13 Aralık 2009

Hiç Kimse Bilmedi


Bazen içim o kadar sıkılıyor ki ne yapacağımı bilemiyorum ve vuruyorum kendimi yollara.
Takıyorum kulağıma MP3'ümü yürüyorum.
Artık neresi olursa.
Acele etmiyorum ya da telaşlanmıyorum.
"Ne anlamı kaldı ki?" diyorum.


Bazen de düşünüyorum daha öğreneceğim çok şey var ya da yaşayacağım bi sürü şey. Yakın zamanda öğrendiğim yeni bir şey daha var mesela.

Bir insandan ayrılınca ve onu yeniden görünce neden hiç bir şey olmamış gibi davranırız?

İçimizde bitirdiğimiz bir şeyi mantığımızda da bitirmek çok kolay ama ya onu görünce bitirmek? İşte o zor be arkadaş, hemde çok zor! Bilinmeyen bir şeyi yaşamak ise en zoru. Kimsenin bilmediği, fark etmediği hatta şüphelenmediği bir şeyi anlatıyorum sana  ya da herkese itiraf ediyorum.

Güldüm sadece yanında ya da o ayrılık olmamış gibi davrandım, akışına bıraktığım yaşadıklarıma inat. İlk gördüğümde ne diyeceğimi bilemedim. "Selam" dedim. O koskoca zaman diliminin sonunda ağzımdan sadece bu kelime çıkmıştı. Halbuki böyle durumlarda pek birbirimizi tanımazdık (Hiç). Öyledir ya biten ilişkinin ardından herkes kendi yoluna gider. Bizde aslında hiç bir şey bitmemiş onu anladım. Sadece virgül girmiş araya hemde uzun (upuzun) bir virgül. Espirilerle ya da tiye almalarla geçti zaman.

Bugün yataktan çok mutlu uyandım. Küçük bir çocuğun 23 Nisan sabahına uyanması gibiydi sanki. İzmir'de güneş vardı bugün. Karşıyaka'ya gittim. Giderken de yolda ne kadar mutlu şarkım varsa hepsini dinledim hatta yetmedi bir de söyledim. Solfej dersim iptal oldu ve direk iskeleye geçtim, çantamdaki defterimi çıkardım ve işte bu okuduğunuz yazıyı yazdım. Güneşin denizdeki parlamasıyla ne soğuğu, ne de rüzgarı düşündüm sadece mutluluğuma neden buldum.

Asıl nedeni biliyordum aslında ama içimde kalmasını daha çok istedim.
Kendi kendime yaşadım.
Çaktırmadım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)