yüzüme gülüp arkamdan lanet olasıca demesini duymak.

Madem savaşı başlattın o zaman sert kayaya çarptığını bil. Savaş başladıysa boyamı sürer, kılıcımı çeker, kalkanımı kaldırır ve okumu gererim. Savaşı artık kurallarıyla oynamamaya karar verdim. Rakibim centilmence savaşmayacaksa bende onun yöntemiyle oynarım hatta öyle bir oynarım ki kendi oyununun kurallarıyla şaşırır ve şaşıracakta. Çok kızdım ona. Ya sen nasıl bir insansın ki onun yanında beni kötülersin, arkamdan konuşursun ve onun hakkında duyduklarını bana gelip yalan yanlış anlatırsın. Bana ya bana! Onun ciğerini bilen bana! Hayatta en sevmediğim şey salak yerine konulmak. Boynuz, kulağı geçmeye mi çalışıyor?!

İnsanların gözlerinin içine bakıp her şeyi anlamamı sevmiyorum. Bütün yapılanların bir şekilde önüme sıralanmasını da sevmiyorum. Beni seven adamla sadece flört ediyorken sen kim oluyorsun da aramıza giriyorsun?! Eskiden kalma hikâye, yeniden filizlenmeyecekse bile inat için filizlendircem. İşte o zaman bütün arkadaşlığımızı ve geçmişimizi silicem. Sırf arkadaşım diye geri çekildim. Tamam dedim. Kız, çocuğu seviyorsa çekilirim aradan. Ama bu sefer daha da yakınlaştık çocukla. Sorular, sorgular, gereksiz kaçışlar, aramalarına, mesajlarına cevap vermemelerim ve yapılan yapmak zorunda kaldığım açıklamalar. Sonra düşündüm de bunları neden yaptım ben? Geçen gün duyduklarımla şok oldum. Neden çevremde arkadaş dediğim kızlar, hep bana istemediğim şeyleri yaptırmak istiyorlar? Kendi içimdeki mücadelemle beni yalnız bırakıp hayatımın içine etmeye devam ediyorlar.

Bugün kızın gözüne baka baka flört ettim çocukla. Evet, yaptım bunu. Güldüm, kahkahalar attım sırf sinir olsun, köpürsün, hırsında boğulsun istedim. Benden bilgi alıp sonra dedikodumu yaptığını öğrendiğim anda bitirdim onu gözümde. Onun olmadığı, gelemediği, bulunmadığı her yerde ben varken benim onun yanında olmamı kıskanıyormuş. Cesareti var ise çıksın karşıma. Benim karşıma çıkmaya cesareti yok biliyorum. Onun karşısına yıllar geçse de çıkamıycak eminim. O zaman ne istiyor ki ikimizin hayatından? Söylese…

Sonuç olarak kızlarla neden iyi anlaşamadığımı bir kez daha bana hatırlatan arkadaşa! teşekkür ediyorum. Yaşasın erkek arkadaşlar! Her zaman yanımdalar ve dedikodumu yapıp arkamdan konuşmuyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)