18 Ekim 2012

Loş Işıklar Altında


Günler geçti bile hem de çok hızlı.
Acaba dedim, gece gece acaba günler, yıllar geçtikten sonra birbirimize kalabalık bir masada bakıp,
Aradığın aşkı buldun mu diye sorcak mıyız,
Sorar mıyız,
Sorabilir miyiz?
Konuşmadan sadece bakışarak.
Ufak bir ifadeyle anlarım ki ben senin ne istediğini,
Ne söylediğini ya da neyi ima ettiğini.
Sen de aynı benimkini.
En acısı da bu değil mi?!

Bugün gittiğim barda çıktım sahneye. Aldım elime mikrofonu, elimdeki kadehi uzattım sahnedeki çocuğa ve o eski şarkıyı söyledim “Tek başına”. Gözlerimi kapattım ve bütün o loş ışıkların altında değilmişim gibi davrandım. Sadece şarkıyı söyledim. Kime söyledim, nasıl söyledim her anını hatırlarken senin orda olmaman ve duymaman bütün olayı sadece benim yaşamamı sağladı. Şarkıdaki gibi tek başımaydım. Şarkıyı bitirip gözlerimi açtığımda herkes önümde bana bakıyordu. Sanırsam farkında olmadan gözümden yaş gelmiş. Olur böyle şeyler, olsun zaten böyle şeyler…

Arkadaşlarım benim için mikrofonun sesini de değiştirmişler ve ışıkları daha da loşlaştırmışlar. Bara gelen herkesi tek bir şarkıyla verem etmiş olabilirim. Napalım.. Gece ilerledikçe bu kadın romantikleşir. En azından içtikten ve sahneye çıkıp şarkı söyledikten sonra kimseyi aramadım. Masamıza geçtiğimde “Oo kızım amma efkârlıymışsın sende” gibi yorumlar aldım. Hafifçe gülümseyip içkimde kalan son yudumu da içtim. Sonrası malum. Bilgisayarımın başındayım ve bu yazıyı yazıyorum. Yayınladıktan sonrada yatıp sabah 08.30’daki dersime yetişebilmek için birkaç saat uyuyup kalkmam gerek.

Öyle işte. İyi Geceler Millet…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)