22 Ekim 2012

İyice Tuhaflaşma Noktasındayım!


İşte aradığım başlık tam olarak buydu.
Beni ve benim şu anki ruh halimi başka türlü ifade edemezdim.

Bugün öğleden sonraki dersim iptal oldu. Millet memleketine gidince bir avuç insan kaldık. Kalanlarda zaten benim gibi İzmirli olanlar. Bende cumartesi günü aldığım ama sonradan rengini beğenmediğim birkaç giysimi değiştirmek için çarşıya uğradım. Ama bundan önce cuma günü size bahsettiğim ya da bahsetmiş miydim? Aman Allahım kafam iyice dağılmaya başladı (Sulanıyo mu len!) #) Bilmiyorum artık, işte o kitapçıya gittim. İndirim ve yeni kitaplar bir araya gelince o kadar çok kitap seçtim ki. Habire kıza “Kart geçiyo dimi?” diye soruyorum. Kızda garibim “Evet evet” diyodu. Sonunda bakışarak anlaşmaya başladık =)

Derken ben oradan çıktım ve Büyük Park’da yürüyorum bir yandan da çocukluğumun geçtiği o eski sokaklarda oturup etrafı inceliyor, fotoğraf çekiyorum. Tam anlamıyla kafa dinleme anlarındayım derken kadrajıma bir çift denk geldi, böyle uzaktan geliyorlar. Direk ne yakışıklı oğlan dedim ve zoom yapmaya başladım.

Veee o an geldi!
DAN!!

Anaokulundan arkadaşımı (evet ne var bunda aa..) çocuğun yanında gördüm. Hayır kızla da muhabbetim var =) Bendeki şaşkınlığa bakar mısınız?! “Bu oğlanı nerden tanıyorum acaba?” diye zoomlarken meğerse bizimkinin face profilinden tanıyormuşum. İnsan yanındaki kıza bakar. En azından kadın kadını keser. Bizde böyledir ya. Ne giymiş, oo güzel mi falan diye sokakta ilk kez gördüğümüz kadını keseriz. Ama ben, yok canlar kimseye benzemem, direk erkeği keserim ;) Al işte noldu #) Evet evet evet biliyorum iyice saçma bir hale bürünmeye başladım ben. Farkındayım yaaa… Doktorlar çare bulsun bana ;) Sonra çiftimiz konuşa konuşa yanımdan geçtiler. Artık o utanç ve kendime gülme anımla merhaba demedim. Hiç bulaşmadım. Direk gözlüğümü taktım ve yürümeye devam ettim. Birkaç bardak çay içtim ve tiyatroya bir bilet aldım. Ne oyunu bilmeden izledim ve çıktım. Hala yapılacak işlerim varken böyle amaçsız gezmek de pek güzel oluyormuş. Değişim yapmak istediğim kıyafetleri mağazaya götürdüm ama başka rengi de kalmamış. Bunun üzerine ceket aldım derken hadi dedim gene yürü kızım sen. Zaten ayağında spor ayakkabıların var, spor olur (Tam Türk insanı). Bir şişe su alıp yürümeye başladım.

Bundan sonra olanları size tarifimle anlatıcam;

Şimdi üstümde hoş bir kot şort.
Onun üstünde mor askılı atlet ve krem rengi salaş bir yelek var.
Saçlarım inadına açık ve dalgalı (Kendi kendime çok seksisin diyorum. Öyle bir ruh haline bürünmüşüm). Bir o yana bir bu yana sallanıyor.
Bir elimde suyum, bir elimde ETİFORMmum yürüyorum, aa unutmadan o muhteşem güneş gözlüğümde gözümde ;)

O gözlük malum “Analar neler doğuruyor”u bile etkilemişti. Yaa o çocuğa noldu? Bi ara anlatıyım size onu ;) Uff ne hikâye var onun partın da =) Hatırlatmıyorsunuz ama. Bende unutuyorum #)

İşte ben böyle yürürken yıllardır aramadığım arayamadığım ilkokuldan fen bilgisi hocamla karşılaştım (İnsan böyle günlerde sevdiği, hoşlandığı çocukla karşılaşmak ister ama kısmette bana düşene bak). Karşıdan tin tin geliyor. Bende de hava tavan yürüyorum. Amacım umarım beni tanımaz şeklinde derken bu olmadı tabi Şettt!!! Geldi geldi yaklaşıyo derken bir anda kolumu tuttu ve “Sen Z.S mısın?” dedi? “Evet hocam, çok değişmişsiniz” dedim (Yalanın gözü çıksın. Eğer başıma bir şey gelecekse sırf bu yalanlarım yüzünden gelecek). “Biliyorum” dedi. “Sende çoookkkk.?!” dedi ve sustu sonra tek kelime olan “Büyümüşsün!” dedi. “Evet” dedim. Ne saçma bir iltifat lan bu! Tabi büyücem, 8 sene geçmiş biz mezun olalı! Eveett yaş ortaya yavaş yavaş çıkıyor #)Beni hem azarladı hem de sol koluma vurdu. Her cümlenin sonunda koluma bir şaplak yedim. Bu nasıl sevgi lan böyle?! Tam ayı & yavru hikâyesindeki gibi #) Ayrılırken de “Ortaokuldaki ekürünü topla gel bana” dedi. Oldduuuuu dedim tabi içimden. Dışımdan “Bakarız hocam, siz aynı yerde oturuyorsunuz dimi?” dedim. “Evet” dedi. “Tamam,  iyi günler” dedim, koşar adımlarla kaçtım. Bildiğiniz uçtum ya ne kaçması. Bir dakika önce bi araba olsa da beni eve atsa diye ayaklarımım ağrısından söylenen Z.S uçtu =) Sırf bu yüzden gitmiyorum var ya. Neden gelmedin, her gün mü dersin var, haftasonunda mı dolusun falan filan. Gidince de sana sorunlarını anlatıyo. 5dk oturcam diye gidersin 1 saatten önce kalkmazsın. Her gün gitsen de azarı yer eve dönersin. Aman eksik kalsın valla yaa. Sonra ben ortaokuldan herkesle görüşmüyorum ki. Millet dağılmış dört bir yana. Ayrıca çoğuyla da konuşmak istemiyorum. Geçmişim pek temiz değil bu konuda.

Bütün bunların sonunda salonumdaki o muhteşem rahat büyük minderli üçlümde uyudum. En son hatırladığım görüntü ve ses Uğur Dündar’mdı. O adamı da sonunda delirttiler ya ne diyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)