25 Şubat 2012

Sevgililerim …2


O zamanlar lisedeyim. Ergenlikten yeni çıkmış ya da çıkma çabaları diyelim. 6.Cadde grubundan ayrılıp Emre Aydın’ın “Emre Aydın” olduğu zamanlar işte. Bağımsız olacağız ya, hemen servisten ayrılıp okula otobüs, otobüsü kaçırırsam dolmuşla giderdim. İşte gene böyle bir zamanda okuldan çıkmış ve otobüsü kaçırmıştım. Yapacak başka bir şey de yoktu zorunlu bindim dolmuşa. Yokuş aşağı son sürat giderken zaman bol deyip kitabımı açtım okuyorum. Ne kadar bir süre geçti bilmiyorum. Başımı kaldırdığım zaman dolmuş ana baba günü gibi olmuştu. O sırada asıl dikkatimi çeken önümde iki büklüm duran çocuktu. Garibimin boyu uzun olduğu için kafasını hatta omuzlarından eğmiş bir şekilde duruyordu. Daha fazla bu şekilde durmaya dayanamadı ve ayağımın yanına pat diye oturdu. Şaşkınlıkla beraber bende hafif bir tebessüm tabi =)

Sonraları ders çıkışlarında otobüsü durmadan kaçırır olmuştum. Ya biz dersten geç çıkıyorduk ya da otobüs erken geçiyordu artık bilemeyeceğim =) Sonuçta ben dönüşlerde dolmuş yolcusu olmuştum. Ve hikâyemiz buradan sonra başlar ;) Bir iki derken üçten sonrasının tesadüf olmadığına inanan ben o gün ayaklarımın dibine oturan çocuğun nerden bindiğini öğrenmiştim. Zamanla çocukta yere oturma alışkanlık halini almaya başlamıştı. Benimde oturduğum yer hep aynıdır. Dolmuşun sağ en arka cam kenarı =) İndiğimiz duraklar birbirine çok yakındı. Gel zaman git zaman derken artık konuşmadan gülümseyip selam verir bir hal almıştı tanışıklığımız. Bir kaç gün sonra aynı dershaneye gittiğimizi fark ettim. Hem de nasıl?! Aynı dolmuşta karşılaşarak =)

Aramızda kalsın çocukta yakışıklıydı. Hani aramızda bir şey başlasa çok güzel olabilirdi =)

Hayat bütün o sınavlara hazırlanma stresiyle devam ederken bu şekilde renkleniyordu. Sonra ne mi oldu?! Çocuğun bir cümlesiyle bu renklendirdiğim dolmuş anlarım bitti. Çocuk bir gün resmen yanıma oturdu. Gene dershaneye gideceğiz ve yolumuzda bayağı var. Yani bir konuyu 5 kere konuşsanız da gene varamazsınız öyle bir süre düşünün. Çocuk konuştuğu anda anladım ki (hazır olun!) bizimki tükürerek konuşanlardanmış!!! Dank kaldım orada. Bitti. Resmen onun hakkında düşündüğüm her şey yok oldu, silindi. O zamana kadar sevimli, gülen kız Z.S bir anda cool takılan Z.S’a döndü =))

Başlasa nasıl olurdu, ne yaşardık bilemiyorum ama bu sefer hiç böyle bir şeyi de kendime sormuyorum.
İnsanın kafasında bitirmesi nasıl bir şey acaba diye hep düşünürdüm.
Al işte böyle bir şey deyip önüme o zaman sunmuştu hayat =)

Bir erkekte tahammül edemediğim şeylerin başında gelir tükürerek konuşmak.
Aman Allahım yok yok almayayım ben =)

Bu sefer sevgilimi anlatmadım size ama olsun. Bu da benim için çok özel bir hikâyedir ;) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)