21 Eylül 2011

Aklımın İplerini Saldım …2


Ne zamandır bi aklımın iplerini saldım yazısı yazmamıştım. Bakıyorum da sonunda o gün gelmiş. Bu sefer yazacağım konu ayrılık ya da biten bir şeyin üzerine gösterdiğimiz davranışlarla ilgili hatta kendimle ilgili. Böyle durumlarda kendimi yazmam daha kolay ve en önemlisi de bana daha samimi geliyor =)

İnsan hayatında biten bir aşk, sevgi, arkadaşlık hatta kaç senelik dostluklar olabilir. Bir tarafın bir küçük davranışıyla değişir her şey. O kişinin hayatınızdaki önemiyle yeri gelir tüm hayatınız, yeri gelir bir kısmı değişir. Yani sonuç olarak bir anda değişir bütün işler.

Hayatımda bir defa biten bir arkadaşlığım için üzülmüştüm. O zamanların verdiği tecrübesizlik, çocukluk sonucunda sorunun harbiden bende olduğunu sanmıştım ve kara kara “Nasıl oldu? Ne yaptım da oldu?” diye düşünmekten hasta olmuştum. Sonra kafamı kaldırıp baktığımda üzülenin sadece ben olduğumu, karşı tarafın ise hayatına sanki hiç bir şey olmamış gibi devam ettiğini gördükten sonra çok farklı bir Zehirli Sarmaşık olarak yeniden doğmuştum. Bundan sonra her şey farklı olacaktı. Kimseye bu kadar çok güvenmeyecektim. Güvenmek çok önemli bir kavramdı artık benim için. Bunu hem kendim için hem de sağlığım için yapmalıydım. Herkesle arkadaş olup konuşmalı ama yeri geldiğinde de seviyeyi koymalıydım. Çok mu zordu evet, başlarda çok zordu ama zamanla işte bu tecrübe dediğimiz olaylarla o kadar da zor olmamaya başlıyor bazı şeyler.

Arkadaşlık kelimesinin içini doldurmakta böyle bir şey. Şanlıysanız bunu doğru dolduranlarla karşılaşıp arkadaşlığınızı dostluk ya da daha ileri seviyeye taşıyabiliyorsunuz. Bide kimse kimsenin artık kahrını çekmek zorunda değil bunun yanında bende kimseye kahrımı çektirmek zorunda değilim ki. Yeri geliyor birisini tanırken özveride bulunuyoruz, bazen görmemezlikten geliyoruz ama bunlar karşı taraf tarafından seviyeyi aşma ve kullanıldığınızı hissetme noktasına gelindiği zaman sizde öyle mi bilmiyorum ama bende kontakların atmasına neden oluyor. Benim ters tarafım çok terstir. Bu terslik çirkefleşmek, kötülüğe bürünmek şeklinde anlaşılmasın sakın. Ben artık o kişiyi hiç takmam hem de HİÇ! Ne konuşurum, ne yüzüne bakarım. Anlayacağınız adam yerine bile koymam. İster beni silsin ister çaktırmadan koynuna alıp sevsin umurumda bile olmaz. Kimseyi kolay kolay silmemem bundan zaten. Bir şeyleri kurtarmak için verdiğim son fırsatlar, son gözlemler hep bunun olmaması içindir. Anlayan anlar ama anlamayan üzgünüm çıkar hayatımdan.

