10 Eylül 2011

Size Bize Bana Kalmış


Karşılaştığımız insanlar bize benzemiyor ya da bizim düşüncemizi savunmuyor diye hemen kötülüyor, konuşmayı kesiyoruz. Hiç düşündünüz mü onun düşüncesinin altında neler yatıyor ya da o bu düşünceye sahipken size nasıl davranıyor?

Büyük tartışmalar, büyük kavgalar hep bu şekilde çıkmıyor mu? Biz münazara bile yapamayan insanlarız. Bir düşünceyi savunup onu ikna etmeye çalışırken bıraksanız kavga ederiz hatta abartıp birbirimizi bile dövdüğümüz olur. Sinirlerin bu kadar uçlarda olduğu bir ülkede ne diyorum ki ben? Şunu diyorum ya da sunuyorum: farklı bir şekilde olaylara bakmak. Demin dediklerimi bende zaman zaman yapıyorum. Düşüncelerim çakıştığı zaman yeri geliyor muhabbetimi kesiyorum. Ama bunu ilk çare olarak değil son çare olarak yapıyorum. Önce insanları izliyor sonra konuşuyor ve konuştukça da düşüncelerini öğreniyorum. Öğrendikçe daha çok soru soruyor onun aklından geçenleri öğreniyorum. Hemen yargıya kapılmak bu işte en kolayı asıl zor olan onun yerine kendinizi koyup fikirlerini anlamaya çalışmak. Bunu yapabilen zaten az kişi varken neden bizde onlara katılmayalım ki? Bir kişiyle muhabbetinizi kesersiniz sonra iki daha sonrasında beş on derken bir de bakmışsınız etrafınızda konuşacak kimse kalmamış.

Ara ara bana benzer kişilerle tanışıyorum ilk zamanlarda korkuyordum. Aklınızdan geçen her şeyi anlayan ve bilebilen bir kişiyle oyun oynayamazsınız, eğlenemezsiniz, farklı fikirler oluşmaz, bir düşünceyi tartışamazsınız. İşte bu nedenlerle artık farklı düşüncelere sahip insanlarla beraber olmaya başladım. Bunu da birkaç senedir yapıyorum. Geçen hafta tatildeyken konuştuğum arkadaşım üniversitelerinde yaptıkları bir projeyi anlatınca kendimdeki değişimi fark ettim.

Burada düşünceleri anlatıyorum ama bu düşüncelerden başka aldığımız kararlar içinde aynı şeyleri savunuyorum. Kimin nasıl karar aldığı ve hayatını nasıl çizmek istediğine biz karar veremeyiz. Bizim onun hayatında rolümüz sadece yardımcı kişi olarak bulunmak. Aslında bizim haricimizdeki herkes birbiri için yardımcı kişi bu hayatta. İnsanların cinsel tercihlerini öğrenip hemen dışlıyoruz.

Ben herksin kendi hayatı olduğuna inanan ve kimin nasıl seçim yaptığından etkilenmeyen ve karışmayan bir insanım. Karşımdaki kişi ister lezbiyen ister gay olsun yeter ki benim için insan olsun.

İnsanın bence sahip olması gereken erdemlere sahip olduğu sürece onunla konuşamayacağım, tartışamayacağım, muhabbetine katılıp sıkılmadan muhabbetine devam edemeyeceğim kişi yoktur. Bu dediklerim size biraz fazla egoistçe gelebilir ama benim için gerçek bu. Zamanla bana söylenen sözler, onaylanan davranışlarım, insan ilişkilerimdeki tecrübem bunu bana rahatlıkla dedirtebiliyor.

Bazen öyle anlar yaşıyorum ki bir hayvanın gözlerinin içine bakıp onun ne istediğini anlayabiliyorum mesela. İnsanlarla yapamadığım bu küçük iletişim beni o kadar şaşırtıyor ki dönüp arkadaşlarımla, dostlarımla, ailemle o günlerde yaşadığım olayları düşünüyorum. Hatta bazen herkesle takıştığım sonra eve gelip evcil hayvanımla konuştuğum, ona sarıldığım ve onunla anlaştığım anlar oluyor. Bunu yaparken her insan gibi etrafıma patlayabiliyorum. Ama asla insanlarla tartışırken kırıcı bir şekilde düşüncelerini ya da kararlarını aşalayıcı konuşmuyorum. Eskiden daha sinirli olup sesimin tonunu hemen ister istemez yükseltirdim. Sonra bunun kazandıran değil kaybettiren bir etken olduğunu öğrendim. Siz kavga ya da tartışma sırasında hatta en kızgın olduğunuz anda sesinizin tonundaki o huzur ve sabit konuşma tonunuzu bozmadığınız sürece karşınızdaki daha çok sinirleniyor ve bağırmaya başlıyor. Ama siz sükûnetinizi koruduğunuz için haklıyken haksız duruma düşmüyor ve kazanan taraf oluyorsunuz. Bide bu şekilde yaptığınız zaman söylemek istediğiniz sözleri söyleyebiliyor yani düşünerek tartışıyorsunuz. Ardından “Neden böyle dedim, bir anda ağzımdan kaçtı” demiyorsunuz. Bu şekilde bir yolla kazanan taraf olmayı başardım. Sonra dedim neden ben bu durumu sizlerle paylaş mıyım? =)

Kazanmak istiyorsanız her alanda sakinliğinizi ve sükûnetinizi koruyun. Bırakın insanlar etrafınızda bağırsın çağırsın. Siz ağırbaşlılığınızla ve olgunluğunuzla kazanın.

Düşünceler, savunulan fikirler, alınan kararlar, hayatımızı değiştiren tercihler…

Herkesin hayatında olmuyor mu, oluyor. Bununla daha tam olarak baş edeni göremedim ama neyi gördüm biliyor musunuz bununla baş etmek için gerekli yolları aramayı.

Bunun ilk adımını hazır bulmuşken de yazdım.

Sizde okudunuz.

Artık bundan sonrası size kalıyor.

İster dener bir şey kaybetmez isterseniz de denemez okur geçersiniz…

Size bize bana kalmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)