17 Kasım 2011

Şaşkınım, Kırgınım ve Minnettarım


Öyle zamanlar yaşıyor ve öyle durumlarla karşılaşıyorum ki şaşıp kalıyorum. Onu da gördüm, bunu da yaşadım ve artık tecrübelendim diyen benim bile şaşırdığım zamanlar oluyor işte. Kafamda kırk tilki modun da gezen ben, öylece kalıyorum. Bir şey söylemiyor, anlamsızca bakıyorum. Konunun odak noktası olmayı gene nasıl becerdiğimi anlamaya çalışıyorum. Ben bunu düşünürken karşıma çıkıp saniyede üç cümle söyleyebilen insan konuşuyor. Olayları kendime çevirmeli miyim yoksa çevirmeden ufak ufak sıyrılmalı mıyım bilemiyorum. Asıl anlamadığım konu ise insanların böyle bir durumda benim onları kıskandığımı düşünmesi. Hayır neden kıskanayım yani kıskanacak ortada bir şey yok ki?! Sen, ben ve konunun nasıl patlak verdiğini anlamadığım bir konu.

Düşünmek istemiyorum. Susuyorum. Susunca da sinsi oluyorum. İnsanı geriyorlar resmen geriyorlar. Klasik koç kadını olarak öyle bir aşamaya geleceğim ki bir patlayacağım ve o an olduğunda herkes benimle bir yanacak. Gözü kapalı bir yanım olduğu doğru. Bu yanım deli halimle birleşince ben bile korkuyorum kendimden. İçimdeki isyankârı tutuyorum ama herkesin de bir sınırı var.

Bugün tek başıma yürürken gözümü kapattım ve MP3 üm de çalan şarkıyı dinledim. O an düşmeyi ya da bir yere çarpmayı düşünmedim. Tek düşündüğüm birisine teşekkür etmem gerektiğiydi.

Her şeyin üst üste geldiği zamanlarımda bana bir çıkış yolunun gösterilmesi ve o yolun ise diğer yollara göre en açık olanı olması bana hala beni izleyen ve koruyan kişiyi hatırlatıyor.

Seni Seviyorum demeliyim ona.
Seni görmek istiyorum, beni üzenler var demeliyim.
Her şeyin ötesinde teşekkür ederim demeliyim.

2 yorum:

  1. içinden geldiği gibi davran, istediklerini söyle. bak böyle dönemler olmadan olmuyor mecbur hepimiz yaşıyoruz ama en azından içinden tutma ve kırgın olma boşver senden önemli mi :)

    YanıtlaSil
  2. Dimi =)) Tavsiyen için sağol Mia :) Şu sıralar bir sorgulama halindeyim zaten #)

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)