Kendimi övmeyi pek sevmiyorum çünkü çevremde beni tanıyan ya da zamanla tanımış kişiler zaten gereken şeyleri yeri geldiğinde söylüyorlar. Övgüler, sevilmek, iltifat almak harika bir duygu hatta en utandığım ama teşekkürümü de saygıyla söylediğim durum. Bunun sonucunda kıskanılıyorum biliyorum. Hayatım boyunca biten ilişkilerim, arkadaşlıklarım hep buna bağlı oldu. Beni çekemeyen, kendini yanımda vasıfsız ya da artık nasıl görüyorsa gören kişiler zamanla içlerindeki bozulmuş duygularıyla küçük bir şeyi büyüttüler büyüttüler ve bir anda patladılar. Şimdi yazarken dikkatimi çekti de bu patlamalar hiç karşıma çıkıp yapılmadı. Dolaylı yollardan, kişiler aracığıyla ya da internetin kullanımıyla yapılan laf sokma çabalarıyla oldu. İnsanlar bir tuhaf diyorum da inanmıyorsunuz, tuhaflar işte. Kıskanıyorsan, çekemiyorsan gelip bunu yüzüme söyle ya da bitir. Bitir ki senin de kafan rahat olsun benimde. Ama yok, insanlar hemen sizin çevrenizi bozmaya çalışıyor. Bakıyorlar olmuyor çünkü sağlam, dürüst karakterli bir kişi var karşılarında bu seferde konuştuklarını onunla konuşma diyorlar. İki kişinin arasında olan şeye hayatta girmem. Ne demişler filler kavga eder olan çimenlere olur. Ouvv burada ben fil olsam karşımdaki ne olur acaba?? Hmm fil olmayacağı kesin çünkü onu kendimle aynı seviyede görmem. Aslında saflık bende onlar çok önceden benimle aralarında büyük bir fark olduğunu fark edip kıskanmaya başlarken ben hala onlarla bir şeyler paylaşmaya çalışmışım. Arkadaşlık, beraberlik hayatın her alanındaki ikili ilişkiler sona yaklaşırken zamanında yaptığınız küçük iyilikler ya da söylediğiniz sözler önemini karşı taraf tarafından yitirmeye başlıyor. Onlar bunu önemsememeye başladıkları zamanda siz bir şeylerin değiştiğini fark ediyorsunuz. Aklınızda bulunsun, benden size bir tavsiye: böyle bir durum olduğunda bitirin. İster son sözü söyleyin isterseniz direk susun ama sonucunda bitirin. Canınızı kimse için yakmayın. Bu hayatta kimse sizin mutluluğunuzu bozamaz. Buna hakkının olmadığını bilin.

İşin aslında en komik yanı ne biliyor musunuz? Yazarken bile yüzümde tebessüm oluşuyor. Bayanımızın hoşlandığı erkek benimle konuşuyor diye ona yasak getirmeye çalışması. Bana getirmeye çalışmıyor zaten getiremezdi bunu biliyor ve karşı tarafa gidiyor bunu bildiriyor. Oda bunu önemsemiyor derken olaylar değişiyor. Bu olayın sonucunu söyleyeyim: kız artık hayatımızda değil ama biz hala mesajlaşıp konuşuyoruz. Arkadaş olduk. Hayat böyle işte. Sonra dönüp de her tanıdığına “Ben herkesten kazık yedim.” dersin. Önce üzerinden bu kapris ve çekememezlik duygusunu at sonra bak bakalım kim sana kazık atıyor. Fark edemediği nokta bu. Yoksa olay kazık atmak ya da yemek değil. İnsanların üzerinde kimse baskı kuramaz bu sevgilin bile olsa olmaz. Bana böyle bir şey yapsaydı ilk söyleyeceğim şey “Anam mısın babam mısın ki bana karışıyorsun!?” olurdu. Bunun yanında hayatınızda çok önem verdiğiniz birkaç kişi olur. Onların sözüne de güvenirsiniz zaten ve bu sözü söylemezsiniz hatta söyletmezsiniz bile. İnsanların anlamadığı ikinci noktada bu işte. İlişkileri yıllar boyu sürmüş hatta yılların evliliklerinin bile sonunu getiren davranış bu!

Gidip orada burada beni konuş sanki konu kıtlığı çekiyor gibi sonra da gel suçlu ben gibiymişim gibi yap. Harbiden sorun bende değil sendeymiş!

Bütün bu dediklerimin üzerine işin güzel yanı ne biliyor musunuz?? Böyle insanlarla nasıl mücadele edeceğimi anladım. Tecrübeler insanların davranışlarını etkilermiş, gerçekten de öyle.

Ne diyebilirim ki biraz büyüyün, arının, atın içinizdeki kötülükleri.
Hayat o kadar kısa ki ne kimseyi üzüp zevk almaya çalışın ne de beyninizde olanları düşünüp kurgulayıp, keyfinizi kaçırın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)