11 Aralık 2011

Yoğunum Yoğunuz Yoğunlar

Bu ay vizelerim bitmesine rağmen buraya girip de adam akıllı bir yazı yazamadım ya valla çok üzülüyorum.

Vizeler bitti geriye sadece işi kaldı. Temizlenmesi gereken bir oda, pratik yapmayı isteyen bir keman, düzenlenmesi gereken notlar, çalışılması gereken ama ertelenen şimdilerde ise dağ halini almış dersler ve evet teslim etmemi bekleyen ödevler. Bunların hepsi birleşince inanın sadece telefonuma yazmak istediğim fakat vakit bulamadığım konuları yazmak zorunda kalıyorum.

Geçen hafta çarşamba günü bölümümüzün partisi vardı. Partiye abimle gittim. Şimdi diyeceksiniz başka kimseyi bulamadın mı? Hayır, çünkü ona sözüm vardı. Ayrıca zaten bölümden arkadaşlarımın hepsi mekânda olacağı için çokta kiminle gittiğimin bir önemi yoktu. Tabi gönül isterdi takalım kolumuza sevgilimizi ve öyle gidelim ama kader =)) Gene de nasıl eğlendim, ne içtim, ne söyledim hiçbir şey hatırlamıyorum. Abim bir şeyler söylüyor ama yok yani hatırlamanın belirtisi yok. Arada kısa kısa sahnelerin dışında bir şey hatırlamıyorum #) Arkadaşlar gecenin devamında başka bir mekâna gitmeyi teklif etseler de kafam güzel olduğu için bu teklifi başka bir sefere ertelemek zorunda kaldım. Peki ya sonrasında ne yaptık? Abimle eve kadar yürüdük =) Hava açık, dolunay var ve yollarda ise araba yok. Öylece yürüyoruz. Aslında çokta iyi oldu. O kafayla eve kadar açıldık zaten =) Ertesi günkü derse ayık gitmeme yardım ettiğini de düşünüyorum. Bide bu partinin öncesinde yaptıklarımı düşünüyorum da nasıl halim kaldı ve o kadar çok eğlendim bilemiyorum. Eğlence deyince vücudum bir anda enerji depoluyor da olabilir ya da gece de aldığım iltifatlar mesela hepsi birer beni ben yapmışta olabilir ;) Neyse çarşamba böyle bitti ve geldi perşembe. Perşembe günüde dersten sonra iki fabrika gezimiz vardı. Biri iplik yani teknoloji opsiyonu diğeri terbiye ve örme fabrikası. Bir şeyi burada söylemek istiyorum o iplik fabrikasında bizi fabrikada gezdiren beyefendiyi! gözüm hiç tutmadı hatta kıl oldum, sinir oldum. Adam müdür olmuş ama adam olamamış hatta bir bayana nasıl davranacağını bile bilmiyor. Adama sinir olma olayım ise şöyle; şimdi bize fabrikayı gezdiriyordu ve bizde 7-8 kişilik grup onun arkasından geliyorduk. Öyle bir yere geldik ki pamukların temizlendiği yer ve orası o kadar gürültülüydü ki resmen sessiz sinema oynar gibiydik. Neyse ki aynı makineler bizim bölümde de vardı ve hocalarımız anlatmıştı da adamı duyamadığımız için pek üzülmedik. İşte böyle bir durumda bizi o hareket eden ve büyük makinelerin arasından geçirmeye başladı. Burada şunu belirtmek istiyorum; normalde iplik fabrikalarında lif yutulmasın diye maske takılır ve o makinelere saçlarımız, kıyafetlerimiz takılmasın diye de ona göre giyinmek gerekir fakat biz doğal olarak teknik geziye gittiğimiz için o tarz bir giyimi giymemiştik. Bu nedenle de adam bizi o statik elektrik oluşturup hatta hareket ettikçe uçuşan liflerin arasından geçirmeye başladı. Hocalarımızda bu tarz yerlerde çok bulunmamamız gerektiğini ve maskemiz yoksa nasıl korunmamız gerektiğini söyledikleri için artık adamı dinlemiyor direk oradan çıkmak istiyorduk. Bende aynen bunu yaparken adam bana döndü ve “Bak!” dedi. Bende ona dönüp “Baktım” dedim. “Neye baktın?” dedi. Bende makinenin adını söyledim. “Bu makine ne yapıyor?” dedi. Ayrıntılı bir kaç cümle söyledim. Neden öyle bir cevap verdim onu da bilmiyorum. Sanki sınava giriyor gibiydim. Derken adam bir anda karşıma pat diye çıkıp elini de beline koyup bana ard arda “Ne gördün ha ne gördün ne gördün?” diye sormaya başladı. Dumura uğradım ve öylece kaldım. Sonrada arkamı dönüp, sıranın arkasına geçtim. İşte o anda bende o fabrikaya ve adama karşı merak bitmişti. Devamında ise artık adamın gözündeydim. Bildiğiniz adam her lafında bana bakıp laf sokuyordu ya da soktuğunu sanıyordu. Hızlı hızlı yürüyor geride kaldığımızda ise bana bakıp geç kalanı kovarım diyordu. Ey allahım gel de sinir olma. Sanırsam benim takmaz hallerimi gördükçe daha da sinir oldu. Sonrasında ise en olmayacak şeyi yaptı ve kovalardaki karışımı alıp “Bu lifin dilini bileceksiniz!” deyip ditmeye başladı. Tahmin edersiniz ki sonuç: her yerde uçuşan lif! Arkadaşlarımın montları lif oldu, ben lif yuttum, bazılarımızın saçına yapıştı. Resmen rezillik. İkinci grup olmamıza rağmen fabrikadan çıkan en son grup olduk. Aslında adam ikinci sınıf olup da opsiyon seçmeden fabrika gezmemize en başta anlam verememişti. Ardından gittiğimiz terbiye fabrikasından daha memnun kaldım. Bir şey daha fark ettim terbiye seçsem o kimyasal kokularından rahatsız olmam. Kokuları beni hiç rahatsız etmedi. Ne kadar konfeksiyon seçmeyi istesem de hala aklımda soru işaretleri var. Terbiye fabrikasından memnun kalmamın bir diğer sebebi ise bize fabrikayı gezdiren arkadaşların bizim okuldan mezun olması ve bizim aklımızdaki soruları bilip ona göre anlatmalarıydı. Ayrıca orada daha rahat soru sordum, gezdim yani içime sindi diyebilirim. Günün sonunda yorgunluk denen şeyin on katı üstüme oturmuştu =) Akşamki konseri de kendimce iptal ettim, adamı unuttum ardından da yattım uyudum.

Gel zaman git zaman işte pazar yazımın sonu.
Şimdilik sizi sizinle yalnız bırakıyorum.
Yarın YGA sonuçlarını öğreneceğim.
Bakın yoğunluk ve heyecan hayatımda az da olsa devam ediyor.
Bana bol şans dileyin ;)

2 yorum:

  1. Şansn açık olsun adaşım :))

    YanıtlaSil
  2. Şansım açık oldu adaşım. Şuan ve şu saat itibariyle mülakatı geçtiğimi öğrendim. İnşallah bir sonraki aşamayıda geçerim =))

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)