24 Eylül 2011

Her Şey Var Bu Yazımda


Bilgisayarın başına bir şeyler yazmak için oturdum ama ne yazacağıma bir türlü karar veremedim. Bu seferlik ortaya karışık yapsak size uyar mı? =)

Size uyarsa bana da uyar deyip başlıyorum o zaman ;)

Öncelikle zor ve sinir bozucu bir Ege Üniversitesi kayıt işleminden sonra bu hafta nihayet sağ salim derslere başladık. Hatta dün ilk dersimizi bile yaptık. Öncesinde kayıtlı olmadığımız için hocalar sadece yoklama alıp bırakıyordu. Hayatım boyunca hiç bu kadar derslere hemen başlamak ve öğrenci olmak için sevindiğimi hatta gayret gösterdiğimi hatırlamıyorum. Demek ki neymiş her şeyin bir ilki varmış =) Bu sene opsiyon seçmeden önceki son beraber ders gördüğümüz ve tekstilin temel derslerini almaya başladığımız yıl olacak. Hal böyle olunca da bende bir hırs bir mesleğime duyduğum aşkta depreşme başladı. İlk günden kitaplar alındı, oturuldu, çalışıldı, notlar tutuldu. Diyorum ya hiç hayatımda bu kadar hevesli olduğum bir öğrencilik yılım olmamıştı diye. Hangi üniversite öğrencisi _2.sınıfa gelmiş bide_ bu şekilde hevesle başlar =)) Neyse nazar değmesin. Hemen elimi tahtalara vurayım ;)

Bütün bu ders yoğunluğumun içinde keman derslerime de yeniden başladım. Artık onu da bi yere sıkıştıracağım. Bu sene arşe tekniklerimi geliştirmek istiyorum. 2 aylık bir çalamama durumum olsa da parmaklarımda geriye gitme falan olmamış neyse ki =) Artık dersler gittiği yere kadar gidecek.

Bütün bunların yanında senemi bu şekilde geçirmemi beklemiyorsunuz dimi =) Bu yaz yeni bir spora başladım. 4 haftada bütün vücudumu şekle soktu ama kalıcı şekil için 8 hafta gerekiyormuş. Ben bu programı bütün yaz uyguladığım için sonuç süper ötesi oldu =)) Hatta bayramda Bandırma’ya gittiğimde herkes yeni halime şaşırdı. Bu şekilde de kendimdeki değişimi kesin olarak fark etmiş oldum. Hatta bu programı teyzeme, kuzenime bide oradaki arkadaşlarıma da verdim öyle döndüm. Önce denedim sonra da pazarladım =) Okul açılınca da aynı duyumları arkadaşlarımdan da aldım =) Bir bayanın en sevdiği cümle “Sen zayıflamışsın” dır zaten. Egzersizler biraz zor olsa da en azından başlangıç seviyesinde olanlar için böyle diyorum zamanla vücudunuz güçlendikçe size kolay gelmeye başlıyor. Bu dönem ders programıma göre hangi günler yapabileceğim onu da belirledim. Vizeler başlayana kadar yapmaya devam. Merak eden olursa özelden adını da söyleyebilirim ;)

Bu sene lise ve dershaneden de arkadaşım olan Nage’yle sonunda aynı kampüste olabildik =) Arkadaş Dokuz Eylül Makine Müh. de olunca doğal olarak yanımda olmuş oldu =)) Dün buluştuk Küçük Park da ve bir kafede oturduk. Konuşmaktan ve gülmekten eve geldiğimde başım ağrıyordu. Bir insan bir kafede ne kadar süre oturabilir 1 saat 2 saat??? Biz oturmuşuz 4 saat =)) Onu da babam aradığında fark ettik. Yoksa bize kalsa aman sabahlar olmasın modunda devam ederdik. Kafenin sahibi gençler bile artık bunlar burada oturmaya devam edecekler diyerek müesseseden çay bile ikram etmeye başlamışlardı :D Halimiz iyiydi de biraz da bir sonraki görüşmelerimize muhabbet kalsın diyerek kalktık. Dışarıdan bakanlar kesin bunların kafası güzel, sarhoşlardır demiştir =) Eee koskoca 2 senenin hasreti 4 saatte bitmez en azından bizimkisi bitmez =)

Hayatımdan biri çıkar biri girer. Nage’yle buluştuğumda şunu fark etti(k)m. Bizim etrafımızda arkadaşımız olan insanlar, araya yıllar girse de aramızdaki sıcaklığın, samimiyetin azalmadığı ve kaldığı yerden devam edebildiği kişiler. Belki de bu nedenle neşemiz hep yerinde. Sorunlarımız olsa da bunu beraber çözüyoruz. Arkadaşlık tanımımızın ortak olduğunu her buluşmamızda yeniden fark ediyoruz. Zamanla bakışlarımızla bile bunu hisseder hale geldik. En güzeli de yani benim en hoşuma giden durum ise onların yanında mutlu olmam =) Mutluyum ya var mı ötesi. Onları görür görmez bir anda gülümsüyorum, ister istemez konuşurken bu yüzüme ve ses tonuma da yansıyor. Harika bir duygu. Herkese böyle arkadaşlarının olmasını diliyorum. Mesela geçen gün bir anda 90lı yıllar türkçe pop kliplerini izlemek istedim. Yetmedi bide Burak’ın duvarında paylaştım. O saatte kime takılsam benim bazen esen tuhaf atışmalarımı kaldırır diye düşündüm ve aklıma Burak geldi. Oda gene benim lise ve dershaneden arkadaşımdır. Uzun süre hatta saatler boyunca konuştuk. Ben ona takıldım o anlayışla karşılık verdi.

Zamanla arkadaşlarımı kategorize etmeye başladım. Gülmek istediğimde X le, içmek istediğimde Y le, dertleşmek istediğimde Z kişisiyle takılmam gibi. Her şeyimi bir kişiyle yapamam ki. Buda benim aslında arkadaşlık tanımlarımdan biri. Bu tanımım yavaş yavaş oturmaya başlıyor ama o otururken bende bir sürü şey yaşıyorum.

Bunlara artık üzülmüyorum.
En azından eskisi kadar kafama takıp düşünmüyorum.

2 yorum:

  1. Mail at lan bana o sporu!

    YanıtlaSil
  2. =) atarım ama yapcaksan.Yoksa millete atıyorum ama kimse yapmıyo ve "aman bu çok zormuş" diyolar #)

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)