21 Ağustos 2010

Une Belle Histoire

İşte bu şarkı. Beni geçmişe ve bi o kadar da eskiye götürdü. O yıllara masum ve çocuksu günlere. Saf olan sevginin ve tutkunun en çok olduğu günler. Müziğin ritmi ve notaların tınısı sardıkça bedenimi farklı bi duygu kaplamaya başlıyor beni. Battaniyemin altında kedimin sıcaklığıyla bu hayata ve sana daha bir aşık oluyorum. Sözlerin ne önemi var ya da söylenenlerin duygular ön plandaysa. Kalbim konuşuyo şarkıyla belkide çatışıyo. Daha bi giriyorum battaniyenin altına ve sarılıyorum sarılıyorum canıma. Alkış seslerini duyuyorum sonrasında. Kucağım da uyuyan yaramaza bakıyorum şu an ki duygularıma onay verircesine bakıyo suratıma =) Ondan aldığım izinle sarılıyorum kalem ve kağıdıma, bana eşlik ediyo o da. Yaşadıklarıma ortak oluyo ve kendi de yazıyo bi şeyler. Mutluluk bu muydu acaba yoksa... Devamını getiremiyorum çünkü bu ana alternatif sunmak istemiyorum. Kulağıma gelen son ses "Une belle histoire" aşıkların en eski ve hisli şarkısı.
Sadece belirtmek istedim. Ben bu şarkıyı çok severim. Kordon'da otururken bi kafeden yükselen bu şarkının sesiyle gene mest oluyorum ama tek farkla bu sefer yanımda canım yok. O kafe de bi kahveyle günümü özetliyorum. Kulağımda bu şarkı, elimde kahvem, karşım da ise nefis deniz manzarası. Yalnız ama mutlu olduğum dakikalar bunlar. "Daha ne isterim." düşüncesi hakim beynimde ya da "Dünya dursa umurumda değil" en mutlu anım bu oluyor ve eve gelince de bu yazım ortaya çıkıyor.

Herkese sevdiği şarkılarla mutluluklar.
Onu bulunca peşini bırakmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)