8 Ağustos 2011

İçgüler & İlişkiler


İlk görüşte çok sevdiğiniz hani şu kanım kaynadı tabiriyle hoşlandığınız birinden daha sonra nefret edebilir misiniz ya da ilk görüşte sevmediğiniz bir kişiyi tanıdıkça sevebilir misiniz?

Dürüst olmak gerekirse genelde ilk izlenimler değişmez. Ne kadar değişsin isteseniz de değişmez. Ki bu ilk izlenimlerde insan yanılmaz. Nasıl hislerimiz var bilmiyorum ama yanılmıyoruz. İlk görüşte güvenmediğiniz bir insanla iş arkadaşlığınız devam ederken zamanla onu tanıyabilirsiniz ama ara ara o ilk anınız ve hisleriniz gelir aklınıza. İnsanlar şunu anlamıyor; iş arkadaşlığı ile özel hayattaki arkadaşlık farklı olmalı. Duygularla hareket edilmemeli. Duygularla hareket edildiğinde ise anlaşmazlıklar çıkıyor, çekememeler, birbirinin arkasından iş çevirmeler sonra bunların ortaya çıkmasıyla inkâr çabaları.

Hayatımdaki herkes ve her şey benim yazılarımın konusu olabilir. Kimi ne zaman ve ne için seçeceğim hiç belli olmaz. Bunu yaparken kimseyi kırmam, incitmem, rencide etmem ve tabi Blog’umda onun hakkında hiç bir bilgiyi açık etmem. Çünkü benim için önemli olan olaydır, olanlardır hatta yaşanılanlardı. Belki de uzaktan olanları izleme durumum dolayısıyla böyle olabilir. Eskiden beri böyle davranırım. Yazarım, not alırım sonra da olanları düşünür kurgularım. Bir şekilde olanları tekrar kafamda yaşarım. Yeri gelir görmezden gelirim yeri gelir buna dur derim ve alırım önüme bilgisayarımı ve içimi dökene kadar yazarım da yazarım. Sonunda içime sinerse de burada yayınlarım. Beğenende var yazılarımı beğenmeyende.

İnsan büyüdükçe daha çok insan sarrafı olmaya başlıyor. Bunu bu kadar net söylemek bile cesaret istiyor. Yıllar geçtikçe şunu da öğrendim. İnsanlar size bir şeyler anlatırken onları sadece dinlemeyin. Eğer böyle yaparsanız sonrasında durmadan anlatmaya başlıyorlar. Karşılarındakinin de bir insan olduğunu unutuyorlar. Siz bir yerden sonra patladığınız zaman ise sorunlu sizmişsiniz gibi davranıyorlar. Asıl sorun o kişilerin ne aradıklarını bilmemeleri. Sizi belki de arkadaşı olarak değil de dertlerini anlatıp rahatlama yeri olarak görüyordur. İster istemez bu izlenimi de vermiş olabilirsiniz. Arkadaşlık, dostluk ya da adı ne olursa olsun insan ilişkileri bu demin anlattığım şekilde olmaz. Çıkar ilişkilerinin kişiler arasına girmesi ve günümüzde sürekli artan bencillik birleşince kullanılan insan ve kullanılacak insan şeklinde bir arayışa geçiniliyor. Yeri geliyor insan kendi içinde çözemediği sorunları oluyor, olmuyor mu benim de oluyor ama bunu bencilce sadece bir kişiye atıp durmadan o kişiyi kullanmıyorum. Gidip de 10 kişiye de anlatmıyorum. Şunu yapıyorum benim gibi düşünen bir elin parmaklarını bile geçmeyecek kişi sayısı kadar güvendiğim insanla konuşuyorum. Bir kişide bütün özellikleri aramıyorum. Her arkadaşımda farklı özellikler vardır benim. Eğlenmek istediğimde x kişisiyle, deli dolu bir şeyler yapmak istediğimde y kişisiyle takılırım. Düşüncelerini beğendiğim ve kararsız kaldığımda ise z arkadaşım yardımcı olur bana. Bence hayatı en güzel yaşama şeklide bu olmalı. Onların size gösterdiği anlayış ise en temel olan. Eğer böyle olmazsa neden onunla buluştun da beni çağırmadın gibi triplere giriliyor ki benim en sevmediğim durum bu. Bana bu şekilde karışılmasını sevmediğimi daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Sevgilim bile olsa bu şekilde bi soruyla bana gelemez.


Diyeceksiniz bu konuda nerden çıktı.
Bende diyeceğim ki okuduğunuz gibi olaylardan, olanlardan hatta yaşanılanlardan…

2 yorum:

  1. aslında bnim her zaman tam tersi ilk gördüğüm zaman olan yargı gştmiştir :)

    YanıtlaSil
  2. bu güzel bişey Mia =) Keşke yeri gelse bende de böyle olsa ama olmuyo işte.İlk izlenimim hiç şaşmıyo #)

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)