3 Ocak 2010

Little Things

Bazen düşünüyorum da,
biz birbirimizi çok sevmişiz.
Hemde çok.
O sevgi daha sonralarda saygıda oldu,
birbirimizi tamamlamakta.
Hiç eksilmedi,
inadına arttı bu sevgi.
Kimse bilmedi,
anlamadı bile.
Bakışlarımızla durumu idare ettik,
anlaştık,
kimseye çaktırmadık.





Gizli olanı sevdim ben,
sense bu gizliliğe ortak olmayı belkide bunu araştırmayı.
Sözcüklerden yazılar yazdım sana,
duyguları dile getirdim.
Sense şiir yapıp her yere serptin.

Bi ilhamın vardı senin, ben olmayan;
benim ilhamım ise sendin, farkında olmadan.

Her yazımı sana ithaf ettim ben.
Seni düşündüm
ve
kurguladım bu hikayeyi kafamda.
Dile getirmeye çalıştım,
uğraştım gene.
Ama bu kadarı geliyor elimden işte.
İçimi döküyorum bu şekilde-azda olsa-
Kalemim kağıdını istiyor gene bu aralar,
bense ilham kaynağımı...

Sen oldun gene bak bu yazının baş kahramanı.
Bilinçli başlamadım ama oldu işte.
Aynı sana aşık olmam gibi.
Bendeki ilk düşüncelerini değiştirmedin hiç.
Nasıl tanımladıysam seni öyle çıktın karşıma.
İçten ve tabi doğal.

Saçma sapan güldük senle,
eğlendik,
bazende ağladık.

Bir tek sana güvendim,
içimden bi ses öyle dedi ve istedi sanki.
Kimseye söyleyemediğim
ve
belkide hiç dile getirmeyeceğim şeyleri anlattım sana
tabi sende bana.
Omzunda ağladım çünkü en zor günlerimde yanımda bir tek sen vardın.
Yanında yattım,
sabahları senle uyandım.
En güzel andı, sabah senin yüzünü görüp uyanmak
ve
birbirimize sarılıp o şekilde kalmak
belkide
uyumak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)